Bilim insanları, 1930'lar ile 1970'ler arasında kimyasal atıklar, radyoaktif maddeler ve askeri patlayıcıların boşaltıldığı devasa su altı çöplüğünde yeni bulgulara ulaştı. 2020 yılından bu yana süregelen keşif gezilerinde, bölgede yaklaşık 27 bin varil benzeri nesne ve 100 binden fazla enkaz parçası tespit edildi.
BEYAZ HALKALAR KİMYASAL REAKSİYONU İŞARET EDİYOR
Varillerin çevresinde görülen alışılmadık beyaz halkaların, sızan atıkların deniz suyuyla etkileşime girmesi sonucu oluştuğu belirlendi. Araştırmacılar, varillerden sızan aşındırıcı alkali materyalin deniz suyundaki magnezyumla reaksiyona girerek "brusit" adı verilen bir mineral tabakası oluşturduğunu saptadı. Bu sürecin devamında meydana gelen kalsiyum karbonat birikintileri, okyanus tabanında soluk "halo" yapıları şeklinde gözlemleniyor.
DDT ŞÜPHESİ YERİNİ ALKALİ ATIKLARA BIRAKTI
Yıllarca söz konusu varillerin yasaklanmış böcek ilacı DDT içerdiği düşünülse de, son tortu analizleri farklı bir tabloyu ortaya koydu. İncelenen örneklerde DDT konsantrasyonunda artış bulunamazken, beyaz halkalı bölgelerde pH seviyesinin 12 gibi alışılmadık derecede yüksek değerlere ulaştığı görüldü. Uzmanlar, bu durumun pestisit kalıntılarından ziyade petrol rafinerisi süreçlerinden kaynaklanan aşındırıcı alkali yan ürünlere işaret ettiğini vurguladı.
EKOSİSTEM TEHDİT ALTINDA
Beyaz halkalı varillerin yakınından alınan numunelerde mikrobiyal DNA miktarının son derece düşük olduğu kaydedildi. Çoğu deniz canlısının bu yüksek alkali ortamda hayatta kalamadığı, bölgede sadece ekstrem koşullara uyum sağlamış kısıtlı sayıda bakterinin barınabildiği saptandı.
Atıkların okyanus tabanına bırakılmasının üzerinden 50 yıldan fazla süre geçmesine rağmen kimyasal etkinin hala devam etmesi, ekolojik kriz riskini artırıyor. Besin maddelerinin geri dönüşümünü sağlayan kilit türlerin yok olmasıyla deniz tabanındaki yaşam dengesinin bozulduğu bildirildi.