Louisiana’daki sulak alanlarda yürütülen araştırmalar, avcı-toplayıcı toplulukların inşa ettiği 5 bin 400 yıllık Watson Brake höyük kompleksinin detaylarını ortaya koydu. Daily Galaxy’nin aktardığı verilere göre, Mısır piramitlerinin ortaya çıkışından yaklaşık 2 bin yıl öncesine tarihlenen kompleks, anıtsal mimarinin gelişimine dair geleneksel arkeolojik kabulleri değiştirdi.

Ağaç ve bataklık bitkileri nedeniyle onlarca yıl fark edilmeyen yapının varlığı, ilk olarak 1981 yılında amatör arkeolog Rekha Jones tarafından tespit edildi. Bölgedeki arazi temizlik çalışmalarının ardından dairesel bir düzende sıralanmış ve toprak setlerle birbirine bağlanmış 11 höyük gün yüzüne çıkarıldı.

MÖ 3400'Ü İŞARET EDİYOR 

1990’lı yıllarda arkeolog Joe Saunders ve ekibi tarafından yürütülen çalışmalarda yapılan radyokarbon tarihlemeleri, kompleksin MÖ 3400 civarında inşa edilmeye başlandığını ve yaklaşık 400 yıl boyunca kullanıldığını gösterdi. Watson Brake’in, Kuzey Amerika’da bilinen diğer toprak setli höyük komplekslerinden 1 bin 900 yıl daha eski olduğu belirlendi.

İncelemelerde, höyüklerin altındaki toprağın dayanıklılığı artırmak amacıyla kasıtlı olarak sıkıştırıldığı ve inşa sürecinde alanın zemin düzleme işlemlerinden geçirildiği anlaşıldı. En büyük höyüğünün yüksekliği 7,6 metreye ulaşan kompleksin toplam yapım süresi yaklaşık 100 bin çalışma saati olarak hesaplandı.

Kaynak olarak ekle

İLK BİTKİLER YER ALIYOR 

Yapılan araştırmalar, alanı inşa edenlerin göçebe bir yaşam süren, avcılık ve balıkçılıkla geçinen Evans kültürüne mensup Paleo-Yerli topluluklar olduğunu gösterdi. Kazılarda ok uçları, av araçları, hayvan kalıntıları, deniz kabukları, pişirme taşları, yanmış tohumlar ve erken dönem seramik örneği olabileceği düşünülen pişmiş kil objeler elde edildi.

Ayrıca yerleşimcilerin topladığı bazı bitki türlerinin, ilerleyen dönemlerde Kuzey Amerika’nın doğusunda evcilleştirilen ilk bitkiler arasında yer aldığı tespit edildi. Bulgular, anıtsal mimarinin yalnızca tarım ve yerleşik hayata geçişle mümkün olabildiği yönündeki teorilerin aksine, göçebe toplulukların da kolektif organizasyonlarla büyük ölçekli inşaatlar gerçekleştirebildiğini kanıtladı.