Rusya Federasyonu, Sovyetler Birliği sonrası dönemde inşa edilen en iddialı savaş gemisi projelerinden biri olan Proje 22350 sınıfı fırkateyn hamlesiyle denizlerdeki dengeleri değiştirmeye hazırlanıyor. St. Petersburg’daki Severnaya Tersanesi’nde düzenlenen törenle suya indirilen Amiral Amelko, sahip olduğu ateş gücü ve teknolojik donanımıyla askeri çevrelerde "uçak gemisi avcısı" olarak nitelendiriliyor.

DİĞER ÜLKELERDEN FARKLI BİR TAKTİK UYGULUYORLAR

Kremlin’in devasa uçak gemileri inşa etmek yerine, bu gemileri etkisiz hale getirebilecek daha çevik ve yüksek vuruş gücüne sahip platformlara yönelme stratejisi, Amiral Amelko ile yeni bir boyuta taşınmış oldu.

ÜZERİNDE HER ÇEŞİT FÜZEYİ TAŞIYACAK

Rusların ürettiği bu yeni nesil fırkateyn, çok katmanlı bir saldırı ve savunma ağı ile donatıldı. Geminin harekat kabiliyetinin temelini; Kalibr seyir füzeleri, Oniks gemisavar füzeleri ve özellikle Batılı savunma sistemlerinin durdurmakta zorlandığı Tsirkon hipersonik füzeleri oluşturuyor. 

Uzmanlar, bu füze kombinasyonunun Rus donanmasına yalnızca kıyı hedeflerini vurma yeteneği değil, aynı zamanda Amerikan nükleer uçak gemisi taarruz gruplarını güvenli mesafeden tehdit edebilme imkanı sunduğuna dikkat çekiyor.

DENİZİN ALTINDAKİLERİ DE VURABİLİYOR

Amiral Amelko’yu sınıfının önceki gemilerinden ayıran en temel özellik ise artırılan dikey fırlatma hücre kapasitesiyle adeta yüzen bir füze bataryasına dönüşmüş olması. Gemi, sadece su üstü hedefleri için değil, deniz altından gelecek tehditlere karşı da modern sistemlerle donatıldı.

 Otvet denizaltı savar sistemi ve Paket-NK anti-torpido savunma mekanizmasıyla geminin beka kabiliyeti en üst seviyeye çıkarılırken, bünyesinde barındırdığı Ka-27 helikopteri ile denizaltı avlama operasyonlarında stratejik bir esneklik hedefleniyor.

TEK KÖTÜ ÖZELLİĞİ VAR

Ancak bu etkileyici ateş gücüne rağmen geminin operasyonel sınırları da tartışma konusu olmaya devam ediyor. Amiral Amelko’nun 30 günlük ikmal süresiyle sınırlı dayanıklılığı, uzun menzilli görevlerde lojistik tanker desteğini zorunlu kılıyor. Bu durum, Rusya’nın küresel bir deniz gücü projeksiyonundan ziyade, "Erişimi Engelleme ve Alanı Reddetme" olarak bilinen A2/AD stratejisine odaklandığını kanıtlıyor. Rusya, bu hamlesiyle açık denizlerde bir yarışa girmek yerine, rakip donanmaların kritik bölgelere girişini imkansız kılmayı amaçlıyor.

2026 yılında tam kapasiteyle hizmete girmesi beklenen Amiral Amelko’nun Pasifik Filosu’na dahil edilecek olması, Moskova’nın jeopolitik mesajının adresini de netleştiriyor. Doğrudan ABD ve müttefiklerinin nüfuz alanında görev yapacak olan fırkateyn, bölgedeki askeri dengeleri Rusya lehine zorlayacak bir aktör olarak görülüyor.