New York’taki restoranlardan toplanan istiridye kabukları, kentsel atık alanlarına gönderilmek yerine New York Limanı’ndaki tarihi resifleri yeniden inşa etmek amacıyla kullanılıyor. Proje kapsamında yürütülen çalışmalarla, restoran atıklarından elde edilen malzemeler yeni canlı istiridye kolonileri için taban oluşturuyor.
Girişim dahilinde bugüne kadar yaklaşık 75 restorandan toplanan yaklaşık 1,45 milyon kilogram kabuk kullanılarak 19 akrelik alanda 200 milyon canlı istiridye yetiştirildi. Projenin ana hedefi ise 2035 yılına kadar 100 akrelik alanda 1 milyar istiridyeye ulaşarak su filtrasyonunu, biyoçeşitliliği ve kıyı korumasını artırmak.
GERİ DÖNÜŞÜM SÜRECİ YÜRÜTÜLÜYOR
Restoranlarda ayrıştırılan kabuklar, ilk aşamada Governors Island’daki depolama alanına getiriliyor. Burada bakterilerden, patojenlerden ve istilacı türlerden arındırılması amacıyla bekletilen kabuklar, ardından adanın güneyinde yer alan kuluçkahaneye aktarılıyor.
Aynı anda 10 milyona kadar genç istiridye barındırma kapasitesine sahip tesiste, larva halindeki istiridyelerin temizlenmiş kabuklara tutunması sağlanıyor. Yerel su koşullarına uyum sağlayan genç istiridyeler, gelişme aşamasının ardından torbalar halinde limandaki belirlenmiş restorasyon bölgelerine yerleştiriliyor.
SUYU FİLTRELİYOR
Kilit tür olarak değerlendirilen istiridyeler, beslenme esnasında suyu vücutlarından geçirerek askıdaki parçacıkları filtreliyor. Proje verilerine göre, 19 akrelik alanda bulunan 200 milyon istiridye bugüne kadar onlarca trilyon galon suyu işledi. Yetkililer, bu sürecin geleneksel su arıtma tesislerinin yerini almadığını ancak biyolojik filtrasyon hacmini gösterdiğini belirtti.
Projenin 2035 yılı için öngörülen 1 milyar istiridye hedefine ulaşması durumunda, kurulacak yaklaşık 100 yeni resifin New York Limanı’ndaki toplam su hacmine eşdeğer miktarı her üç günde bir süzebileceği hesaplanıyor.
FİZİKSEL KIYI KORUMASI
Restore edilen resifler, biyolojik işlevlerinin yanı sıra kıyı şeridinde fiziksel bir bariyer görevi de görüyor. Yapılan değerlendirmelere göre resif oluşumları, yaklaşan dalgaların enerjisini sönümleyerek şiddetli fırtınalarda kıyı erozyonu ve sel riskini azaltmaya yardımcı oluyor.