Dijital dünyada güvenlik duvarları yükseldikçe, dolandırıcılar rotayı insanın en zayıf anına yani alışkanlıklarına çevirdi. Son dönemde artış gösteren iki büyük tehlike, siber saldırganların ne kadar sinsi yöntemler geliştirdiğini gözler önüne seriyor.
E-POSTADA 'GENEL' HİTAP TEHLİKESİ
İngiltere’den başlayarak tüm dünyaya yayılan "Phishing" yani oltalama dalgasında, saldırganlar artık uzun metinler yerine basitlikten güç alıyor. Bankanızdan veya abonelik servisinizden gelmiş gibi görünen ancak size isminizle değil, sadece "Selam" veya "Sayın Müşterimiz" gibi genel ifadelerle hitap eden e-postalar, aslında birer dijital mayın.
Gerçek kurumlar sizin kim olduğunuzu bilirken, dolandırıcılar binlerce kişiye aynı "genel" taslağı gönderiyor. Bu e-postalardaki tek bir linke tıklamak, tüm kişisel verilerinizin saniyeler içinde ele geçirilmesine neden olabiliyor.
BOŞ BULUNUP "EVET" DEMEYİN
Tehlike sadece ekranlarla sınırlı değil. Artık telefonunuz çaldığında verdiğiniz basit bir cevap bile aleyhinize delil olarak kullanılabilir. Sesli onay sistemlerini suiistimal eden dolandırıcılar, "Beni duyabiliyor musunuz?" gibi masum görünen sorularla sizin ağzınızdan dökülecek bir "Evet" kelimesini bekliyor.
Yapay zeka ve dijital montaj yöntemleriyle kaydedilen bu tek kelime; onaylamadığınız bir kredinin, üye olmadığınız bir servisin veya yapmadığınız bir alışverişin "sözlü onayı" haline getiriliyor.
UZMANLARDAN ALTIN KURALLAR
E-postada adınız ve soyadınız açıkça geçmiyorsa, o mesajı hemen silin. Telefonda tanımadığınız bir numara "Duyuyor musun?" diye sorduğunda "Evet" yerine "Sizi dinliyorum" veya "Sesiniz geliyor" gibi alternatif ifadeler kullanın.
"Hesabınız bloke oldu" veya "İcra dosyanız var" gibi aciliyet hissi yaratan mesajlara doğrudan yanıt vermeyin. Kurumun resmi numarasını kendiniz tuşlayarak durumu kontrol edin.