Türkiye’nin güneydoğusundaki Şanlıurfa bölgesi, insanlık tarihinin en büyük gizemlerini barındırmaya devam ediyor. Bölgedeki Neolitik döneme ait yerleşim yerlerinde yürütülen kazılar, yerleşik hayata geçiş ve sembolik sanatın doğuşu hakkındaki bildiklerimizi kökünden sarsacak yeni bir bulguya sahne oldu. Taş Tepeler projesi kapsamında yer alan Karahan Tepe’de, T şeklindeki kireçtaşı sütunlardan birinin üzerinde oyulmuş bir insan yüzü figürü ortaya çıkarıldı. Yaklaşık 12.000 yıl öncesine, yani Çömlekçilik Öncesi Neolitik döneme tarihlenen bu keşif, avcı-toplayıcı toplulukların geleneksel zaman çizelgelerinin izin verdiğinden çok daha erken bir dönemde figüratif insan tasvirleri ürettiğini kanıtlıyor.
TARİHİN EZBERİNİ BOZAN OYMA
Şanlıurfa’nın yaklaşık 35 kilometre güneydoğusunda, Tek Tek Dağları Milli Parkı sınırları içinde bulunan Karahan Tepe, Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarına göre insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri. Ancak bu sit alanını asıl önemli kılan şey sadece yaşı değil; tarımın tam anlamıyla başlamadığı bir dönemde bu ölçekte mimari ve sanatsal projeleri hayata geçirebilecek organize bir emeğin, ortak bir sembolik dilin ve gelişmiş bir sosyal yapının varlığını göstermesi.
Bugüne kadar anıtsal ölçekteki insan portrelerinin, yerleşik yaşamın iyice yerleştiği Geç Neolitik veya erken kentleşme dönemlerine ait olduğu düşünülüyordu. Karahan Tepe’deki bu oyma yüz ise tüm ezberleri bozuyor. Sütunlardaki hayvan tasvirleri ve soyut sembollerin aksine, doğrudan bir insan yüzünün işlenmesi, soyut güçlerden ziyade insan varlığının veya kolektif bir kimliğin anıtsallaştırıldığını gösteriyor. Bilişsel açıdan bu durum, mekanı sadece işaretlemekle kalmayıp bireyleri temsil eden kişiselleştirilmiş anıtlara doğru büyük bir sıçrama anlamına geliyor.
GÖBEKLİTEPE VE KARAHAN TEPE ARASINDAKİ BÜYÜK FARK
Komşu Göbeklitepe ile karşılaştırmalar ise kaçınılmaz. Her iki sit alanı da sütunlarla çevrili dairesel yapılara sahip olsa da, Göbeklitepe’nin ünlü T sütunları belirgin bir şekilde oyulmuş yüz detayları içermiyor. Karahan Tepe’deki oymacıların yüz özelliklerini açıkça vurgulamayı seçmesi, insan varlığının nasıl hayal edildiği ve sergilendiği konusunda farklı bir yerel geleneğe işaret ediyor olabilir.
Karahan Tepe’deki çalışmalar, Prof. Dr. Necmi Karul liderliğindeki Şanlıurfa Neolitik Araştırma Projesi kapsamında yürütülüyor. Karul’un hem Göbeklitepe hem de Karahan Tepe kazılarını eş zamanlı olarak yönetmesi, arkeoloji dünyası için eşsiz bir avantaj sağlıyor. Aynı araştırma metodolojisinin ve kayıt standartlarının her iki alanda da uygulanması, iki yerleşim arasında doğrudan ve güvenilir veri karşılaştırmaları yapılmasına olanak tanıyor. Arkeologlar, Karahan Tepe'deki yüz oyması ile Göbeklitepe'deki işçilikleri fotogrametrik yöntemlerle karşılaştırmayı hedefliyor. Eğer alet izleri benzer çıkarsa, bu durum bölgeler arasında yoğun bir fikir alışverişinin veya gezici zanaatkarların varlığını kanıtlayacak. Belirgin farklar bulunması halinde ise Neolitik toplulukların sembolik sanatı birbirinden bağımsız olarak geliştirdiği hipotezi güçlenecek.
ARKEOLOGLARIN ÇÖZMESİ GEREKEN YENİ GİZEM
Keşif büyük bir heyecan yaratsa da, bilimsel raporlardaki bazı eksiklikler arkeologların önünde yeni araştırma kapıları açıyor. En acil soru, yüzün yer aldığı sütunun sit alanının tam olarak hangi katmanında bulunduğuyla ilgili. Eğer bu oyma en eski inşa evresine aitse, Anadolu’daki figüratif sanatın tarihi çok daha geriye çekilecek. Ancak sonraki bir dönemde yapılan bir restorasyon ürünü ise topluluğun zaman içindeki kültürel değişimi hakkında farklı bir hikaye anlatacak.
Ayrıca oymanın yapıldığı kireçtaşı üzerinde henüz mikroskobik bir alet izi analizi veya hammadde kaynağı çalışması yayınlanmadı. Bu veriler, yüzün diğer sütunları yapan ustalar tarafından mı yoksa farklı bir dönemde, farklı tekniklere sahip başka bir grup tarafından mı yapıldığını ortaya koyacak. Sütunun yönü ve mekandaki konumu da ritüelistik açıdan büyük önem taşıyor. Yüzün tören alanına katılanlara doğru mu, yoksa dışarıya, manzaraya doğru mu baktığı henüz detaylandırılmadı.
Önümüzdeki dönemde Karahan Tepe'de yapılacak yüksek çözünürlüklü 3 boyutlu taramalar, kireçtaşının petrografik analizleri ve sütun tabanındaki organik maddelerin karbon-14 ($^{14}C$) yöntemiyle tarihlenmesi, bu gizemleri aydınlığa kavuşturacak. Tek Tek Dağları'nın bağrından çıkan bu 12 bin yıllık insan yüzü, sadece bir taş oyma değil; atalarımızın kendilerini nasıl gördüklerini, kimliklerini ve dünyadaki yerlerini nasıl anlamlandırdıklarını gösteren muazzam bir veri noktası. Karahan Tepe, insanlık tarihinin şafağında sembolik düşüncenin ve sanatın tahmin ettiğimizden çok daha çeşitli ve köklü olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.