Şekerin Avrupa'ya ulaşmasıyla birlikte insanlar onun sindirimi kolaylaştırdığına, boğaz ağrısını hafiflettiğine ve vücudu güçlendirdiğine inanıyordu. Bu nedenle eczacılar şekeri çeşitli bitkiler ve baharatlarla karıştırarak ilaç benzeri karışımlar hazırlıyor, hastalara küçük miktarlarda veriyordu. Bazı dönemlerde ise Avrupa'yı etkileyen veba salgınları sırasında hazırlanan ilaç reçetelerinde de şeker kullanılıyor, acı bitkisel karışımların tüketimini kolaylaştırdığı ve hastalara güç verdiği düşünülüyordu.
UZUN YILLAR LÜKS VE İLAÇ OLARAK GÖRÜLDÜ
Şeker kamışından elde edilen şeker, uzun süre Akdeniz ve Orta Doğu'dan Avrupa'ya sınırlı miktarda taşındı. Üretimin zor ve maliyetli olması fiyatları oldukça yükseltti. Bu nedenle şeker, altın kadar değerli ticaret ürünleri arasında yer aldı ve çoğu insan hayatı boyunca düzenli olarak şeker tüketemedi.
Kraliyet aileleri ve soylular ise şekeri yalnızca yemeklerde değil, zenginlik göstergesi olarak da kullanıyordu. Büyük şölenlerde tamamen şekerden yapılan süslemeler ve heykeller sergileniyor, misafirlere ev sahibinin servetini göstermek amacıyla özel şekerlemeler ikram ediliyordu.
ŞEKER FABRİKALARI HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ
18. ve 19. yüzyıllarda şeker kamışı üretiminin artması, ardından şeker pancarından şeker elde edilmesinin yaygınlaşmasıyla birlikte fiyatlar hızla düştü. Sanayi Devrimi'nin de etkisiyle kurulan büyük şeker fabrikaları sayesinde bu ürün artık yalnızca zenginlerin değil, geniş halk kesimlerinin de ulaşabildiği bir gıda haline geldi.
Bugün market raflarında kolayca bulunabilen şeker, bir zamanlar yalnızca eczacıların sattığı, ilaç olarak kullanılan ve büyük servetlerle satın alınabilen en değerli ürünlerden biri olarak tarihteki yerini aldı.