Gezi davası sebebiyle cezaevinde bulunan Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire'nin hakkındaki ikinci kararının ardından açıklama yaptı.
Kavala, mahkemelerin olaylarla ilgili genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı veremeyeceğini ifade etti. Bu anlayışın kabul edilemez olduğunu belirten Kavala, hukuk devletinin yurttaşlara karşı bu ilkeye mutlak biçimde riayet etme yükümlülüğü olduğunu söyledi.
"SUÇ İŞLEDİĞİME DİRAK DELİL YOKTU"
Kavala'nın açıklaması şöyle oldu:
"AİHM’in benimle ilgili aldığı Büyük Daire kararı, mahkûmiyet sürecinin incelenmesini kapsıyor. Bu kararda da, bundan önceki iki AİHM kararında olduğu gibi, suç işlendiğini gösteren ikna edici somut delil olmadan özgürce yaşama hakkının kısıtlanamayacağı vurgulandı. İlk Gezi davası kapsamında 2020 yılında verilen beraat kararında da suç işlediğime dair delil olmadığı gerçeği ortaya konulmuştu.
AİHM son kararıyla mahkemelerin olaylarla ilgili genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı verebileceği anlayışının kabul edilemez olduğunu belirtmiş oldu.
Yasalarca suç sayılan bir eylemde bulunmayan insanların özgürce yaşama haklarının kısıtlanamayacağı temel insan hakları ilkesidir. Bu hakkın korunması, kamuda bu ilkeye mutlak biçimde riayet edilmesinin sağlanması da hukuk devletinin yurttaşlara karşı yükümlülüğüdür.
AİHM kararlarına uyulması asıl olarak bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ile ilgilidir, bunun için gereklidir."