Yaz gecelerinin en büyük kabusudur: Aynı odada veya bahçede onlarca insan varken, sivrisinekler herkesi görmezden gelir ve inatla sadece belirli kişilere yönelir. Birçoğumuz bunun bir "şanssızlık" veya "şehir efsanesi" olduğunu düşünürüz. Ancak bilim dünyasından gelen son açıklamalar, durumun hiç de öyle olmadığını, arkasında son derece karmaşık bir kimyasal kokteyl yattığını kanıtlıyor.

Tıbbi entomolog (böcek bilimci) Frederic Simard, sivrisineklerin belirli insanları hedef seçmesinin bir yanılgı olmadığını doğruluyor. Ancak iyi bir haber veriyor: Kimse ömrü boyunca kalıcı bir "sivrisinek mıknatısı" olarak kalmıyor; çünkü vücut kimyamız sürekli değişiyor.

3 AŞAMALI AVLANMA TAKÖTİĞİ UYGULUYORLAR

Sadece dişi sivrisineklerin ısırdığı biliniyor ve bu canlılar, gelişmiş reseptörleri sayesinde kurbanlarını adeta askeri bir radar gibi 3 aşamada tespit ediyor:

Aşama 1 (Uzak Mesafe / Onlarca Metre): İsveçli bilim insanı Rickard Ignell’in araştırmalarına göre, temel tetikleyici karbondioksit. Sivrisinekler nefesle dışarı verdiğimiz karbondioksiti onlarca metre uzaktan algılayıp rotalarını bize çeviriyor.

Aşama 2 (Orta Mesafe / 10 Metre): Yaklaşık 10 metre mesafeye ulaştıklarında, karbondioksit kokusu ile kişiye özel vücut kokusu birleşiyor ve çekicilik katlanıyor.

Kaynak olarak ekle

Aşama 3 (Yakın Mesafe): İyice yaklaştıklarında ise son karar mekanizması devreye giriyor: Vücut sıcaklığı ve nem oranı. Bu kriterlere uyan kişiler nihai hedef oluyor.

KAN GRUBU AÇIKLAMASI EZBER BOZDU

Halk arasında en yaygın inanışlardan biri olan "Sivrisinekler sıfır (0) kan grubunu sever" ya da "Tatlı kanlıları ısırırlar" iddiası tamamen çöktü. Dr. Simard, sivrisineklerin kan grubuna, ten rengine, göz veya saç rengine göre tercih yaptığına dair hiçbir bilimsel temel bulunmadığını, bu konudaki eski araştırmaların yetersiz olduğunu vurguluyor.

Asıl mesele, cildimizde yaşayan mikroorganizmaların (mikrobiyotanın) ürettiği moleküller. İnsan vücudu 300 ile 1000 arasında farklı kokulu bileşik salgılıyor.

Bilim insanı Rickard Ignell'in tehlikeli dang humması ve sarı humma virüslerini yayan Aedes aegypti türü sivrisineklerle yaptığı laboratuvar testlerinde çarpıcı bir detay keşfedildi: Sivrisinekler bu 1000 bileşikten sadece 27 tanesini algılayabiliyor ve bu özel karışımı takip ediyor.

En Büyük Çekim Merkezi: Mantar Alkolü (1-octen-3-ol) Araştırmada, sivrisineklerin en çok saldırdığı kişilerin cilt yağlarının parçalanmasıyla oluşan "1-octen-3-ol" (mantar alkolü) adlı bileşiği yüksek oranda salgıladığı tespit edildi. Bu bileşikteki en ufak bir artış bile sivrisinekleri birer mıknatıs gibi çekmeye yetiyor.

BİRA İÇMEK ÇEKİCİLİĞİ ARTIRIYOR

Sivrisineklerin iştahını kabartan bir diğer unsur ise tüketilen gıdalar, özellikle de alkol. Burkina Faso ve Hollanda'da yapılan bağımsız deneyler, alkol ve özellikle bira tüketiminin sıtma yayan Anopheles sivrisineklerini doğrudan cezbettiğini ortaya koydu.

Hollanda'da yapılan çalışmanın verilerine göre;

Son 24 saat içinde bira içmiş olan kişiler, içmeyenlere kıyasla sivrisineklere 1,35 kat daha çekici geliyor.

Bunun nedeni; alkolün vücut sıcaklığını yükseltmesi, nefesle verilen karbondioksit miktarını artırması ve cilt kokusunu tamamen değiştirmesi.

SİVRİSİNEKLERDEN NASIL KORUNMAK GEREKİYOR?

İklim değişikliği nedeniyle bu araştırmalar artık sadece konfor değil, bir sağlık zorunluluğu. Özellikle tehlikeli Chikungunya virüsünü taşıyan Asya kaplan sivrisineği gibi istilacı türler her geçen gün yaşam alanlarını genişletiyor.

Uzmanlar, bu tehlikeli canlılardan korunmak için şu altın kuralları öneriyor:

-Vücudu tamamen kapatan, bol giysiler tercih edin (dar giysilerin üzerinden de ısırabilirler).

-Yataklarınızda mutlaka cibinlik ve açık alanlarda onaylı sinek kovucu spreyler kullanın.

-Sivrisineklerin yoğun olduğu dönemlerde ve akşam saatlerinde ağır yemeklerden ve alkol tüketiminden kaçının.