TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, yeni anayasa çalışmaları kapsamında AKP, CHP, MHP, İYİ Parti, DEM Parti ve Saadet Partisi gruplarını ziyaretinin ardından Meclis'te temsil edilen ancak grubu olmayan partilerin genel başkanlarını kabul etti. Kurtulmuş, ilk görüşmesini HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ile gerçekleştirdi. 

Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık 45 dakika sürdü. Yapıcıoğlu, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Türkiye'nin yeni anayasaya ihtiyacı olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

* "1982 yılından beri, Türkiye bu mevcut darbe anayasası ile yönetilmektedir. Bu anayasa üzerinde bugüne kadar 21 kez değişiklik yapıldı. Bizim inancımız şudur; Türkiye'nin ihtiyacı bu darbe anayasası üzerinde 22'nci kez değişiklik yapmak değil, tamamen yeni bir anayasa yapmaktır. Birileri, parlamentonun tamamen yeni bir anayasa yapma yetkisinin olup olmadığı hususunda bir tartışma yapmak istiyor. Bu konu da kamuoyu önünde tartışılmalıdır. Herkes bunu tartışmalı, eteğindeki taşları dökmeli. 

* Darbecilerin seçtikleri kişilerin oluşturmuş olduğu danışma meclislerinde tamamen yeni bir anayasa yapılabileceğini kabul edip; halkın yüzde 95'inin iradesinin yansımış olduğu bir parlamentonun böyle bir anayasa yapma yetkisinin olmadığını kimler söylüyor, bunu herkes görsün. Bu süreç önemlidir. Bize göre bu Meclis'in tamamen yeni bir anayasa yapma kabiliyeti, yetkisi vardır. Bu Meclis yetkisine de sahip çıkmalıdır."

"KİMSE BU MÜZAKERE SÜRECİNİ BALTALAMASIN"

Anayasa yapım sürecinde partilerin müzakere sürecini engellememesi gerektiğini savunan Yapıcıoğlu,  "Herkesin kırmızı çizgileri, öncelikleri, olmazsa olmazları farklı olabilir; ama kimse bunları peşinen masanın üzerine koyup bu müzakere sürecini baltalamasın, engellemesin. Siyasi partiler bir araya gelebilsinler. Hatta Meclis'te temsil edilmeyen siyasi partiler, hukuk ve akademi çevreleri de bu tartışmalara dahil olsun ve ortak bir noktada nasıl buluşabileceğimizi birlikte tartışalım. Elbette bizim de kendimize göre önceliklerimiz ve önerilerimiz vardır. Fakat biz bu belirttiğimiz usul çerçevesinde peşinen hiçbir şeyi ortaya koymuyoruz ve elimizden gelen bütün çabayı sarf edeceğimizi söylüyoruz" dedi.

"ANAYASA'NIN 4'ÜNCÜ MADDESİ GÜVENCE ALTINA ALINMALI"

Kurtulmuş, ardından DSP Genel Başkanı Önder Aksakal'ı kabul etti. Yaklaşık 40 dakika süren görüşmenin ardından Aksakal, Türkiye'nin uzun zamandır yeni anayasa arayışı içerisinde olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

* "Bu anayasa, sivil döneme geçildikten sonraki süreçte yargılanarak rütbeleri dahi sökülmüş kişilerin yazdığı bir anayasa haline geldi. Bizim öncelikle böyle bir anayasanın kötü ruhunu arındırmamız gerekiyor. Elbette DSP olarak önemsediğimiz, Anayasamızın ilk 3 maddesinin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği hususunu güvence altına alan 4'üncü maddenin kendisinin de bir güvenceye kavuşturulması gerektiği yönündeki düşüncemizi Sayın Meclis Başkanımızla da paylaştık. Anayasalar, devlet ile halk arasındaki ana sözleşmedir. Biz o açıdan bakıyoruz ve toplumun bütün kesimlerini güvence altına alan ve özellikle en zayıf kesimlerini koruyan bir değerler manzumesi olduğunu düşünüyoruz. Türkiye'nin birçok sorunu var. Özellikle yönetimsel açıdan 2017 yılında yeni bir anayasal döneme girmiştik."

"ANAYASA TASLAĞINI MECLİS BAŞKANI'NA İLETECEĞİZ"

Kurtulmuş, son olarak Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ile bir araya geldi. Erbakan, yaklaşık 45 dakika süren görüşmenin ardından açıklama yaptı. Partisinin yeni anayasa taslağı üzerinde çalışma yürüttüklerini belirten Erbakan, "Bunun çalışmaları hemen hemen son noktasına geldi. Biz de Sayın Meclis Başkanı'na, Yeniden Refah Partisi olarak hazırlamış olduğumuz anayasa taslağımızı ileteceğimizi ifade ettik. Kendileri de böyle bir anayasanın bütün milletin anayasası olması gerektiğini ve her kesimin de görüşünün alınarak mümkün olan en yüksek düzeyde bir mutabakatla bu anayasanın yapılmasının faydalı olacağını ifade etti. İnşallah bu görüşmenin ve yapılacak olan çalışmanın da hayırlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. 

"TOPLUMSAL BARIŞA ZARAR VERİYOR"

Erbakan, Hakkari Belediyesi'ne kayyum atanmasına ilişkin "Aday olmasında bir mani görülmediği halde sonradan seçilip, milletin desteğini aldıktan sonra bu gibi hareketlerin yapılması toplumsal barışa da zarar veriyor. İktidar ve yetkili kurumlara da zarar veriyor. O yüzden bu iş yapılacaksa eğer baştan gerekli tedbirin alınıp bu durumda olan kimselerin adaylığının gerçekleşmemesi daha doğru bir yoldur. Seçilip belli bir desteği aldıktan sonra, mazbatasını alıp koltuğuna oturduktan sonra bunun yapılması birtakım mahsurlu sonuçlar doğuruyor" dedi.