İlk anda yuvadan kurtulması gerektiğini düşünen Rothney, daha sonra fikrini değiştirdi. Yaban arılarını uzaklaştırmak yerine onlarla aynı ofisi paylaşmaya karar verdi. Aradan geçen yaklaşık iki ayda koloni büyüdü ve yuva bir metreden fazla yüksekliğe ulaşarak ofisteki kitaplığın tamamını kapladı.
PENCEREYİ ONLAR İÇİN AÇIK BIRAKTI
Rothney, yaban arılarının rahatça girip çıkabilmesi için ofisin penceresini açık bırakmaya başladı. Binlerce işçi arının çiğnedikleri odun liflerinden oluşturduğu yuva zamanla farklı renklerde katmanlardan meydana gelen dev bir yapıya dönüştü. Rothney ise günlük çalışmalarına yuvanın hemen yanında devam etti.
Koloniyi yakından gözlemleyen Rothney, yuvadan sürekli düşük bir uğultu geldiğini de anlattı. Bu sesin, binlerce arının kanatlarını hareket ettirerek koloninin sıcaklığını düzenlemesinden kaynaklandığını düşünüyor. Kraliçe arı yumurtlamaya devam ederken işçi arılar dışarıdan yiyecek getirerek larvaları besliyor.

KIŞ GELMEDEN YUVA BOŞALACAK
Rothney, ofisinde bu kadar büyük bir koloni bulunmasına rağmen sokulmaktan endişe etmediğini söylüyor. Sakin davrandığı sürece arıların kendisini tehdit olarak algılamadığını belirten doğa koruma görevlisi, insanların yaban arılarını yalnızca “zararlı” olarak görüp hemen yok etmelerine de karşı çıkıyor.
Bu sıra dışı ofis arkadaşlığının ise kalıcı olması beklenmiyor. Sonbaharda kraliçenin yumurtlamayı bırakmasıyla erkek ve işçi arılar ölecek, yeni kraliçeler ise kışı geçirmek üzere yuvadan ayrılacak. Kış geldiğinde dev yuva tamamen boşalacak. Rothney, arılar gittikten sonra yuvayı dikkatlice açarak içindeki karmaşık yapıyı incelemeyi planlıyor.