Yüksek IQ'ya sahip ve aynı zamanda duygusal yoğunluğu yüksek olan kişilerin sahip oldukları ahlaki değerler ve yaşadıkları çocukluk deneyimlerinden dolay kendilerinde olan bir hissi içlerinden atamadıkları iddia edildi. Uzmanlara göre zeki bireyler kontrol edemiyor olsalar bile bu hissi içlerinden atmayı başaramıyorlar.

ZEKİ İNSANLARIN HEPSİ AYNI HİSSEDİYOR

Psychology Today'da yayınlanan bir analize göre yüksek zekaya ve duygusal yoğunluğa sahip bireylerin hepsi kronik suçluluk hissi yaşıyor. Uzan psikolog çalışmalarına dayandırılan bu analize göre zeki bireyler kontrol edemedikleri olaylarda bile kendilerini suçlu hissetmeye daha yatkın. Varoluşsal psikoterapist ve yazar Imi Lo tarafından yayımlanan yazıda durumun ahlaki hassasiyet, varoluşsal farkındalık ve çocuklukta yaşanan deneyimler ile bağlantılı olduğu savunuluyor. 

Yüksek zekaya sahip bireyler; toplumsal eşitsizlik, hayvan hakları ya da başkalarının acısı gibi empati gerektiren durumlarda yoğun bir etik kaygı hissine kapılıyor. Bu kişiler başkalarının umursamadığı küçük ayrıntıları bile sürekli düşünmeye eğilimli oluyor. Zeki insanlar "daha fazlasını yapmam gerek." hissinden kendilerini kurtaramıyor. Bu durum mükemmeliyetçilik ile birleştiğinde ise kişi kontrolü dışındaki durumlarda bile kendini suçlu hissetmeye başlıyor. 

ÇOCUKLUKTA KURULAN İLİŞKİLERİN ROLÜ BÜYÜK

Yapılan analizde, bireylerin çocukluk döneminde ailesiyle yaşadığı ilişkilerin bu hissi etkileyebildiği öne sürüldü. Özellikle ebeveynleştirilmiş" yani erken yaşta büyümeye zorlanmış olan çocukların, depresyon yaşayan ebeveynleri duygusal olarak desteklemek gibi yaşlarına asla uygun olmayan rolleri üstlenmek durumunda kaldıkları açıklandı. Bu durum zamanla aile içindeki sorunlarda kendilerini suçlu hissetmeye başlamalarına yol açıyor. Çocuklar sürekli fazla "hassas", "yoğun" ya da "talepkar" olduğu mesajlarını aldığında ise bu suçluluk hissi önlenemez bir utanca dönüşmeye başlıyor. 

Kaynak olarak ekle

Makalede ele alınan bir diğer konu ise bu suçluluk hissinin bireyin geçmişte bastırdığı öfke ya da yas halinin dışavurumu olabileceği. Psikanalitik yaklaşımlardan bahsedilen analizde, zeki bireylerin değiştiremediği olaylar karşısında hissettiği çaresizlik hissinin öfkeye dönüştüğü ancak bu öfkeyi kabul edemediği için kendi iç dünyasında onu suçluluğa dönüştürdüğü iddia edildi. 

Lo, yaptığı analizde suçluluk hissinin her bireyde aynı nedenler ile ortaya çıkmadığını fakat yoğun hissedilen suçluluk hissinin kökeninin çoğunlukla çocukluğa bağlandığını savundu. Kişinin kendi ihtiyaçlarını yanlış ya da ayıp olarak görmesi yetişkinlikte kalıcı bir iç ses haline gelebiliyor.