Nepal'de 26 Ağustos'ta büyük bir buzul kütlesinin çökmesiyle başlayan olay, kaya, buz, çamur ve suyun vadilere doğru hızla ilerlemesine neden oldu. Yerleşim yerlerini vuran ani sellerde 1.000'den fazla kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi kayboldu. Evlerin yanı sıra yollar, köprüler ve hidroelektrik tesisleri de ağır hasar gördü.
GÖZLER AND DAĞLARI'NA ÇEVRİLDİ
Nepal'deki yıkımın ardından benzer bir tehlikenin yaşanabileceği bölgeler yeniden gündeme geldi. Bilim insanlarının çalışmalarına göre dünya genelinde yaklaşık 15 milyon kişi, buzul göllerinin taşması sonucu meydana gelebilecek ani sellerin tehdidi altında bulunuyor. Riskin öne çıktığı bölgelerden biri de Güney Amerika'daki And Dağları.
Arjantin'de özellikle Güney Patagonya ve Tierra del Fuego yakından takip ediliyor. Bölgede buzulların geri çekilmesiyle oluşan göllerin büyümesi, suyu tutan doğal setlerin zayıflaması ve dağ yamaçlarında meydana gelebilecek heyelanlar ani taşkın riskini artırıyor. Böyle bir durumda göllerde biriken büyük miktardaki su, kısa süre içerisinde vadilere doğru ilerleyerek yerleşim alanlarını ve altyapıyı tehdit edebiliyor.
Güney Patagonya Buz Alanı ile Argentino ve Viedma göllerinin çevresi riskli noktalar arasında gösteriliyor. El Calafate ve El Chaltén çevresindeki buzullar da takip edilirken, Tierra del Fuego'daki Martial, Vinciguerra ve Alvear buzullarında geri çekilme belirtileri görülüyor. Araştırmacılar, değişimin yalnızca buzullarla sınırlı olmadığını, erime sonucu ortaya çıkan yeni göllerin de düzenli olarak izlenmesi gerektiğini belirtiyor.

EL CHALTÉN İÇİN ERKEN UYARI ÇAĞRISI
Bilim insanlarının üzerinde durduğu noktalardan biri de El Chaltén yakınlarındaki Cerro Solo. Buradaki dağ yamacında meydana gelebilecek büyük bir heyelanın çevredeki buzul göllerini etkileyebileceği belirtiliyor. Büyük miktarda kaya ve toprağın göle düşmesi halinde su seviyesinin aniden yükselerek güçlü bir taşkına dönüşebileceğinden endişe ediliyor.
Bu nedenle bölgenin sürekli izlenmesi ve olası tehlikelerin önceden belirlenebilmesi için erken uyarı sistemlerinin kurulması öneriliyor. Uydu görüntüleri ve saha ölçümleriyle buzulların geri çekilmesi, göllerdeki değişimler ve dağ yamaçlarındaki hareketlilik takip edilerek riskli noktaların önceden belirlenmesi amaçlanıyor.
Uzmanlar, yükselen sıcaklıklarla birlikte buzulların geri çekilmesinin yanı sıra dağlardaki donmuş zeminin çözülmesinin de yamaçların dengesini bozabileceğine dikkat çekiyor. Buzullar küçüldükçe geride daha fazla erime suyu kalması ve bazı göllerin büyümesi, yüksek dağlık bölgelerdeki tehlikenin boyutunu değiştirebiliyor.
Bu nedenle yalnızca buzullar değil, çevrelerindeki göller, doğal setler ve dağ yamaçları da olası ani seller açısından yakından takip ediliyor. Nepal'de yaşanan büyük yıkımın ardından And Dağları'ndaki riskli bölgelerin izlenmesi ve olası bir felakete karşı önceden hazırlık yapılması daha da önem kazanmış durumda.