İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuştu.

Akşener, grup toplantısının başında, İYİ Parti’nin 21. Dönem MHP Antalya Milletvekili Nesrin Ünal’ı İYİ Parti’nin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığına, iş insanı Harun Cici'yi Giresun Belediye Başkanlığına aday göstereceklerini duyurdu.

Akşener’in konuşmasından satır başları:

-Geçtiğimiz hafta 9 Mehmetçiğimizi daha, teröre şehit verdik. Gökhan Delen, Serkan Sayın, Müslüm Özdemir, Kemal Batur, Emrullah Gülmez; Hakan Gün, Ahmet Köroğlu, Murat Atar, Muhammed Tunahan Evcin... 9 kahramanımız, Pençe-Kilit Harekatı’nda vatanımızı, terör örgütüne karşı korurken, şehit düştüler. Ruhları şad, mekânları cennet olsun. Başımız sağ olsun.

-Unutmayalım ki bugün bu salonlarda, güven içerisinde konuşabiliyorsak bunu bu millet, bu memleket için, göğsünü siper eden nice vatan evladımıza borçluyuz.

-Onlar, analarının kuzuları Türk yurdunun da, yiğit fedaileridir. Biz bugün fedailerimiz için, acımızı yüreğimize basacak tıpkı aileleri gibi, vakur duracak düşmanı güldürmeyeceğiz.

-Bir konuya açıklık getirmek istiyorum, ben her büyük terör hadisesinden sonra her önemli dış politika krizinden sonra ilgili bakanlıkları ve cumhurbaşkanını bugüne kadar telefonla aramışımdır.

-Bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Ben her büyük terör hadisesinden sonra her önemli dış politika krizinden sonra ilgili bakanlıkları ve Cumhurbaşkanını bugüne kadar telefonla aramışımdır.

-Bilgi almışımdır ve ne yapılabileceğini anlamaya çalışmışımdır. Bu defa da aynı şeyi yaptım. 

-İlk defa olan bir hadise değil. Ben eksi İçişleri Bakanıyım, 30 kilometre ileride ordumuzun harekat planına imza atmış bir kişiyim. O günlerde herkesin kaçtığı anda o imzamı oraya koymuş bir şahsım.

-Bir asker kadar her şeyi bildiğimi iddia edemem ama bu devlet için ne yapılması gerektiğini anlamaya çalışan bir insanım. Gizli saklı bir iş değil. Anlayamadığım bir biçimde bu defa çok enteresan Sayın Cumhurbaşkanını, Sayın Dışişleri Bakanını, Sayın Milli Savunma Bakanını aramamı, mesela Milli Savunma Bakanı geri dönmedi ama Sayın Hakan Fidan ve Sayın Erdoğan geri döndüler bilgi verdiler, öğrendim, sonra da arkadaşlarıma bunu aktardım o aktarma üzerine de arkadaşlarımız bir tutum aldır. 

-Meclis grubumuz bir tutum aldı. Günlük siyasette birbirimizi kıyasıya eleştirebiliriz ama dış dünyaya karşı bu tür konularda elbette ortak bir tutum belirlemeliyiz. Teklif bizimdi, ortak bir bildiri imzalanmasını teklif ettik.

-Ve Saadet Partisi, İYİ Parti, MHP, AK Parti bizim teklifimize evet diyerek imza attılar. Anlayamadığım bir biçimde çok da ayıpladığım bir biçimde bir bildiri savaşı çıktı. PKK’lılar herhalde çok mutlu olmuştur. 

-Bu birbirine düşen Gazi Meclis’in mensuplarına çok gülmüşlerdir, çok mutlu olmuşlardır. AK Parti’ye gıcık olmak, onu doğru bulmamak, onun yaptığın işleri eleştirmek, onu sandıkta yenmek, bu iddiayla ortaya çıkmak elbette bizim hakkımızı, herkesin hakkıdır.

-Ama şehit ailelerinin karşısında bu milletin temsilcileri olarak bizler kaya gibi durmak zorundayız o PKK’lı şerefsizlere karşı. Neyse sakin sakin geçirdik konuyu. Şımardıkça şımardılar, hadsizleştikçe hadsizleştiler.

“AYRI BİLDİRİ YAYINLAYANLARIN HEPSİ BU TEZKEREYİ DESTEKLEDİ”

-Şimdi gene şehitlerimiz oldu gene ben aradım. Yahu bu rutin. Milli Savunma Bakanı hala dönmedi ama buna karşılık en hızlı şekilde ilk dönen Sayın Hakan Fidan, gece aradığım için sabah dönen de Sayın Erdoğan. Bilgi aldım. Bunun üzerine arkadaşlarımızla tekrar konuştuk, Gazi Meclisimizin bildirisini DEM’in imzalamasını beklemiyoruz zaten. İmzalarsa tuhaf olur.

-Dün bir toplantı oldu, o toplantıda üç siyasi parti imza atacak diğer siyasi partiler imza atmayacak. Bu parçalı bir görüntü PKK’yı bu sefer iki kere zil takıp oynayacak hale getirecek bu sistemden sonuç itibarıyla vazgeçildi.

-Enteresan burası Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasıyla bir ortak tezkere Meclis’e sunuldu, herkes fikrini söyledi, ilginç bir biçimde ayrı bildiri yayınlayanların hepsi bu tezkereyi destekledi.

“İNANIYORUM Kİ ESKİŞEHİR DÜMENCİ BİR İNSANI DA SEÇMEYECEKTİR”

-Soru şu; karın ağrısı İYİ Parti miydi? Karınları ağrıtan İYİ Parti’nin hür ve müstakil olarak seçime girmesi miydi? ‘AK Parti’ye yanlanıyor’ Eğer AK Parti ile bir el sıkışmamız olsa idi bizden ayrılan, bizi çok üzen, bizi kandırmış hissettiğimiz daha başka bir söz söylerim de ayıp olur, bir milletvekilinin bizden seçilip koşa koşa AK Parti’ye geçip, AK Parti tarafından alınıp Eskişehir’e belediye başkan adayı gösterilmesi mümkün olur muydu?

-Hele Meral Akşener’in genel başkan olduğu bir siyasi partide. Basbayağı şahsıma hakarettir.

-Çünkü bu arkadaşımız temayülle gelmiş, demokrasiye uymuşuz koymuşuz. Hadi ben koysam kendi kendimi hiç affetmezdim, affetmediğimi gibi bazı konularda. Oradaki insanların üyelerin kandırıldığı bir sistemde bahsediyorum, inanıyorum ki Eskişehir dümenci bir insanı da seçmeyecektir.

-Demek ki biz kimseye yanlamıyoruz ama nasıl bir dünya bu her iki tarafından argümanları bu...Bunların her birinin ahlaksızlık görüyorum ve gereğini yapmayan namerttir.

-İstediğiniz kadar zırlayın, bağırın, çağırın hür ve müstakil olarak gidip bu milletin sesi olacağız ve kazanacağız. Çünkü bizim hür ve müstakil olmamız bazı şeyleri açığa çıkardı.

-Hani her konuda biz suçluyduk. El sıkışın kardeşim dürüst, açık bir şekilde DEM ile el sıkışın, sizin elinizi tutan mı var? Hemen el sıkışın, hemen bütün her yeri alın. Bizim seçmenimiz de madem ki cebinizde duruyor bu da millete büyük bir hakarettir hadi bakalım el sıkışın her yeri alın, görelim bakalım neymiş dünya?

-Türk milleti olarak teröre karşı 40 yıldır sarsılmaz bir iradeyle mücadele ediyoruz. Değil 40, 140 yıl da olsa asla boyun eğmeyeceğiz. Bu yüzden İYİ Parti olarak biz de teröre karşı içerideki ve dışarıdaki mücadeleyi elbette sonuna kadar destekliyoruz.

-Ancak her terör saldırısı sonrasında; ‘can çekişiyorlar, son çırpınışları, ayakkabı numaralarını biliyoruz, kanı yerde kalmadı’ diyerek milletimizi oyalayan ve bu kutlu mücadeleyi bir intikam meselesine indirgeyen hamasete de elbette göz yumamayız.

-Çünkü bizim baktığımız çerçevede devlet intikam almaz, gereğini yapar. Terörle mücadelenin tek amacı terörü tüm unsurlarıyla tamamen bitirmektir. Eğer ki 40 yıl sonra bile hâlâ evlatlarımızı teröre şehit vermeye devam ediyorsak yapmamız gereken şey strateji değiştirmektir. Ama öyle geçtiğimiz yıllarda yapıldığı gibi teröre sözüm ona çözüm bulmak için siyasi arayışlara girmekten bahsetmiyorum.

-Çünkü sözde ‘teröre siyasi çözüm’ diyerek atılan her adım şüphesiz ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşuna varlığına ve huzuruna yönelen birer kurşun olarak, geri dönecektir. Nitekim bunu, yakın tarihimizde yaşadık. Çok acılar çektik. Canlarımızı evlatlarımızı kaybettik… Bir daha tekrarlanmasına da asla müsaade etmeyiz.

SEÇİM AÇIKLAMASI

-31 Mart 2024’te gireceğimiz seçimler; “Ceketimizi koysak kazanırız.” diyenlere karşı; “Milletin istediği kazanır.” diyen; İYİ Parti’nin mücadelesidir. Seçmeni maraba görenlere karşı; Seçmeni velinimet gören; İYİ Parti’nin mücadelesidir. Bu seçimler;

-Yan gelip yatanlara karşı; durmadan, bıkmadan, yorulmadan, çalışan; İYİ Parti’nin mücadelesidir. Bu seçimler; koltuk peşinde, rant peşinde koşup; millete tepeden bakan, siyaset simsarlarına karşı;

-Millet iradesini, yeniden hakim kılma kavgası veren; İYİ Parti’nin mücadelesidir.Ayrıca bu seçimlerde; sadece belediyeler değil, başka şeyler de oylanacak:

-Mesela; DEM’e mahkûm olanlar mı? Hüdapar’a boyun eğenler mi? Yoksa; İYİ Parti’nin, dimdik duruşu mu? İşte bu oylanacak! Mesela; Oy uğruna, bölücülerin sözlerini yutanlar mı?

-Oy uğruna, terörist başının mektubunu okutanlar mı? Yoksa; Bu iki kirli anlayışa da karşı çıkan, İYİ Parti mi? İşte bu oylanacak!

-Mesela; Cumhuriyetimizi, tapulu malı görenler mi? Yüce dinimizin, hamiliğine soyunanlar mı? Yoksa, tüm milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan, İYİ Parti mi? İşte bu oylanacak!

-Mesela; Kendininkinden başka, hiçbir fikre tahammülü olmayan, tek adam monarşisi mi?

-Kendininkinden başka, hiçbir karara saygısı olmayan, eş başkanlar oligarşisi mi? Yoksa; Türkiye’nin milli demokratik yükselişini başlatan, İYİ Parti mi? İşte bu oylanacak!

-Mesela; Devletin kaynaklarıyla beslenen, yandaş medya mı? Belediyenin kaynaklarıyla yolunu bulan, yoldaş medya mı? Yoksa, milletin sevgisiyle yürüyen, İYİ Parti mi? İşte bu oylanacak! Türkiye’nin, iyi ve cesur evlatları! Bugüne kadar,  

-Milletimizin, millî ve manevi duygularını, istismar ederek, konfor alanlarını koruyan, iki kutuplu sistemin aktörleri; şüphesiz ki, yerel seçimlerde de; türlü tezgahlarla, karşımıza çıkacaklar.