Sosyal medyada ve arkeoloji forumlarında son günlerde tüyler ürpertici bir iddia dolaşıyor: "Mısır'ın kayıp labirenti bulundu ama birileri her şeyi sessizliğe gömdü." Peki, Piramitlerden bile daha büyük olduğu söylenen, içinde 3.000 gizemli oda barındıran bu devasa yeraltı şehri gerçekten var mı? Yoksa her şey bir internet efsanesinden mi ibaret? Arkeoloji dünyasını ikiye bölen, arkasında hem devasa bir tarihi gerçeği hem de şüpheli bir sessizliği barındıran Hawara Labirenti'nin gizemini aralıyoruz.

ANTİK TARİHÇİLERİN GÖZLERİYLE GÖRDÜĞÜ YAPI

MÖ 5. yüzyılda yaşamış ünlü tarihçi Herodot, Mısır seyahatinden sonra yazdığı notlarda şoke edici bir iddiada bulunmuştu. Orada öyle bir labirent gördüğünü, bunun insan yapımı tüm surların ve muazzam binaların toplamından daha büyük olduğunu yazmıştı. Gize Piramitleri bile onun yanında sönük kalıyordu. Herodot'un tasvirlerine göre yapı, yerin üstünde bin beş yüz, yerin altında ise bin beş yüz olmak üzere tam üç bin odadan oluşuyordu. Girişindeki devasa kireçtaşı kapılar öyle bir mekanizmaya sahipti ki, açılırken etrapa gök gürültüsünü andıran korkunç sesler yayıyordu. Yer altındaki odalara sıradan insanların girmesi kesinlikle yasaktı; çünkü orada Antik Mısır'ın en büyük sırları ve kutsal timsah mezarları saklanıyordu. Yüzyıllar boyunca bu anlatılanlar tıpkı "Atlantis" gibi bir efsane olarak kabul edildi. Ta ki 2008 yılına kadar.

RADARLAR YERİN ALTINI GÖSTERDİ: EFSANE GERÇEK ÇIKTI

İki bin sekiz yılında Belçikalı ve Mısırlı bilim insanlarından oluşan Mataha Ekibi, Hawara Piramidi'nin yakınlarındaki devasa çöl düzlüğünü yüksek teknolojili yeraltı radarlarıyla taramaya karar verdi. Sonuçlar ekibin ellerini titretecek cinstendi. Yerin metrelerce altında, tıpkı Herodot’un tasvir ettiği gibi ızgara planlı, birbirine paralel uzanan devasa duvarlar, odalar ve koridorlar duruyordu. Yapı tamamen yok olmamıştı; çölün kumları onu binlerce yıl boyunca bir zaman kapsülü gibi korumuştu.

İşte gizemin başladığı yer tam olarak burasıdır. Bu yüzyılın en büyük arkeolojik keşfi olması gereken olaydan kısa bir süre sonra, proje aniden durduruldu. Mısır Tarihi Eserler Yüksek Konseyi, bulguların resmi olarak uluslararası basında ve büyük dergilerde geniş çaplı yayınlanmasını engelledi. Ekip, ancak iki yıl sonra kendi imkanlarıyla bir web sitesi açarak sonuçları dünyaya duyurabildi. İnternet komplo teorisyenleri bu durumu içeride insanlığın bilmemesi gereken bir şey buldukları ve üstünü örttükleri şeklinde yorumladı.

LANET Mİ BÜROKRASİ Mİ YOKSA DOĞA MI?

Arkeologlara göre bu sessizliğin arkasında "Firavunların Laneti" veya gizli tarikatlar değil, iki çok büyük ve somut neden yatıyor. Bunlardan ilki yeraltı suları tehlikesidir. Bölgedeki tarımsal sulama kanalları yüzünden Hawara bölgesindeki yeraltı su seviyesi kritik derecede yüksek seyrediyor. Labirentin üstü açıldığı an, binlerce yıllık kerpiç ve kireçtaşı odalar su alarak saniyeler içinde çökebilir. Yani, "bazı kapıların açılmaması" gerekliliği mekanik ve lojistik bir zorunluluktan kaynaklanıyor. İkinci neden ise Mısır’ın bilgi kontrolüdür. Mısır hükümeti, ülkedeki antik keşiflerin tescillenmesi, kazılması ve dünyaya duyurulması konusunda son derece katı ve bürokratik bir politika izliyor. İzin süreçleri ve politik çalkantılar projeyi adeta dondurmuş durumda.

Kaynak olarak ekle

Mısır'ın Kayıp Labirenti, bugün hâlâ Hawara çölünün altında, ayaklarımızın altında keşfedilmeyi bekleyen bir yeraltı kütüphanesi gibi sessizce yatıyor. Belki de teknoloji biraz daha ilerlediğinde, o gök gürültülü devasa kapılar insanlık için yeniden açılacak.