İkinci el otomobil piyasasında araç satın alanların en büyük korkusu, satıştan kısa bir süre sonra ortaya çıkan teknik arızalar ve gizli kusurlar oluyor. Birçok kişi noter huzurunda atılan imzanın tüm sorumluluğu sona erdirdiğini düşünse de Türk hukuk sistemi bu konuda alıcıları koruyan çok sert düzenlemeler içeriyor.

Gizli ayıp olarak nitelendirilen ve satış anında fark edilemeyen kusurlar, hem galeri sahiplerini hem de bireysel satıcıları ciddi tazminat ve iade yükümlülükleriyle karşı karşıya bırakabiliyor.

GALERİDEN ARAÇ ALANLAR İÇİN KANUNİ KALKAN

Aracını bir galeri veya yetkili satıcı gibi profesyonel işletmelerden alan vatandaşlar, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında koruma altına alınıyor. Mevcut yönetmeliğe göre, ticari işletmeler tarafından satılan ikinci el araçlarda motor, şanzıman ve elektrik sistemi satış tarihinden itibaren 3 ay veya 5 bin kilometre boyunca satıcı garantisi altında bulunuyor.

İşletmeler, aracın geçmişindeki kazaları veya teknik kusurları alıcıya eksiksiz bildirmekle yükümlü tutuluyor. Eğer bu süre zarfında önceden söylenmeyen bir arıza ortaya çıkarsa, alıcının sözleşmeyi iptal ederek parasını geri isteme, satış bedelinden indirim talep etme veya ücretsiz onarım isteme gibi seçimlik hakları devreye giriyor.

ŞAHISTAN YAPILAN SATIŞLARDA BORÇLAR KANUNU DEVREDE

Aracın bir şahıstan satın alınması durumunda ise uyuşmazlıklar Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre karara bağlanıyor. Bireysel satışlarda işletmelerdeki gibi otomatik bir garanti süresi bulunmasa da satıcının "ayıba karşı tekeffül" sorumluluğu devam ediyor. Bu kapsamda satıcı, araçtaki kusurları bilerek gizlemişse veya satış anında bu kusurlar fark edilemeyecek nitelikteyse, alıcıya karşı sorumlu tutuluyor.

Borçlar Kanunu çerçevesinde alıcının aracı teslim aldıktan sonra makul bir sürede kontrol etmesi ve bir sorun bulduğunda satıcıya bildirmesi gerekiyor. Gizli ayıp niteliğindeki durumlarda satıcının sorumluluğu 2 yıla kadar uzayabiliyor, ancak taraflar arasında hukuki bir sorumsuzluk anlaşması yapılmamış olması bu süreçte kritik bir rol oynuyor.

HUKUKİ SÜREÇTE NOTER İHBARININ ÖNEMİ

Satın alınan araçta bir kusur fark edildiği an, alıcının vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerekiyor. Uzmanlar, sözlü beyanların ileride ispat sorunu yaratabileceğini hatırlatarak, arıza durumunun tespit edildiği an noter kanalıyla satıcıya ihbar gönderilmesinin şart olduğunu vurguluyor.

Noter üzerinden çekilen ihtarname, hukuki sürecin sağlıklı işlemesi ve alıcının hak kaybına uğramaması için en güçlü delil olarak kabul ediliyor. Satıcı kusuru kabul etmediği takdirde, mahkeme kanalıyla bilirkişi incelemesi yapılarak arızanın satış öncesine dayanıp dayanmadığı netleştiriliyor ve sonuca göre iade veya tazminat kararı veriliyor.