East River kıyısındaki 161 Maiden Lane adresinde yükselen bina, modern mimarisi ve yüksek fiyatlı daireleriyle dikkat çekiyordu. Ancak inşaat sürecinde alınan bazı kararların bugün ciddi sonuçlar doğurduğu öne sürülüyor. İddialara göre, projede maliyet ve zaman tasarrufu sağlamak amacıyla standart derin temel sistemi yerine daha farklı ve daha az güvenli bir yöntem tercih edildi.
Uzmanların yaptığı ölçümlere göre bina yaklaşık 8 santimetre eğilmiş durumda. Bu değer ilk bakışta küçük gibi görünse de, yüksek katlı yapılarda bu tür sapmaların zamanla büyüyebileceği ve ciddi yapısal riskler oluşturabileceği belirtiliyor. Özellikle binanın üst katlarında bu eğimin daha belirgin hissedildiği ifade ediliyor.

Ortaya çıkan dengesizlik yalnızca yapının taşıyıcı sistemini değil, dış cephesini de etkiliyor. Cam panellerin yerinden oynama riski nedeniyle bazı bölümlerde önlem amaçlı söküm işlemlerine başlandığı belirtiliyor. Bu durum, binanın güvenliğiyle ilgili endişeleri daha da artırmış durumda.
Projeyi geliştiren şirket ile inşaatı üstlenen müteahhit firma arasında ise sorumluluğun kime ait olduğu konusunda hukuki süreç devam ediyor. Taraflar, temel sistemine ilişkin alınan kararların projeyi bu noktaya getirdiği konusunda birbirini suçluyor.

Bir dönem lüks yaşamın simgelerinden biri olması planlanan gökdelen, şu anda büyük ölçüde boş durumda. Yaşanan bu gelişme, özellikle büyük şehirlerde hızla yükselen yüksek katlı projelerde mühendislik hesaplarının ve zemin etütlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, bu tür yapıların uzun vadeli güvenliği için düzenli izleme sistemlerinin şart olduğunu vurgularken, benzer projelerde daha sıkı denetimlerin uygulanması gerektiğine dikkat çekiyor. Yaşanan olay, modern şehirleşmenin en önemli unsurlarından biri olan gökdelenlerin, yalnızca estetik ve maliyet değil, aynı zamanda sağlamlık açısından da titizlikle ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.