Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in gözaltına alınmasının ardından CHP'liler ve vatandaşlar, Ankara'da destek yürüyüşü gerçekleştirdi. Kuğulu Park'ta başlayan yürüyüş, Çankaya Belediyesi önünde devam eden adalet nöbetiyle birleşti.

Yürüyüşe CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yanı sıra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP milletvekilleri Veli Ağbaba, Mahmut Tanal, Sezgin Tanrıkulu, Asu Kaya, Ali Mahir Başarır, Murat Emir, Aliye Timisi Ersever, Cemal Enginyurt, Ulaş Karasu, Umut Akdoğan, Özgür Karabat, Ensar Aytekin ile Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin katıldı.

Yürüyüş öncesinde açıklamalarda bulunan Özgür Özel, Hüseyin Can Güner hakkında yürütülen soruşturmayı eleştirerek, operasyonun hukuki değil siyasi saiklerle gerçekleştirildiğini savundu. Güner'in uzun yıllardır CHP teşkilatlarında görev yaptığını belirten Özel, "18 yaşını doldurduğu günden beri partili olan partimizin evladına sahip çıkmaya geldik." dedi.

"HAKKIMDA TEK SORUŞTURMA YOK"

Çankaya Belediyesi'ne gelen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, şunları söyledi:

"- Yarın en geç öbür gün inşallah aramızda olacak. Herkes kendi kendine bir şeyler söylüyor. Televizyon mahkemelerinde CHP'li belediye başkanlarını mahkum ediyorlar. Bunlar bilerek konuşuyorsa da bilmeden konuşuyorsa da çok vahim. 'Çankaya'ya yapılan bu operasyon ABB'ye ulaşır mı?' diye konuşuluyor. Hakkımda tek bir soruşturma yok, olmayacak da. Evet yargılayabilirsiniz, iftira karşısında harekete geçebilirsiniz ama ortak bir hukuk istiyoruz. Herkese ne uygulanıyorsa bize de o uygulansın.

Kaynak olarak ekle

- Geçen seçimde rakibimin 600 dairesi sorgulansın, sayın genel başkanımızın bozuk tohum olarak ifade ettiği şahıs 600 milyonluk villasının hesabını versin. Kazanamayacağınıza inanıyorsanız seçime girmeyin ya da seçim yapmayın. Bırakın herkes kendi seçildiği beldeye hizmet etsin. Yüzde 65 ile tekrar göreve geldik bırakın sonuna kadar çalışıp aldığımız oyların hakkını verelim. Bir şey bulsalar ortaya koymazlar mı sanıyorsunuz bulamazlar yok çünkü."

 

"BURADAN, KİMSEYE DEĞİL, ERDOĞAN'A BİR HİKAYE ANLATACAĞIM..."

Yavaş'ın ardından söz alan Özgür Özel ise belediye önünde bir araya gelen yurttaşlara şöyle seslendi:

"- Bugün burada Çankaya Belediyesi’nin önünde; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımızla, Ankara'nın belediye başkanlarıyla, belediye meclis üyeleriyle, milletvekillerimizle, partimizin yöneticileriyle birlikte, burada bize destek veren, seçtiğine, seçme hakkına sahip çıkan çok değerli meslek örgütlerini görüyorum, sendikaları görüyorum, siyasi partileri görüyorum, dayanışma gösteren tüm kurumlara saygıyla teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz.

- Şimdi buradan, şimdi buradan kimseye değil, kimseye değil; Recep Tayyip Erdoğan'a bir hikaye, bir yaşam hikayesi anlatacağım. Sonra bugün ne yapmaya çalıştığının, bunun ne anlama geldiğini kendisine tarih önünde şerh düşerek bırakacağım.

- Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanır. O Hüseyin, Ankara Hukuk’ta hem derslerine çalışır hem dışarıda, dışarıda kendisini okutan, büyüten annesine yardımcı olmaya çalışır. O Hüseyin Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni dereceyle, en üst dereceyle, en kısa sürede iftiharla bitirmiştir.

- O Hüseyin’in aklı halen savcılıktadır, hakimliktedir. O dönemde darbe girişimi olmuş, Adalet Bakanlığı makamları, 3500 kadro boşalmış ve 20 bin aday hakimlik savcılık sınavına girer. O Hüseyin, bizim Hüseyin, Can Hüseyin, Hüseyin Can Güner o zorlu sınava girer, 20 bin aday arasından 114. olur.

- Hüseyin mülakata girer ve mülakatta elenir. Bunun üzerine, bunun üzerine çok üzülür, çok kahrolur. Biz Hüseyin’i Meclis’e gelişinden gidişinden, bize gönüllü danışmanlık edişinden, hukuk konularında genç yaşına rağmen çok önemli bilgisinden, birikiminden biliriz. O gün Adalet Bakanı, bugünkü AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül’dür. O zaman bakanlar Meclis’tedir, salondadır. Yanına varırım, derim ki: 'Bu Hüseyin böyle büyüdü büyüdü buraya geldi. Ankara Hukuk’u dereceyle bitirdi. FETÖ’cü olsa anasını kurumda tutar mıyız? PKK’lı olsa anasını kurumda tutar mıyız? Sizin Bakanlığınızın maaşından, kursağından ekmek geçen, devletin ekmeğiyle büyüyen, anası halen daha cezaevinde infaz koruma memuru olan bu çocuktan Adalet Bakanlığı neden çekinir?' derim. En yüksek puanı alanı nasıl eler?

- Şaşırır Adalet Bakanı. Not alır Adalet Bakanı. Sonra bu konu çok konuşuldu. Sonra bir kez daha, bir kez daha mülakat yapıldı. Bu mülakatta daha çok, bir kez daha sınav yapıldı, daha çok öğrenci katıldı. Hüseyin daha iyi bir derece yaptı ama sonuçta yine ikinci mülakatta elendi.

- Sonra, dinlesinler, sonra ombudsman raporu, Meclis’te görüşülürken Şeref Malkoç orada. Raporda not var, diyor ki: 'Adalet Bakanlığı’nın sınavlarında mülakatta subjektif kriterler uygulanması tenkit konusu olmuştur.' Çıktım kürsüye, anlattım bu hikayeyi Sayın Malkoç’un huzurunda. Dedim ki: 'Bu meseleyi acaba Kamu Başdenetçiliği binasında mı konuşursunuz, yoksa damadınız Adalet Bakanı ile mi? Çünkü damadınız Abdülhamit Bey.'

- Ben bu hikayeyi anlattığımda 'Vah vah, daha iyisini mi bulacağız? Bu kadar eğitimli, yetişmiş, annesi Bakanlığım mensubu, daha iyisini mi bulacağız?' demişti de bir mekanizma yine de daha da yüksek puan almasına rağmen Hüseyin’i bir daha alıp elemişti. O Hüseyin avukat oldu. Bütün davalarımı ona verdim.

- Şimdi o Hüseyin, ben Genel Başkan olunca; her yerde adayları, Ankara'da başkanım çalıştı, anketlerle çalıştı, milletin dileğiyle çalıştı. Ve Ankara'da sadece Çankaya'da ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanları gece yatınca, yastığa başını koyunca gözüne uyku girmesi için Çankaya'yı öyle sakat değil; 1. Meclis'i, 2. Meclis'i, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, partisini ve partilerin genel merkezlerini, Çankaya Köşkü'nü ve Anıtkabir'i Çankaya Belediye Başkanı'na emanet ederek uyuruz."