Fenerbahçe için Lyon'da yalnızca bir tur oynanmayacak.

Bir sezonun psikolojisi de oynanacak.

Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi hasreti artık takvimle değil, hafızayla ölçülüyor.

17 sezon…

Her sezon başka bir umut, başka bir eşik, başka bir “bu kez olacak” cümlesi…

Sonra “yine olmadı.”

Şimdi o uzun bekleyişin önünde sadece bir maç kaldı.

Lyon'da Fenerbahçe'nin ihtiyacı güzel futbol değil, doğru futbol.

İlk maç 1-1 bitti.

Dolayısıyla Fenerbahçe'nin Lyon'da kendisini kanıtlama, tribüne hoş görünme, “Ben daha iyi oynuyorum” deme mecburiyeti yok.

Tek bir sorunun cevabını aramalı:

Tur nasıl geçilir?

Gerekirse Lyon'a topu bırakacak. Gerektiğinde oyunun temposunu düşürecek. Savunma güvenliğini öne koyacak. Ama bunu korkarak değil, hesabını bilerek yapacak.

Avrupa futbolu bazen estetiği değil, aklı ödüllendirir.

Güzel futbol alkış alır, doğru futbol tur atlatır.

GENÇLERBİRLİĞİ UYARISI

Gençlerbirliği yenilgisi belki de Fenerbahçe'nin sezon başında alabileceği en faydalı uyarılardan biriydi.

Rotasyon tartışması…

Savunmadaki zaaflar…

Hakem ve VAR kararları…

Yayıncı kuruluşun kritik pozisyonlara yaklaşımı…

Mahmut Uslu'nun açıklamalarının ardından gelen ağır cezalar…

Bütün bunlar yönetim için birer uyarı levhası.

Bu sezon kolay geçmeyecek.

Konyaspor karşısındaki 4-2'lik galibiyet moral verdi ama rakibin defalarca gol pozisyonuna girmesi, Lyon maçı öncesinde savunma alarmının tamamen susmadığını gösterdi.

Fenerbahçe'nin Fransa'da en küçük savunma hatasını bile kaldıracak lüksü yok.

KARTAL'IN SINAVI

İsmail Kartal için de bu maç sıradan bir Avrupa karşılaşması değil.

“Bir telefonla takımın başına geldi” eleştirilerinin gölgesinde göreve başlayan Kartal'ın kendisini anlatacağı yer basın toplantısı değil, Lyon karşısında oynatacağı futboldur.

Fakat bunun yolu kendisini ispatlamaktan geçmiyor.

Kendisini unutturacak kadar Fenerbahçe'yi düşünmekten geçiyor.

Oyunu okuyacak. Sabredecek. Gerektiğinde risk alacak, gerektiğinde riskten kaçınacak.

İsmail Kartal'ın, iki yıl önce Olympiakos karşısında penaltılara kadar taşınan o trajik geceden gerekli dersleri çıkarmış olması gerekiyor.

Çünkü Lyon'da da bir anlık kontrol kaybının bedeli ağır olur.

TRİBÜNE DÜŞEN GÖREV

Fenerbahçe taraftarına sezon sonuna kadar büyük bir sorumluluk düşüyor.

İlk pas hatasında homurdanmamak…

Gol geciktiğinde sabretmek…

Bir mağlubiyeti bütün sezona yaymamak…

Biriken öfkeyi tribünden sahaya taşımamak…

Lyon'da ne olursa olsun, Fenerbahçe'nin asıl mücadelesi ertesi gün devam edecek.

Şampiyonlar Ligi'ne kalınırsa bu coşkuyu lige taşımak gerekecek.

Olası bir elenme durumunda, 17 yıllık hasretin yaratacağı hayal kırıklığının takımı lig yarışında aşağı çekmesine izin vermemek gerekecek.

Çünkü böyle bir hayal kırıklığının toparlanması kolay olmayacak.

Taraftarın görevi yalnızca iyi günde alkışlamak değil; kötü günün ertesi sabahında takımın yeniden ayağa kalkmasını sağlamaktır.

SONUCUN LİGE DE TESİRİ OLUR

26 Ağustos gecesinin sonunda kimse “İyi oynadık ama…” demek istemiyor.

Fenerbahçe'nin Lyon'da güzel bir hikâyeye değil, mutlu bir sona ihtiyacı var.

17 yıldır bekleyen bir tribün var.

O tribünün çocukları büyüdü.

Çocukken babasının elinden tutup Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi'nde görmek isteyenler, bugün kendi çocuklarını stada götürüyor.

Ve hâlâ aynı soruyu soruyor:

“Bu kez olacak mı?”

Şimdi o sorunun cevabını Lyon'un çimleri verecek.

Vereceği cevap, yalnızca Şampiyonlar Ligi'nin değil, Fenerbahçe'nin sezonunun da yönünü çizecek.

Kaynak olarak ekle