Hollanda’da 1895 yılında askeri savunma amacıyla yapay bir ada üzerine inşa edilen tarihi Pampus Kalesi (Fort Pampus), anakarayla hiçbir elektrik ve su bağlantısı olmadan tamamen kendi kendine yeten sürdürülebilir bir yaşam alanına dönüştürüldü. 
Yıllarca su ve enerjinin gemilerle taşınmak zorunda olduğu tarihi kale; güneş, rüzgar, göl suyu ve yemek artıklarını kullanarak yılda 100 bin ziyaretçiyi ağırlayabilen çevre dostu bir teknoloji üssü haline geldi.

Amsterdam’ı korumak için kurulan tarihi kalenin dönüşümü, izole bölgelerin dışa bağımlı olmadan nasıl yaşayabileceğine dair dünyaya örnek bir model sunuyor. Kurulan sistem kapsamında adanın elektriği güneş panelleri ve rüzgar türbinleriyle üretilirken; hava koşullarına bağlı enerji dalgalanmaları lityum bataryalar ve hidrojen depolama üniteleriyle dengeleniyor.

ATIK YEMEKLER BİYOGAZA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR 

Adadaki döngüsel ekonomi modelinin en dikkat çekici parçalarından birini ise atık yönetimi oluşturuyor. Restorandan çıkan yemek artıkları özel bir sistemde ayrıştırılarak biyogaza dönüştürülüyor ve adanın enerji ihtiyacına katkı sağlıyor.

Yıllarca teknelerle taşınan içme suyu sorunu da ada bünyesinde çözüldü. Çevredeki IJmeer Gölü'nden çekilen su; kum filtreleri, nanofiltrasyon membranları ve ultraviyole (UV) ışık teknolojisinden geçirilerek adada içilebilir temiz suya dönüştürülüyor. Üstelik bu arıtma tesisi de kendi çatısındaki güneş panelleri sayesinde tamamen bağımsız çalışıyor.

Kaynak olarak ekle

Tarihi dokusunu korurken modern bir laboratuvara dönüşen Pampus Kalesi, her yıl 10 bini öğrenci olmak üzere binlerce ziyaretçiye yeşil teknolojilerin bir arada nasıl uyumla çalışabileceğini uygulamalı olarak gösteriyor.