Gökbilimciler, Dünya'dan yaklaşık 2,5 kat daha geniş ancak 23,5 kat daha fazla kütleye sahip olağanüstü yoğun bir ötegezegen keşfetti. GJ 523b adı verilen bu gezegen, kütlesi gaz devlerinin oluşum sınırını aşmasına rağmen gaz katmanı taşımayan kayalık bir yapıya sahip. Bu durum, gezegenlerin nasıl oluştuğuna dair mevcut teorileri sorgulatıyor.

"MEGA-DÜNYA" SINIRINI AŞTI

GJ 523b, yıldızının çevresindeki bir turunu 17,75 günde tamamlıyor. Sistemin yaşının ise yaklaşık 170 milyon yıl olduğu tahmin ediliyor. Bu tür olağanüstü kütleli ve büyük ölçüde kayalık gezegenler resmi bir gezegen sınıfı oluşturmasa da, astronomlar tarafından on yılı aşkın süredir "mega-Dünya" olarak adlandırılıyor.

GJ 523b'yi sıra dışı yapan temel nokta ise bu kadar büyük bir gezegen olmasına rağmen yüksek miktarda gaz içeren bir yapıya sahip görünmemesi. Gezegenlerin genç yıldızların çevresindeki gaz ve toz disklerinde kaya ve metalden oluşan çekirdeklerin büyümesiyle meydana geldiği düşünülüyor. Yeterince büyüyen çekirdekler daha sonra çevredeki hidrojen ve helyumu hızla çekerek kalın gaz katmanları oluşturabiliyor.

Güneş Sistemi'ndeki Jüpiter ve Satürn gibi gaz devlerinin de çekirdekleri yaklaşık 20 Dünya kütlesine ulaştığında büyük miktarlarda gaz toplamaya başladığı düşünülüyor. GJ 523b ise 23,5 Dünya kütlesiyle bu sınırı aşmış durumda. Buna rağmen yüksek yoğunluğu, gezegenin ağırlıklı olarak kayalık bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.

Kaynak olarak ekle

ÇARPIŞMA TEORİSİ ÖNE SÜRÜLDÜ

Araştırmacılara göre GJ 523b'nin mevcut yapısını açıklayabilecek birkaç olasılık bulunuyor. Bunlardan biri, gezegenin başlangıçta kalın bir atmosfere sahip olması ancak zaman içinde bu gaz katmanını kaybetmesi. Bir diğer ihtimal ise çok daha şiddetli bir oluşum sürecine işaret ediyor.

GJ 523b'nin, iki gezegenin çarpışması sonucunda meydana gelmiş olması mümkün. Böyle bir çarpışma gezegenlerin kayalık kütlelerini birleştirirken sahip oldukları gaz katmanlarının önemli bölümünü uzaya savurmuş olabilir.

Ancak araştırmacılar, tek bir örnek üzerinden gezegen oluşumuna ilişkin genel bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığını vurguluyor. Daha fazla mega-Dünya keşfedilmesi, bu tür gezegenlerin nadir istisnalar mı yoksa daha geniş bir gezegen popülasyonunun parçası mı olduğunu anlamaya yardımcı olabilir.