Çoğu insan telefonunu sadece bir toplantı ya da sinema sırasında sessize alır, biter bitmez de sesini açar. Bir grup insan var ki telefonları sabah 9'da da gece 11'de de sessizdedir. Onlara gönderilen mesajlar cevapsız kalabilir ya da aramalar doğrudan sesli mesaja düşebilir. Dışarıdan bakıldığında bu durum bazen kabalık gibi algılansa da dikkat, dürtü kontrolü ve dijital davranışlar üzerine çalışan psikologlar durumun bambaşka olduğunu belirtiyor.
Araştırmalara göre, telefonunu sürekli sessizde tutmayı bir yaşam tarzı haline getiren kişiler, çoğu insanın geliştirmekte zorlandığı 7 özel karaktere sahip:
1. Dikkatlerinin nereye gideceğine kendileri karar verir
Her bildirim, ekranda beliren her ışık veya titreşim, aslında başka birinin sizin o an ne düşünmeniz gerektiğine karar vermesidir. Çoğu insan günde onlarca kez farkında olmadan bu çağrılara yenik düşer. Telefonunu sessizde tutanlar ise bu dış müdahaleyi hayatlarından tamamen çıkarır. Dikkatlerini gelen bir mesaja göre değil, o gün odaklanmayı seçtikleri işe göre yönlendirirler.
2. Bilmeme hissine ve belirsizliğe tahammül edebilirler
Telefonun bir yerinde bekleyen bir mesaj olduğunu bilmek çoğu insanda hemen bakma dürtüsü yaratır. Telefonunu sessizde tutanlar bu dürtüyü fark eder ama ona hemen teslim olmaz. Bir bildirimin gelişiyle ona bakacakları an arasındaki mesafeyi koruyabilirler. Bu durum, psikolojide rahatsız edici bir hisse hemen tepki vermeden dayanabilme becerisi olan "sıkıntı toleransı" ile açıklanır.
3. Sürekli bir uyarıcıya ihtiyaç duymazlar
Sessizlik veya boşluk hissi onları huzursuz etmez. Bildirimsiz geçen uzun saatler onlar için bir eksiklik değil, gayet normal bir durumdur. Podcast dinlemeden yapılan bir araba yolculuğu ya da bir bekleme odasında ekrana bakmadan geçirilen 15 dakika onları rahatsız etmez; zihinlerini sürekli küçük uyaranlarla doldurma ihtiyacı hissetmezler.
4. Telefonun çekim gücüne kapılmadan odaklanırlar
Araştırmalar, akıllı telefonların kapalı olsa bile sadece yakınımızda durmasının zihinsel kapasiteyi ve çalışma belleğini azalttığını gösteriyor. Telefonunu sessizde yaşayan insanlar bu çekim alanını etkisiz hale getirmiştir. Bir işi, sohbeti ya da görevi bitirdikten sonra telefona bakarlar. Telefonun onları yönetmesine izin vermez, onlar telefonu yönetir.
5. Ulaşılabilir olmakla güvenilir olmayı birbirine karıştırmazlar
Mesajlara iki dakika içinde yanıt veren kişilerin daha güvenilir olduğuna dair yaygın bir yanılgı vardır. Oysa hızlı tepki vermek ile verilen sözü tutmak aynı şey değildir. Telefonu sessizde olanlar bu ayrımı net yaparlar. Her an herkes için müsait görünme çabasına girmezler; ancak bir söz verdiklerinde veya gerçekten ihtiyaç duyulduğunda orada olurlar.
6. Neyin acil olduğuna telefonun değil, kendilerinin karar vermesini sağlarlar
Akıllı telefonlar bir sosyal medya beğenisi ile aileden gelen önemli bir mesajı aynı ses ve etiketle sunarak her bildirimi eşit derecede acil gibi gösterir. Telefonunu sessizde kullananlar ise öncelik sıralamasını önceden zihinlerinde yapmıştır. Kimin hızlı yanıta ihtiyacı olduğunu, kimin bekleyebileceğini bilirler ve kontrolü ellerinde tutarlar.
7. İnsanları suçluluk duymadan bekletebilirler
Gelen bir mesaja saatler sonra yanıt verirken panikle "Kusura bakma, yeni gördüm" gibi özürlere sığınmazlar. Ulaşılabilir olmayı mecburi bir sosyal görev olarak görmezler. İletişim sınırlarını baştan net çizdikleri için geç yanıt verdiklerinde içsel bir suçluluk yaşamazlar.