Petrol piyasalarında arz güvenliği endişeleri yeniden güç kazandı. İran ile ABD arasındaki gerilimin tırmanması ve diplomatik çözüm umutlarının zayıflaması, salı gününe yükselişle başlatan fiyatları yukarı itti. Brent petrolün ekim vadeli kontratı yüzde 0,3 artışla varil başına 91,14 dolara yükseldi. Bu seviye, Brent petrolün 30 Temmuz'dan bu yana gördüğü en yüksek düzey oldu.
ABD Batı Teksas türü ham petrolün (WTI) varil fiyatı da 42 sent artarak 85,04 dolara çıktı. WTI, günün erken saatlerinde yüzde 1'in üzerinde yükselerek 85,37 dolara kadar çıktı ve 31 Temmuz'dan bu yana en yüksek seviyesini test etti.
Petrolün varilinin yükselmesi Orta Doğu'daki gerginlikle başladığından bu yana Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarına sürekli zam gelmesine neden oluyor. 28 Şubat'tan bu yana motorne 20 liraya yakın zam geldi.

"ASKERİ POZİSYONUMUZU TAMAMEN SALDIRGAN BİR ÇİZGİYE TAŞIYACAĞIZ"
İranlı üst düzey bir yetkili, ABD ile savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesine yönelik müzakerelerin sonuçsuz kalması halinde ülkenin askeri pozisyonunu "tamamen saldırgan" bir çizgiye taşıyacağını açıkladı. Washington yönetiminin de mevcut geçici ateşkesin uzatılmasına yönelik beklentileri zayıflatan açıklamalarda bulunması, bölgede çatışmaların yeniden yoğunlaşabileceği endişesini artırdı.
28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmanın uzayabileceğine ilişkin beklentiler, petrol piyasasında arz güvenliği endişelerini yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.
Piyasaların en büyük korkusu, küresel petrol taşımacılığı açısından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin ciddi ölçüde azalması oldu. Kpler verilerine göre cumartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan yalnızca 5 ticari gemi geçiş yaptı. Pazar günü ise herhangi bir geçiş kaydedilmedi. Önceki hafta sonunda boğazdan geçen ticari gemi sayısı 31 olarak gerçekleşmişti.
Petrol tankerlerinin geçişindeki bu sert düşüş, piyasada bölgeden yapılan petrol sevkiyatlarının sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretlerini artırdı. KCM Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, ABD-İran ilişkilerinin giderek daha kırılgan hale geldiğine dikkat çekerek Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlayacak bir anlaşmanın henüz görünür olmadığını ve bölgedeki gemi trafiğinin son derece düşük seviyelerde kaldığını belirtti.
İKİ KRİTİK GEÇİŞ NOKTASI AYNI ZAMANDA RİSK ALTINDA
Petrol piyasasındaki endişeler yalnızca Hürmüz Boğazı ile sınırlı değil. Yemen'deki Husiler, Kızıldeniz'de Suudi Arabistan'a ait olduğunu öne sürdükleri bir askeri gemi ile 4 eskort gemisine füze saldırısı düzenlediklerini açıkladı. Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz'in güney girişindeki Bab el-Mendeb Boğazı'nın aynı anda baskı altında kalması, küresel petrol arzı açısından riskleri artırıyor.
Waterer, iki stratejik geçiş noktasındaki baskının devam etmesi halinde küresel petrol arzında daha ciddi sorunlar yaşanabileceğine işaret etti.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nın yönetimine ilişkin Umman ile ayrı bir anlaşma üzerinde görüşmeler yürüttüğü bildirildi. Tahran, tarafların anlaşmaya yaklaştığını belirtiyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın Umman'a yönelik askeri müdahale tehdidinde bulunması, bölgede diplomatik çözüm ihtimaline ilişkin belirsizliği artırdı.
Öte yandan diplomatik cephede gerilimi azaltabilecek bir gelişme de yaşandı. Basında yer alan haberlere göre Trump yönetimi, İran Devrim Muhafızları Ordusu ile perde arkasında görüşmeler başlattı. Söz konusu temaslar, çatışmanın sona erdirilmesine yönelik diplomatik kanalın tamamen kapanmadığı şeklinde yorumlansa da Hürmüz Boğazı'ndaki düşük tanker trafiği ve tarafların sert açıklamaları petrol piyasasında arz risklerinin şimdilik devam ettiğini gösteriyor.
Piyasanın bundan sonraki yönünde İran-ABD görüşmelerinin seyri, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin yeniden başlayıp başlamayacağı ve Kızıldeniz'deki güvenlik koşulları belirleyici olacak. Bu gelişmeler, Brent petrolün 90 doların üzerindeki seyrinde kritik rol oynayacak.