Kıyı kentlerinin altında sessizce ilerleyen tuzlu su tehlikesi, dünya genelinde milyonlarca insanın su tedarikini ve kentsel altyapıyı tehdit ediyor. NASA ve ABD Savunma Bakanlığı araştırmacılarının yürüttüğü son çalışmalar, deniz seviyelerinin yükselmesi ve aşırı yeraltı suyu kullanımı nedeniyle 2100 yılına kadar küresel kıyı havzalarının yaklaşık %77'sinde tuzlu suyun tatlı su kaynaklarına sızacağını ortaya koyuyor.
Yüzeyde görünmeyen bu "görünmez işgal", deniz suyunun karadaki tatlı su akiferlerine baskı yapmasıyla gerçekleşiyor. Aşırı su çekimi veya kuraklık nedeniyle tatlı su basıncı düştüğünde, tuzlu su yeraltı boşluklarını doldurarak içme suyu kuyularını kirletiyor ve suyu kullanılamaz hale getiriyor.
KENTSEL ALTYAPIYI SİNSİCE ÇÜRÜTÜYOR
Sorun sadece su tedarikiyle de sınırlı kalmıyor, toprağın altındaki yüksek tuz oranı, betonarme binaların temellerini, kanalizasyon şebekelerini ve boru hatlarını korozyona uğratarak kentsel altyapıyı içten içe çürütüyor.
Süreç, kıyı kentleri için ciddi ekonomik ve sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Kirlenen kuyular nedeniyle su arıtma maliyetleri hızla artarken, deniz seviyesine yakın bölgelerde yaşayan 600 milyondan fazla insan risk altına giriyor.
Arıtılmamış yüksek sodyumlu suların tüketimi, yüksek tansiyon ve böbrek hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarını tetikliyor. Uzmanlar, felaketin önüne geçebilmek için yeraltı suyu kullanımının sınırlandırılması, yapay su besleme havzalarının kurulması ve kıyı planlamalarının acilen yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.