Bilim insanları, Kanada'nın Kuzey Ontario bölgesindeki Timmins kenti yakınlarında yer alan Kidd Creek Madeni'nde yürüttümleri çalışmalarda, yerin yaklaşık 1,8 mil (3 km) altında iki milyar yıllık yeraltı suyu tespit etti. Bakır, çinko ve gümüş çıkarılan ve dünyanın en derin baz metal madenlerinden biri olan tesiste bulunan bu su, bugüne kadar doğrudan ulaşılan ve akan haldeki en eski su kütlesi olarak kayıtlara geçti.

VOLKANİK KAYALARIN ARASINDA BULUNDU 

Toronto Üniversitesi'nden Barbara Sherwood Lollar’ın 1992 yılında başlattığı saha çalışmalarının devamında, 2013 yılında yerin 1,5 mil altında 1,5 milyar yıllık suya ulaşılmıştı. Oliver Warr liderliğindeki araştırma ekibinin madenin daha derin noktalarına inmesiyle birlikte, antik bir deniz tabanını oluşturan volkanik kayaçların arasındaki çatlaklarda yaşları 1 milyar ile 2,2 milyar yıl arasında değişen yeni su örnekleri mühürlenmiş halde bulundu.

GAZLARIN MİKTARI ÖLÇÜLDÜ 

Söz konusu su elementlerinin yaşını belirlemek için karbon testi yerine, kayaçlardaki elementlerin zamanla değişmesiyle sıvılarda biriken helyum, neon, argon, kripton ve ksenon gibi soylu gazların miktarı ölçüldü. Araştırmacılar, elde edilen milyarlarca yıllık sonucun suyun ilk oluşum tarihi değil, yüzeyle bağının kesildiği "minimum izole kalma süresi" olduğunu rapor etti.

DENİZ SUYUN 10 KAT DAHA TUZLU 

Saha çalışmaları sırasında kokusu ve kimyasal yapısıyla dikkat çeken akışkanın, normal deniz suyuna oranla 10 kat daha fazla tuzluluk oranına sahip olduğu, yoğun miktarda çözünmüş mineral, kükürt ve asit barındırdığı laboratuvar analizleriyle doğrulandı.

Kaynak olarak ekle

GÜNEŞ IŞIKSIZ YAŞAM FORMLARI 

Nature Communications ve Geochimica et Cosmochimica Acta dergilerinde yayımlanan makalelere göre, su ve kayaçlar arasında meydana gelen kimyasal reaksiyonların hidrojen ve sülfat ürettiği belirlendi. Kidd Creek Gözlemevi bünyesinde yapılan incelemelerde, bu kimyasal reaksiyonları besin olarak kullanan ve sülfat bazlı metabolizmaya sahip yerli mikrobiyal toplulukların varlığı tespit edildi. Bulgular, güneş ışığı ve organik maddeden tamamen bağımsız, izole bir yer altı biyosferinin var olabileceğini kanıtladı.