Her gün duyuyoruz, bazen kullanıyoruz, ama çoğumuz nereden geldiğini bilmiyoruz. Gündelik dilin vazgeçilmezlerinden olan “Papaz her gün pilav yemez” sözü, sadece bir sabır taşı değil, aynı zamanda tarihî bir sofranın da izlerini taşıyor. İşte bu deyimin geçmişten bugüne uzanan şaşırtıcı öyküsü…
Aynı Pilav Her Günü Kaldırmaz
Bugün genellikle “her zaman işler yolunda gitmez” veya “birinin sabrı bir yere kadardır” anlamında kullanılan bu deyim, aslında Osmanlı döneminin yemek alışkanlıklarına ve dinî geleneklerine uzanan köklü bir geçmişe sahip.
Rivayetlere göre, Osmanlı’da gayrimüslim ruhban sınıfından olan papazlara, halk tarafından saygı gösterilir ve bulundukları köylerde misafir edildiklerinde ev sahipleri ellerinden gelen en iyi ikramı yaparlardı. O dönemde zengin yemeklerin başında gelen etli pilav, papazlara ikram edilmek üzere adeta klasikleşmişti. Ancak bir köy papazı, kendisine her gün aynı yemeğin ikram edilmesinden bıkınca, ev sahibine dönüp şu sitemkâr cümleyi kurdu: “Papaz her gün pilav yemez!”
Bu söz zamanla halk arasında mecaz anlamlar kazanarak deyimleşti. Artık sadece yemekle ilgili değil, sürekli tekrar eden durumların bir gün ters tepeceğini vurgulamak için kullanılır oldu.
Dilin Derin Kökleri
Dilbilimcilere göre bu tür deyimler, toplumun sosyal hafızasının aynası. İstanbul Üniversitesi’nden Dil ve Kültür Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Alataş, “Deyimler sadece birer dil süsü değildir. Geçmişin yaşam tarzını, inançlarını, beklentilerini ve hatta esprisini bugüne taşır,” diyerek bu tür ifadelerin toplumsal kültürdeki önemine dikkat çekiyor.
Pilav, Papaz ve Hep Aynı Tabağın Hikâyesi
Bugün bir arkadaşınıza “Papaz her gün pilav yemez” dediğinizde belki farkında olmadan yüzlerce yıl öncesinin bir sofrasında oturmuş oluyorsunuz. Her gün aynı şeyi yapmanın ya da sabrı zorlamanın sonu olmadığını hatırlatan bu deyim, hem damakta hem hafızada iz bırakıyor.