Londra’daki St. Mary's Hospital'da görev yapan İskoç bakteriyolog Alexander Fleming, 3 Eylül 1928 tarihinde iki haftalık tatilinin ardından laboratuvarına döndüğünde temizlenmemiş bir deney kabının üzerinde küf oluştuğunu fark etti. Kirlenmiş kabı çöpe atmak yerine inceleyen Fleming, küfün etrafındaki alanda bakterilerin gelişemediğini tespit etti. Penicillium cinsi mantarların bakterileri yok eden bir madde salgıladığını belirleyen araştırmacı, bu bileşiğe "penisilin" adını vererek bulgularını 1929 yılında bilimsel bir makaleyle kamuoyuna duyurdu. Ancak saflaştırma ve kitlesel üretim zorlukları nedeniyle çalışma ilk yıllarda tıp dünyasında geniş bir karşılık bulamadı.

Yaklaşık 10 yıl sonra Oxford Üniversitesi'nden patolog Howard Florey ve biyokimyacı Ernst Chain, Fleming'in çalışmasını yeniden ele alarak maddeyi saflaştırıp yoğunlaştırmayı başardı. 1940 yılında fareler üzerinde yürütülen deneylerde penisilin uygulanan deneklerin bakteriyel enfeksiyonlara karşı hayatta kaldığı belgelendi. Şubat 1941'de ise ağır stafilokok enfeksiyonu geçiren İngiliz bir polis memuruna ilk insanlı deneme yapıldı. Hastada hızlı bir iyileşme gözlenmesine rağmen stokların tükenmesi nedeniyle tedavi yarım kaldı ve kitlesel üretimin zorunluluğu kesinleşti.

II. DÜNYA SAVAŞI’NDA KİTLESEL ÜRETİME GEÇİLDİ

Üretim kapasitesini artırmak amacıyla 1941 yılında ABD’ye giden araştırmacılar, Illinois'deki laboratuvarlarda daha yüksek verim sağlayan yeni bir Penicillium türü ve "derin tank fermantasyonu" yöntemini geliştirdi. Sıvı tanklarda yürütülen bu sanayi ölçekli üretim sayesinde penisilin laboratuvar aşamasından çıkarak kitlesel bir tıbbi ürüne dönüştü. 1942 ve 1943 yıllarında II. Dünya Savaşı cephelerindeki yaralı askerlerin tedavisinde yaygın olarak kullanılan ilaç, 1943 itibarıyla müttefik ordularının tüm ihtiyacını karşılayacak seviyeye ulaştırıldı.

1945 NOBEL TIP ÖDÜLÜ VE MODERN ANTİBİYOTİK ÇAĞI

Savaşın sona ermesinin ardından 1946 yılında sivil pazarın erişimine açılan penisilin, daha önce ölümcül seyreden birçok bakteriyel hastalığın tedavisinde standart yöntem haline geldi. İnsanlık tarihinin en önemli tıbbi dönüm noktalarından biri kabul edilen bu keşif ve geliştirme süreci, 1945 yılında Alexander Fleming, Howard Florey ve Ernst Chain'e Nobel Tıp Ödülü'nü kazandırdı.

Kaynak olarak ekle