Psikolojiye göre havaalanına uçuştan 3 saat önce gelen insanlar yalnızca "erken davranmayı seven" kişiler olmayabilir. Her ne kadar bu davranış çoğu zaman titizlik, planlı olma veya uçuş korkusuyla açıklansa da altında çocukluk dönemine uzanan farklı bir psikolojik dinamik bulunabilir.

Hepimiz sakin ve soğukkanlı görünen, gününü iyi planlayan, işlerini zamanında tamamlayan ve hiçbir şeyi son dakikaya bırakmayan insanlarla karşılaşmışızdır. Konu uçağa yetişmek olduğunda bu kişilerde belirgin bir değişiklik görülebilir.

Normal bir uçuş prosedürünün gerektirdiğinden çok daha erken saatte havaalanına gitmek isterler. Trafiğe takılma, güvenlik kuyruğunun uzaması, check-in işlemlerinin beklenenden uzun sürmesi ya da hava koşullarının ulaşımı aksatması gibi ihtimalleri önceden hesaba katarlar.

Peki bunun nedeni gerçekten yalnızca dakik olmayı sevmeleri mi?

Asıl mesele uçak olmayabilir

Bu kişilerin uçuş sırasında panik yaşamadığı, asıl gerginliğin uçağa binmeden önce ortaya çıktığı durumlarda farklı bir açıklama düşünülebilir.

Psikoloji literatüründe bununla ilişkilendirilen kavramlardan biri "aşırı sorumluluk" duygusudur. Bu eğilime sahip kişiler, aslında kendi kontrolleri dışında olan sonuçlar için bile kendilerini gereğinden fazla sorumlu hissedebilir. Bu nedenle ortaya çıkabilecek sorunları önceden engellemek için normalden çok daha fazla hazırlık yapabilirler.

Kaynak olarak ekle

Dolayısıyla havaalanına 3 saat erken gitmek yalnızca "uçağı kaçırmayayım" düşüncesinden ibaret olmayabilir. Kişi, kontrol edemeyeceği ihtimalleri azaltmak için kontrol edebildiği tek noktaya, yani evden çıkış saatine odaklanabilir.

Çocuklukta öğrenilen bir davranış olabilir

Bu düşünce biçiminin bazı durumlarda çocukluk deneyimleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülüyor.

Çocukluk döneminde bir çocuğa yaşından fazla sorumluluk yüklenmesi veya yaptığı işlerin sürekli olarak "doğru" olması gerektiğinin hissettirilmesi, zamanla hata yapmaya karşı daha hassas bir tutum geliştirmesine neden olabilir.

Bunun için ebeveynlerin çocuğu sürekli azarlaması da gerekmeyebilir. Çocuklar, yetişkinlerin davranışlarını ve tepkilerini gözlemleyerek de önemli mesajlar öğrenebilir.

Örneğin bir plan değiştiğinde ebeveynin yaşadığı yoğun stres, bir şey unutulduğunda duyulan iç çekiş veya küçük bir hatanın ardından ortaya çıkan kaygı, çocuk için zamanla şu düşünceyle birleşebilir:

"Bir şey ters giderse bunun sonuçlarından ben sorumlu olabilirim."

Bu düşünce yetişkinlikte her durumda aynı şekilde ortaya çıkmasa da, özellikle belirsizliğin yüksek olduğu durumlarda kendisini gösterebilir.

Belirsizliğe tahammülsüzlük de etkili olabilir

Araştırmalarda bu davranış biçimi "belirsizliğe tahammülsüzlük" olarak tanımlanan özellikle de ilişkilendiriliyor.

Belirsizliğe tahammülsüzlüğü yüksek kişiler, sonucu önceden kestirmenin zor olduğu durumları daha rahatsız edici bulabiliyor. Bu nedenle belirsizliği azaltmak için daha fazla planlama, hazırlık ve kontrol davranışı gösterebiliyorlar.

Havaalanı bunun için oldukça uygun bir örnek.

Trafiğin ne kadar süreceğine, güvenlik kuyruğunun uzunluğuna, hava durumuna veya önünüzdeki yolcunun işlemlerinin ne kadar zaman alacağına karar veremezsiniz. Ancak evden ne zaman çıkacağınızı siz belirlersiniz.

Bu nedenle 3 saatlik süre, yalnızca uçağı kaçırma ihtimaline karşı alınmış bir önlem olmayabilir. Aynı zamanda kişinin kontrol edemediği pek çok değişken karşısında kontrol edebildiği tek şeyi mümkün olduğunca erkene çekmesinin bir yolu olabilir.

Bu açıdan bakıldığında, havaalanına saatler öncesinden gitmek her zaman uçuş korkusunun veya "fazla erken kalkma" alışkanlığının göstergesi olmayabilir. Bazı kişiler için bu davranış, belirsizliği azaltma, olası hataları önleme ve kendilerini ortaya çıkabilecek sorunlardan sorumlu hissetmeme çabasının bir parçası olabilir.

Elbette havaalanına erken gitmek tek başına kişinin çocukluğunda belirli bir deneyim yaşadığını ya da belirli bir psikolojik özelliğe sahip olduğunu göstermez. İnsanların seyahat alışkanlıklarını; kişilik özellikleri, geçmiş deneyimleri, ulaşım koşulları ve uçuşun niteliği gibi çok sayıda faktör etkileyebilir.