Ocak 2026 itibarıyla tıp ve havacılık sektörlerinde pilot testlerine başlanan bu teknoloji, lityum-iyon pillerin aksine şarj edilmeye ihtiyaç duymuyor. Ancak bu bataryanın akıllı telefonları tek başına çalıştırması, mevcut güç kapasitesi nedeniyle henüz mümkün görünmüyor.
100 MİKROWATT GÜÇ TELEFON İÇİN YETERLİ Mİ?
Betavolt'un ilk seri üretim modeli olan BV100, yaklaşık 100 mikrowatt (0.0001 watt) güç üretebiliyor. Güncel bir akıllı telefonun normal çalışma modunda ihtiyaç duyduğu enerji ise bu miktarın on binlerce katı üzerinde yer alıyor.
Bu durum, nükleer bataryaların şu an için sadece kalp pilleri, işitme cihazları ve düşük enerji tüketen sensörler gibi kritik cihazlar için uygun olduğunu kanıtlıyor. Uzmanlar, bir telefonun ihtiyacı olan 1-2 watt seviyesine ulaşmak için binlerce modülün birleştirilmesi gerektiğini, bunun da maliyet ve boyut engeline takıldığını belirtiyor.
ELMAS YARI İLETKEN TEKNOLOJİSİ
Bataryanın kalbinde, radyoaktif Nikel-63 tabakaları arasına yerleştirilen ve sadece 10 mikron kalınlığındaki tek kristalli elmas yarı iletkenler bulunuyor. Bu elmas tabakalar, radyasyonu elektrik akımına dönüştürürken aynı zamanda dışarıya sızıntı yapılmasını engelleyen bir güvenlik kalkanı görevi görüyor.
Geliştirici ekip, bataryanın -60°C ile 120°C arasındaki aşırı sıcaklıklarda bile performans kaybı yaşamadan çalışabildiğini duyurdu. Ayrıca darbelere ve patlamalara karşı dayanıklı olan bu yapının, geleneksel kimyasal pillere göre çok daha güvenli olduğu kaydedildi.
GELECEKTE "HİBRİT" KULLANIM PLANLANIYOR
2026'nın ilk yarısında 1 watt kapasiteli daha gelişmiş modeller üzerinde çalışmaların sürdüğü bildirildi. Teknoloji devlerinin, nükleer bataryaları ana güç kaynağı olarak değil, mevcut pilleri sürekli şarj eden "yardımcı ünite" olarak kullanabileceği bir hibrit model üzerinde durduğu öğrenildi.
Bu senaryoda telefonların şarj ömrü günlerden aylara çıkabilir ancak şarj kablolarının tamamen ortadan kalkması için radyasyon güvenliği sertifikalarının ve üretim maliyetlerinin optimize edilmesi gerekiyor.
ÇEVRESEL ETKİ VE GERİ DÖNÜŞÜM SÜRECİ
Nükleer bataryaların en büyük avantajlarından biri, 50 yıllık kullanım ömrü sonunda içerisindeki radyoaktif Nikel-63'ün tamamen zararsız olan bakır elementine dönüşmesi. Bu süreç, nükleer atık riskini ortadan kaldırırken bataryayı doğa dostu bir seçenek haline getiriyor.