Avustralya’da geri dönüştürülmek üzere toplanan binlerce ton plastik atığın depolarda dağlar oluşturması, küresel plastik kirliliği krizini yeniden dünya gündemine taşıdı.
Şubat 2023’te Melbourne yakınlarındaki Laverton’da bir depoyu inceleyen çevre yetkilileri, tavana kadar uzanan ekmek poşeti, cips ambalajı ve streç film balyalarıyla karşılaştı. Yangın riski nedeniyle işaretlenen bu depo, mevcut geri dönüşüm altyapısının tıkandığını gözler önüne sererken, bilim dünyasını da radikal ve biyolojik çözümler aramaya itti.
Bilim insanlarının son araştırmaları, bazı böcek larvalarının ve bakterilerin belirli plastik türlerini sindirebildiğini ortaya koysa da uzmanlar uyarıyor: Çözüm doğaya milyonlarca böcek salmak değil; bu canlıların kullandığı gizli biyolojik mekanizmaları endüstriyel geri dönüşüm teknolojilerine uyarlamak.
Süper solucanlar köpük yedi
Doğanın plastik atıklara karşı geliştirdiği biyolojik savunma mekanizmaları, üç farklı canlı üzerinde yürütülen çalışmalarla netlik kazandı. İlk olarak Queensland Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, halk arasında "süper solucan" olarak bilinen Zophobas morio larvalarının bağırsak mikroorganizmaları sayesinde polistiren köpükleri yiyerek gelişimlerini sürdürebildiğini keşfetti.
Benzer bir başka gelişme ise İspanya’da yaşandı. Gelişim biyoloğu Federica Bertocchini, arı kovanlarına zarar veren balmumu güvesi larvalarının tükürüğünde polietilen poşetleri parçalayan iki özel enzim belirledi.
Son olarak Japonya'da keşfedilen Ideonella sakaiensis adlı bakteri, salgıladığı bileşenler sayesinde içecek şişelerinde ve tekstilde kullanılan kalın PET plastikleri altı hafta gibi kısa bir sürede moleküllerine ayırmayı başardı.
Bağışıklık sistemleri çöktü
Laboratuvarda yürütülen deneyler, sadece plastikle beslenen larvaların bir süre sonra bağışıklık sistemlerinin çöktüğünü gösterdi. Plastiğin tek başına canlılar için sürdürülebilir ve sağlıklı bir enerji kaynağı olmaması, "doğaya salınacak böcek ordusu" fikrini tamamen devre dışı bırakıyor.
Canlıların plastik atıklar altında ezilerek mikrobiyal çeşitliliğini kaybetmesi, araştırmacıların odağını canlıların kendisinden çok, onların salgıladığı özel enzimlere kaydırmasına neden oldu.
Enzim teknolojisi fabrikalara taşınıyor
Biyolojik mekanizmaların keşfi, küresel geri dönüşüm şirketlerini de harekete geçirdi. Enzimlerin büyük plastik moleküllerini kimyasal bağlarından kopararak kök bileşenlerine ayırma yeteneği, dev ticari yatırımlara dönüşüyor.
Fransız biyoteknoloji şirketi Carbios, geliştirdiği özel enzim formülü sayesinde PET atıklarını endüstriyel ortamlarda sadece 10 saat içinde parçalamayı başardı.
Avustralya merkezli Samsara Eco ise özellikle tekstil sektöründe büyük kirlilik yaratan polyester ve naylon malzemeleri yeniden kullanılabilir ham maddelere dönüştürmek için tesisleşme adımları atıyor.
Eş zamanlı olarak Singapur'daki araştırmacılar da süper solucanların bağırsak florasını taklit eden ve canlı böceklere ihtiyaç duymayan yapay mikrobiyal biyo-reaktörler üzerinde çalışıyor.
Biyolojik geri dönüşüm laboratuvarda devrim yaratmış olsa da endüstriyel ölçekte henüz en büyük engeli aşabilmiş değil: Maliyet.
Günümüz piyasa koşullarında sıfırdan yeni plastik üretmek, atık plastiği toplayıp enzimlerle moleküllerine ayırmaktan hâlâ çok daha ucuz bir yöntem olarak öne çıkıyor.
Ayrıca uzmanlar, tam olarak parçalanamayan plastiklerin mikroplastiklere dönüşerek su kaynaklarına ve besin zincirine karışma riskine karşı ciddi uyarılarda bulunuyor. Kesin çözümün yalnızca geri dönüşüm teknolojilerinde değil; plastik tüketiminin radikal şekilde azaltılması ve küresel atık yönetim politikalarının baştan aşağı yenilenmesinde yattığı belirtiliyor.