Bahçelerde ve atıl arazilerde neredeyse sıfır masrafla boy gösteren cennet hurması (Trabzon hurması), son yılların en yüksek gelir getiren tarımsal ürününe dönüştü. Dalındaki iri ve parlak duruşuyla ilk bakışta kırmızı bir elmayı andıran bu bereketli meyve, zahmetsiz üretim süreciyle üreticilerin gözdesi haline geldi. Ağır sulama sistemlerine veya kimyasal gübrelere ihtiyaç duymadan kıraç arazide bile dal veren cennet elması, sadece sofralık meyvesiyle değil; kabuğundan sapına kadar her parçasıyla kazanç sağlıyor.
AĞIR MASRAFLARA MEYDAN OKUYOR
Geleneksel tarımda artan su ve gübre maliyetleri çiftçiyi zorlarken, cennet hurması ağaçları kuraklığa adeta meydan okuyor. Toprak seçiciliği bulunmayan fidanlar, derin kök yapısı sayesinde yer altındaki nemle kendi kendini besliyor. İlaçlama ve kimyasal bakım masrafını neredeyse sıfıra indiren bu dayanıklı ağaçlar, dikildikten kısa süre sonra rekor rekolteye ulaşıyor. Üreticiler, "bahçeye dikip unutsanız bile dalından meyve fışkırıyor" diyerek bakım kolaylığının altını çiziyor.

ÇÖPÜ DİYE ATILAN KABUKLARI BİLE SERVET
Hasat döneminde toplanan Trabzon hurmasının tezgahlarda yüksek fiyattan alıcı bulması bir yana, asıl ekonomik devrim kurutma tesislerinde yaşanıyor. Kış öncesi kabukları soyularak iplere asılan cennet hurmalarının atık kısımları çöpe gitmiyor. Kurutma sırasında geriye kalan tonlarca hurma kabuğu; sirke üretiminde, doğal sirke mayalamasında, çay ve un sanayisinde doğrudan hammadde olarak kullanılıyor. Kozmetik ve gıda sektörünün kapıştığı bu atık kabuklar, üreticisine sıfır fireyle çifte gelir kapısı aralıyor.
TALEP PATLAMASI YAŞANIYOR
Hem yaş hem de fırınlanmış/ipe asılmış kuru cennet hurmasına gelen yoğun iç ve dış talep, köylerdeki atıl tarlaları yeniden üretime kazandırdı. Zahmetsiz yetiştirilmesi, kurutulduğunda katlanan kilogram fiyatı ve çöpünün dahi sanayide satılması sayesinde Trabzon hurması, bu sezon üreticisini en çok zengin eden mahsul olarak kayıtlara geçti.