Aile içi ilişkilerde yaşanan iletişim sorunları ve baskıcı tutumlar, uzmanlar tarafından mercek altına alındı. Psikologlar, "toksik ebeveyn" olarak adlandırılan rollerin çocuk gelişimindeki olumsuz etkilerini ve bu durumun yetişkinlik dönemindeki yansımalarını aktardı.
UZMANLARA GÖRE TOKSİK AİLE BELİRTİLERİ
Psikolog ve psikoterapist Laetitia Bluteau, Fransız Cosmopolitan dergisine yaptığı açıklamada, toksik aile ilişkilerinin temel özelliğini, çocuğun bireysel varlığının ve ihtiyaçlarının ebeveyn tarafından bir "tehdit" olarak algılanması şeklinde tanımladı. Bluteau, bu ortamlarda bireyin büyümesi, keşfetmesi ve kendisi olabilmesi için gerekli sağlıklı alanın bulunmadığını ifade etti.
Uzmanlar, toksik ebeveynlerin çocukları üzerinde kurduğu tahakkümün somut göstergelerini şu şekilde sıralıyor:
Çocuğun duygularının ve kararlarının yok sayılması.
Odaya kapı vurulmadan girilmesi gibi yöntemlerle kişisel alanın işgal edilmesi.
Yetişkinlik döneminde kişinin hayatına müdahale edilmesi.
Özel ve mahrem bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılması.
DUYGULARIN YOK SAYILMASI UZUN VADELİ SORUNLARA YOL AÇIYOR
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan bir diğer uzman Psikolog Amanda Darnley ise toksik ebeveyn davranışlarının zamana yayılan etkilerine dikkat çekti. Darnley, çocukken üzüntü yaşayan bireylerin odalarına gönderilerek yalnızlaştırıldığını, aynı ebeveynlerin sonraki yıllarda ise çocuklarının aramalarını görmezden geldiğini veya duygusal konular açıldığında konuyu değiştirdiğini belirtti.
Yapılan çalışmalara göre, çocuklukta duyguları yok sayılan bireyler, yetişkinlik hayatlarında kendi duygularını anlamlandırmakta, ifade etmekte ve bunlara uygun tepkiler geliştirmekte zorluk yaşıyor.
İLETİŞİMSİZLİK VE 'HAYATTA KALMA' MODU
Uzmanlar; sürekli tekrarlayan çatışmaları, gergin atmosferi ve savunmacı iletişimi toksik ortamların ana nitelikleri arasında gösteriyor. Laetitia Bluteau, bu tür ailelerde karşılıklı dinlemenin mümkün olmadığını ve ilişkilerin adeta bir "hayatta kalma mücadelesine" dönüştüğünü ifade etti. Ebeveynlerin diyalogları tek taraflı sonlandırması, sorumluluğu tamamen çocuğa yüklemesi ve son sözü söyleyen taraf olma çabası, kontrolü elde tutma arayışının yapı taşları olarak değerlendiriliyor.
UZMANLAR ÖNERİDE BULUNDU
Psikolog Sherrie Campbell, bireylerin "aile" bağı nedeniyle psikolojik ve zihinsel sağlıklarını uzun yıllar feda edebildiklerine değindi. Her aile üyesinin her zaman sağlıklı bir psikolojiye sahip olamayabileceğini belirten Campbell, bireyin kendi ruhsal yapısını yeniden inşa edebilmesi adına, gerektiği durumlarda aile fertleriyle araya mesafe koymasının veya ilişkileri tamamen sonlandırmasının bir ihtiyaç haline gelebileceğini kaydetti.