1967'de kanser nedeniyle hayatını kaybeden James Bedford, gelecekte yeniden hayata döndürülebileceği umuduyla dondurularak saklanan ilk insan oldu. Aradan 24 yıl geçtikten sonra, 1991'de başka bir tanka nakledilirken bedeni incelendi. İncelemede derideki değişiklikler, donma izleri ve vücudunun çevresinde korunmuş buz parçaları dikkat çekti, ancak bu bulgular, beyninin ve iç organlarının ne durumda olduğunu ortaya koyamadı.
Gelecekte yeniden hayata dönme umuduyla donduruldu
Amerikalı psikoloji profesörü James Bedford, 12 Ocak 1967'de 73 yaşındayken kanser nedeniyle hayatını kaybetti. Hastalığının dönemin tıbbi imkânlarıyla tedavi edilememesi üzerine Bedford, ölümünden sonra bedeninin dondurularak saklanmasını kabul etti.
Amaç, gelecekte tıp ve teknolojinin ilerlemesiyle hastalığının tedavi edilebilmesi ve yeniden hayata döndürülmesiydi. Bu işlem, kriyonik adı verilen deneysel bir yöntemle gerçekleştirildi.
Kriyonik yöntemde, kişinin yasal olarak öldüğünün ilan edilmesinin ardından bedeni çok düşük sıcaklıklarda muhafaza ediliyor. Bu yaklaşımı savunanlar, gelecekte geliştirilebilecek teknolojilerin hücrelerdeki hasarı onararak kişiyi yeniden hayata döndürmesini umut ediyor.
Bedford'un dondurulduğu dönemde böyle bir teknoloji bulunmuyordu. Aradan geçen yıllara rağmen, kriyonik yöntemle saklanan bir insanın başarıyla hayata döndürüldüğü de henüz gösterilemedi.
Bedford'un bedeni, ilk soğutma işlemlerinin ve koruyucu kimyasal uygulamalarının ardından kuru buzla soğutuldu. Daha sonra yaklaşık eksi 196 derecede sıvı nitrojen içinde saklanmaya başlandı.
24 yıl sonra yapılan incelemede neler görüldü?
1991 yılına gelindiğinde Bedford'un bedeni birkaç kez nakledilmişti. 25 Mayıs 1991'de, başka bir tanka aktarılması sırasında bedeninin dış görünümü incelendi. İşlem, ısınmayı önlemek amacıyla beden sıvı nitrojen içinde tutulurken gerçekleştirildi.
Mike Darwin tarafından hazırlanan inceleme raporunda, Bedford'un dış görünümünün yaşına kıyasla daha genç göründüğü belirtildi. Bununla birlikte, bedeninde uzun süreli soğukta muhafazayla ilişkili çeşitli değişiklikler de kaydedildi.
Boyun ve göğsün üst kısmındaki deride renk değişimleri, korneaların üzerinde buz tabakası ve göğüs derisinde çatlaklar görüldü. Burun ve ağız çevresinde ise donmuş kan izleri tespit edildi.
Raporda bu izlerin, ölümün ardından gerçekleştirilen işlemlerle ve Bedford'un hastalığı sırasında akciğerlerinin içinde bulunduğu ağır durumla ilişkili olabileceği değerlendirildi.
Bedeninin çevresindeki buz önemli bir ayrıntıydı
İnceleme sırasında sağ koluyla karnı arasında bulunan buz kütlesi de dikkat çekti. Buzun bazı bölümlerinde, ilk soğutma sırasında kullanılan küçük buz parçalarının şekilleri hâlâ seçilebiliyordu.
Bu ayrıntı, Bedford'un bedeninin uzun süre düşük sıcaklıkta tutulduğuna ilişkin gözlemlerden biri olarak kayda geçti. Diğer bulgular da muhafaza koşullarının değerlendirilmesine yardımcı oldu.
Buzun korunmuş olması, beynin işlevlerini koruduğu veya Bedford'un gelecekte hayata döndürülebileceği anlamına gelmiyordu. İnceleme yalnızca bedenin dış kısımlarını kapsıyordu. Beynin ve iç organların durumunu kesin olarak ortaya koyacak kapsamlı bir değerlendirme yapılamadı.
Dolayısıyla 1991'deki inceleme, bedenin uzun süre düşük sıcaklıkta muhafaza edildiğine ilişkin bazı ipuçları sunsa da yeniden hayata dönme ihtimaline yanıt vermedi.
Ailesi, bedeninin korunması için yıllarca mücadele etti
Bedford'un dondurulma kararı, ölümünün ardından ailesi için de uzun yıllar süren bir sorumluluğa dönüştü. Eşi ve oğlu Norman, hukuki anlaşmazlıklara ve artan masraflara rağmen bedeninin korunmaya devam etmesi için çaba gösterdi.
Alcor kuruluşunun tarihçesine göre, kuruluş 1987 yılında Bedford'un bedeninin bakımını üstlendi. Bedford'un bedeni, ABD'nin Arizona eyaletindeki Scottsdale kentinde bulunan kuruluşun tesislerinde muhafaza edilmeye devam ediyor.
Böylece 1967'de alınan karar, aradan geçen onlarca yıla rağmen sürdürülen uzun vadeli bir koruma sürecine dönüştü.
Dondurulan bir insanı yeniden hayata döndürmek mümkün mü?
Kriyonik alanındaki teknikler, Bedford'un dondurulduğu dönemden bu yana gelişti. Günümüzde üzerinde çalışılan yöntemlerden biri de vitrifikasyon. Bu işlem, dokularda buz kristallerinin oluşumunu en aza indirerek biyolojik yapıları cam benzeri bir durumda korumayı amaçlıyor.
Bedford'un bedeni bu yöntemle muhafaza edilmedi. Daha da önemlisi, günümüzde kriyonik yöntemle saklanan bir insanın yeniden hayata döndürülmesini sağlayan kanıtlanmış bir teknoloji bulunmuyor.
Bedford'un bedeninin sıvı nitrojen içinde korunmaya devam etmesi, gelecekte yeniden hayata döndürülebileceği anlamına gelmiyor. 1991'de yapılan inceleme de bu konuda kesin bir sonuç ortaya koymadı.
Aradan yaklaşık 60 yıl geçmesine rağmen Bedford'un hikâyesi, bilim ve teknoloji alanındaki en tartışmalı sorulardan birini gündemde tutuyor: Bugün tedavisi mümkün olmayan bir hastalık nedeniyle hayatını kaybeden bir insan, geleceğin teknolojisiyle yeniden hayata döndürülebilir mi? Şimdilik bu sorunun bilimsel olarak doğrulanmış bir yanıtı yok.