Olayların başlangıcı 1924 yılına uzanıyor. Botanikçi Henri Perrier de la Bathie, dönemin Vali Genel Marcel Olivier’nin onayıyla Tulear yakınlarına unlu bitlerin bırakılmasını sağladı.
Amaç, tarım alanlarını kaplayan Opuntia türü raketa kaktüslerini biyolojik yöntemle ortadan kaldırmaktı. Ancak böceklerin yayılımı kontrol altında tutulamadı ve kısa sürede hedeflenen bölgenin dışına çıkarak komşu Androy'a kadar ulaştı.
KAKTÜSLER HAYATİ ÖNEME SAHİP
Raketa kaktüsü, 18. yüzyılda Madagaskar’a getirildikten sonra adanın güneyindeki kurak koşullara uyum sağladı. Zamanla Antandroy halkının günlük yaşamında önemli bir yere sahip oldu.
Özellikle kurak mevsimlerde kaktüsler hem insanlar hem de hayvanlar için gıda ve su kaynağı olarak kullanılıyordu. Bitkiler aynı zamanda yerleşim yerlerinin çevresinde doğal çit görevi görüyor, geçmişte sömürge yönetimine karşı direniş dönemlerinde de doğal bariyer olarak kullanılıyordu.
Doğaya bırakılan unlu bitlerin hızla çoğalması, raketa kaktüslerinin kısa sürede ciddi biçimde zarar görmesine neden oldu.
Dönemin kayıtlarına göre tahribat geniş bir alana yayıldı. Fransız sömürge yönetiminin 1929 tarihli raporunda, raketa kaktüslerinin bölgede tamamen tükendiği bildirildi.

Böceklerin yayılması, yaklaşık 500 bin kişinin ve 2 milyon civarında büyükbaş hayvanın yaşadığı geniş bir coğrafyayı etkiledi.
Kaktüslerin ortadan kalkması özellikle hayvancılıkla geçinen topluluklar açısından ağır sonuçlar doğurdu.
Antandroy göçerlerinin sürüleri için kurak dönemlerde önemli bir yem ve su kaynağı olan bitkilerin yok olması, hayvanların hayatta kalmasını zorlaştırdı.
Wisconsin-Madison Üniversitesi tarihçisi Jeffrey Kaufmann'ın aktardığı dönemin resmi kayıtlarına göre, büyük kıtlığın etkileri tam olarak ortaya çıkmadan önce yalnızca Androy bölgesinde yaklaşık 10 bin sığırın telef olduğu kayıtlara geçti.
KAKTÜSÜ KORUYAN KÖYLER DAHA AZ HASAR ALDI
Daha sonraki incelemeler, krizin dikkat çekici bir başka yönünü de ortaya koydu. Unlu bitlerin yayılmasına rağmen raketa kaktüslerini yetiştirmeyi sürdüren az sayıdaki köyün, yaşanan krizden diğer yerleşimlere kıyasla daha az etkilendiği görüldü.
Tarım alanı açmak amacıyla ortadan kaldırılmak istenen kaktüslerin, bölge halkı açısından özellikle uzun süren kuraklıklarda önemli bir gıda ve su güvencesi olduğu böylece daha belirgin hale geldi.