Orta Doğu'daki alevler, küresel enerji arzını bir kez daha "tuzağa" düşürürken, AB üyesi 27 ülke derin bir déjà vu hissi yaşıyor. Rus gazına veda eden Avrupa, şimdi Amerikan LNG'sine (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) olan aşırı bağımlılığı ve yerli kaynak üretimindeki "felç edici" bürokrasiyi tartışıyor.
Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden 4 yıl sonra rakamlar çarpıcı bir değişimi gösteriyor. 2021'de %40 olan Rus gazı payı %13’e, petrol payı ise %29'dan %1’e geriledi.
Boşluğu dolduran LNG'nin yarısından fazlası artık ABD'den geliyor. Avrupalı diplomatlar uyarıyor: "Rus boru hattı gazının yerini Amerikan gemileri aldı. Strateji kağıt üzerinde değişti ama bağımlılık sadece el değiştirdi."
Katar'dan yapılan ithalatın %8'e düşmesi olumlu karşılansa da, Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir aksama küresel fiyatları tetikleme potansiyelini koruyor.
"ARKA BAHÇEMDE İSTEMEM' ÇIKMAZI
Avrupa, yerli kaynaklara sahip olmasına rağmen üretimde dramatik bir düşüş yaşıyor. Milenyum başından bu yana petrol üretimi yarıdan fazla azaldı. Hollanda, deprem riskleri nedeniyle efsanevi Groningen sahasını kapattı.
Almanya'da jeofizikçiler, "hidrolik kırma" (fracking) ile gaz ihtiyacının dörtte birinin karşılanabileceğini savunuyor ancak çevresel kaygılar ve 2017 yasağı bu yolu tıkıyor.
Romanya'daki Neptun Deep projesi ve Polonya'daki yeni rezervler bölge için bir "can simidi" olarak görülse de bürokrasi süreci yavaşlatıyor.
AB, gaz tüketimini %18 oranında azaltmayı başardı ancak bu "başarı" madalyonun karanlık yüzünü gizliyor.
Geçen yıl 24.000 şirketin iflas etmesi, talebin verimlilik artışından değil, sanayinin kontak kapatmasından kaynaklandığını kanıtlıyor.
Kimya devleri (VCI verilerine göre) %72 kapasiteyle çalışıyor; bu, 1991'den beri görülen en düşük seviye.
Yenilenebilir enerjinin payı %48'e çıksa da yapısal dönüşüm henüz tamamlanmadı. Doğalgaz fiyatları düştüğünde ısı pompası ve elektrikli araç satışları anında duraklıyor. Tüketici, enerji güvenliğinden ziyade anlık maliyete odaklanıyor.
Finlandiya'daki Olkiluoto 3 reaktörünün 18 yılda tamamlanması, nükleer enerjinin kısa vadeli krizlere çözüm olamayacağını gösterdi. Fransa ve Polonya'nın yeni planları ise henüz "kağıt üzerinde" kalmaya devam ediyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in ifadesiyle; güvenilir ve uygun fiyatlı enerjiden uzaklaşmak "stratejik bir hata" olabilir. Ancak Avrupa, kısa vadeli acil durum önlemleri ile uzun vadeli enerji bağımsızlığı arasında sıkışmış durumda. Mevcut kriz, kıtanın "kendi ayakları üzerinde durma" sözünü tutup tutamayacağını belirleyecek.