Japonya’nın Şikoku adasındaki sarp dağların derinliklerine gizlenmiş Nagoro köyüne girdiğinizde, sizi otobüs durağında bekleyen yaşlı bir çift, tarlada çalışan işçiler ve okul bahçesinde oyun oynayan çocuklar karşılar. Ancak yanlarına yaklaştığınızda kan donduran gerçekle yüzleşirsiniz: Hepsi bezden yapılmış, yaşam boyutunda birer oyuncak bebek!
Bir Sanatçının Hüzünlü İsyanı
Her şey, yıllar sonra doğduğu köye dönen Ayano Tsukimi’nin hikayesiyle başladı. Tsukimi, köyüne döndüğünde çocukluğunun geçtiği o cıvıl cıvıl yerin terk edilmiş bir hayalet kasabaya dönüştüğünü gördü. Komşuları ya ölmüş ya da büyük şehirlere taşınmıştı. Tsukimi, bu yalnızlığa dayanamayarak ölen babasına benzeyen ilk bebeğini yaptı ve onu tarlaya yerleştirdi.
Ölen Her Köylü İçin Bir Bebek
Zamanla bu durum bir ritüele dönüştü. Tsukimi, köyden ayrılan veya vefat eden her bir gerçek insanın anısını yaşatmak için onların tıpatıp aynısı olan bebekler dikmeye başladı. Bugün köyde sadece 20 civarında canlı insan yaşarken, onları izleyen 350’den fazla bebek bulunuyor.
Okulda Hiç Öğrenci Yok Ama Sınıflar Dolu
Köyün okuluna girdiğinizde en sarsıcı manzarayla karşılaşıyorsunuz. Okul, öğrenci yokluğu nedeniyle yıllar önce kapatılmış. Ancak sınıflara girdiğinizde; sıralarda oturan, tahtaya bakan ve koridorlarda koşturan düzinelerce çocuk bebek görüyorsunuz. Bu manzara, ziyaretçilere sanki zaman 1950’lerde donmuş gibi hissettiriyor.
Fotoğraf: Trevor Mogg
Geceleri Bu Sokaklarda Yürümek İster miydiniz?
Gündüzleri hüzünlü bir sanat projesi gibi görünen Nagoro, güneş battığında tamamen farklı bir kimliğe bürünüyor. Sis çöktüğünde yol kenarında sabit bir şekilde duran ve size dik dik bakan yüzlerce cansız figür, profesyonel korku filmi sahnelerini aratmıyor. Yerel halk alışmış olsa da, gezginler geceleri bu "donmuş bakışların" arasında yürümenin imkansız olduğunu söylüyor.