Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen prestijli "Brand Week İstanbul" organizasyonunda özel bir oturuma katılan A Milli Takım'ın eski teknik patronu Şenol Güneş, Türk futbolunun yapısal krizlerine ve sahadaki yetenek havuzuna ilişkin çarpıcı bir analiz sundu. Türkiye'nin devasa bir yetenek kaynağına sahip olduğunu vurgulayan Güneş, Real Madrid'in parlayan yıldızı Arda Güler'i örnek göstererek şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'den Arda Güler gibi çok önemli bir yetenek çıkmış. Dünyanın en iyi 5 oyuncusu arasında gösterilebilecek bir yıldızdan söz ediyoruz. Demek ki Türkiye üretebiliyor; Türkiye'nin kaynağı var, altın değerinde sporcuları var. Ancak mesele şu ki, biz bu değerleri ortaya çıkarmakta ve doğru bir eğitimle yetiştirmekte büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Kaynak harcanıyor fakat sürdürülebilir bir sistem kurulmadığı için potansiyel heba ediliyor."
Kendi futbolculuk döneminden örnekler veren Güneş, geçmişte şartların çok daha kısıtlı olduğunu hatırlatarak, "1970'li yıllarda televizyon dahi yokken Dünya Kupası maçlarını takip edebilmek bizim için bir hayaldi. Futbolculuğumda Brezilya'ya karşı üç kez sahaya çıktım; o dönem Türkiye, Brezilya ile hazırlık maçı bile ayarlayamıyordu. Şimdi şartlar çok farklı ama eleştiri kültürü saygı sınırlarını aşıyor. İnsanlar olayın içinde bile olmadan hakaret edebiliyor; Türkiye'deki en büyük sorunlardan biri herkesin derinlemesine bilgi sahibi olmadan konuşması" değerlendirmesinde bulundu.
"FEDERASYON BAŞKANI OLMALISIN' DEDİLER"
A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın yakaladığı istikrarlı başarı dalgasının tüm branşlara ilham vermesi gerektiğini dile getiren Şenol Güneş, benzer bir yapılanmayı Türk futbolunda hayata geçirmek için girişimlerde bulunduğunu ancak sistemin tıkanıklığına takıldığını aktardı.
Voleybolun doğru yönetim ve planlamayla çocuklara rol model olduğunu belirten tecrübeli çalıştırıcı, yaşadığı hayal kırıklığını şu sözlerle paylaştı:
"Kadın voleybolcularımızın elde ettiği tarihi başarılar, ülkemizi tanıtması ve ailelere ilham vermesi son derece kıymetli. Bu doğru bir yönetim anlayışının ürünüdür. Futbolda da çocuklara ve gençlere yönelik benzer bir eğitim projesini hayata geçirmek istedim; bu alanda derinlemesine çalışmayı hedefliyordum. Ancak bana 'Bunun için federasyon başkanı olman gerekir' dediler. Benim başkan olmam gerekmiyor ki! Benim birikimim, bilgim ve tecrübem nerede Türk futboluna fayda sağlayacaksa orada değerlendirilmeliydi."
"AMAÇ PARA OLURSA ÖZ KAYBOLUR"
Konuşmasında modern futbolun küresel ölçekte yaşadığı yozlaşmaya ve kontrolsüz finansal tüketime de geniş yer ayıran Güneş, sporun özündeki rekabetçi ruhun zedelendiğini dile getirdi.
Futbolun devasa bir ticaret pazarına dönüşmesiyle birlikte sporcuların kendi kariyer yönetimlerini aracılara kaptırdığını söyleyen deneyimli futbol adamı, sözlerini şöyle tamamladı:
"Spor branşları aşırı endüstriyel bir hal aldı ve ne yazık ki özünden uzaklaşmaya başladı. Elbette hepimiz bu sektörden para kazanıyoruz; fakat paranın araç olmaktan çıkıp amaca dönüştüğü yerde mesleğin ruhu kayboluyor. Bilgi ve etik kurallardan yoksun rekabet, futbolu bir yok etme savaşına çevirdi. Bugün modern futbolda yetenek tek başına kafi gelmiyor; arka plandaki profesyonel organizasyon belirleyici oluyor. Analitik planlamadan yoksun, kontrolsüz kaynak harcamaları ise kalıcı başarı getirmek yerine sadece hayal kırıklığı üretiyor."