Son dakika... İçişleri Bakanlığı tarafından hakkında soruşturma izni verilen ABB Başkanı Mansur Yavaş, basın açıklaması yaptı.
BAKAN ÇİFTÇİ'YE ÇAĞRI YAPTI
Partisine yönelik soruşturmalara değinerek başlayan Yavaş, yargılama süreçlerini eleştirdi. Yargılamaların adil bir şekilde yapılması gerektiğini kaydeden Yavaş, soruşturmaların usule uygun yapılması gerektiğini kaydetti. İçişleri Bakanlığı'nın kararına tepki gösteren Yavaş, Melih Gökçek dönemini işaret etti.
Hakkında başlatılan soruşturma iznine değinen Yavaş, haklarında yapılan soruşturmaların sonuçlarının kendilerine bildirilmediğini söyledi. Hakkındaki iddiaları yanıtlayan Yavaş'ın açıklamasından öne çıkanlar şöyle oldu:
"İçişleri Bakanlığı'nın hakkımızdaki açıklamasına göre 2019'dan bu yana 49 araştırma ön inceleme onayı verilmiştir. 4483 sayılı kanuna göre 2019'dan bu yana sadece 6 iddia konusuyla ilgili olarak soruşturma izin kararı verilmiştir. Bunları ben halkla paylaşmak istiyoruz ki görsünler. Mansur Yavaş hangi suçu işlemiş ya da işlememiş? Hangi suçlamalara maruz kalmış? Bu konuda bilgi vermek için bugün burada bulunuyoruz.

Ve burada ikisi Danıştay tarafından bozulan, iki tanesi halen Danıştay'a itiraz ettiğimiz biraz sonra açıklayacağım iki konuda en son bildirilen konu olarak bunları vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum. Evet, başlıyoruz. Birinci madde, ben seçildim. Belediye meclisinde çoğunluğumuz yoktu biliyorsunuz. Kanunsuz bir önerge verdiler. Ben bu önerge kanunsuz deyip işleme almadım. Hem savcılığa şikayet edildim, hem de İçişleri Bakanlığı geldi hemen soruşturma izni verdi. Birinci gün. İlk belediye meclisine çıktığımız gün. Ancak Danıştay 1. Dairesi bu soruşturma iznini ortadan kaldırdı.
İkinciye gelelim. İkincisinde de usulsüz konu satışına engel. Hani Gökçek kendi talimatıyla meclisten karar alıp daha sonra da lojman adı altında oradaki daireleri eşinin adına almıştı ya... Biz bunu soruşturma konusu ettik. Mülkiye müfettişi geldi. Siz bunu nasıl soruşturursunuz? Bunu niye lojman gibi değerlendirmediniz? Aslında olay şöyleydi. Mülkiye müfettişi belediye başkanı görevini yapmıştır diye raporunu tamamlamasına rağmen Sayın Soylu buna rağmen bu rapor varken bile bunu lojman olarak değerlendirmen gerekir deyip soruşturma izni verdi. Tabii ki Danıştay bunu kaldırdı. Sonuç itibariyle lojman satışının lojman adı altında yapılan satışının da kanunsuz olduğunu biz dosyayı kazanarak, davayı kazanarak belediyeye tekrar kazandırdık ama hala lojman adı altında oturduğu daireyi boşaltmasına rağmen hala belediyeye de teslim etmedi. Bununla ilgili de çabalarımız devam ediyor. Dolayısıyla şöyle bakıyorlardı. 'Siz eski dönemi soruşturmayın.'

Evet, devam edelim. 3. Soruşturmaya geliyoruz. Konser iddiaları. Konser iddiaları ile ilgili buraya müfettiş geldi. İnceledi, raporunu verdi. Raporunda Mansur Yavaş'la ilgili hiçbir şey yok. Tekrar savcının talebi üzerine bir daha geldi. Bakın onda da ne diyor? Müfettişleri görevlendirildi. Yapılan denetimler sonucunda herhangi bir usulsüzlük veya kamu zararı tespit edilmediği zararı tespiti yapılmadığı anlaşılmakla birlikte Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni verilmesine. Yani madem bir şey yok ne soruşturması veriyorsunuz? Dolayısıyla biz bu karara da itiraz ettik. Çünkü özellikle Danıştay 1. Dairesinde Gökçek dönemine ait, Gökçek'le yapılan Ankara Belediyesi'ndeki bütün ihalelerle ilgili yapılan şikayetlerle ilgili tamamında Melih Gökçek'in aktif olarak bu ihalelere katılmadığı gerekçesiyle tamamında soruşturma izninin verilmemesi kararını vermişlerdi. Oysa daha önceki basın toplantısında gösterdim.
Evet bir diğeri, Evet biz bu şeyle ilgili olarak Gökçek Ailesinin müfettişlerle yaptığı görüşmeleri ve adli soruşturmaları yaptığı müdahaleleri ki bir gün önce tweet atmıştı. Bir gece önce demek ki böyle bir baskın yapılacağından, operasyon yapılacağından nasılsa haberi olmuş ve vatandaşın biri de belediye çalışan, belediyenin mallarını usulsüz bir şekilde kendi adına kiraya veren birisinin de Osman Gökçek'e dilekçe verdiğini hepiniz hatırlıyorsunuz.
Bunları da savcılığa şikayet ettik. Anında tabii ki takipsizlik kararı çıktı. Ranta izin verilmediği için verilen veto kararı. Arkadaşlar bu da çok ilginç bir karar. Neden biliyor musunuz? Eskiden bizim mecliste çoğunluğumuz yoktu. Adeta topal ördek olarak adlandırıyorduk. 38 tane belediye meclisi üyemiz vardı. Bir iki tane bağımsız üye vardı. Geri kalanı AKP ve MHP meclis üyelerinden oluşuyordu. Rantı dayalı bir karar meclise geldiği zaman ben bunu veto ettim. Şimdi veto edince tekrar görüşülüyor. Tekrar görüşülürken burada özellikle AK Partili üyeler çekimser kaldı.
Şöyle bir şey vardır hukukta. Suç işlemek için iki yol vardır memur için. İcraı olarak bir işlem yaparsınız, suç işlersiniz ya da yapmanız gereken görevi yapmayarak yani ihmali suretle icra edilir suç. Burada nasıl ihmali yaptı AKP'liler? Mecliste madem kanun emriyle bunun mahkeme kararıyla uygulanması gerekiyorsa ve ben veto ettiysem 20-38 tane üye olumlu oy kullandıysa halbuki AK Partili üyeler hayır mahkeme kararı doğrudur deseydi geçecekti. Dolayısıyla onlar çekimser kalarak burada büyük bir rant olduğunu gördükleri için büyük bir rant olduğunu gördükleri için çekimser kalıp bizim vetomuzun onaylanmasının yolunu açmışlardır. Ancak müfettiş onlarla ilgili bu ihmal suretiyle icra edilen kararla ilgili hiçbir soruşturma yapmamıştır. Daha ilginci üyelerden bir tanesi bağımsızdır. Bağımsız kalan üye ile ilgili de verdiği şeye bir bakın Allah aşkına. Evet kendisi ne grup kararı olmadığı için ne oy kullandığını bilmiyoruz ama şüpheden sanık faydalanır gereğince çekimser oy kullandığını kabul ediyoruz. Yani kendi kendine niyeti okumuş ve onu da soruşturmadan kurtarmıştır. Ben umuyorum ki Danıştay'dan bu dönecektir. Çünkü bir kararın veto edilip edilmemesi herkesin hukuki bakışıyla ilgilidir. Bu kararlar sonuçta mahkeme kararına bağlanacak kararlardır. Ve 39 üye hakkında soruşturma var. Çekimser oyu veren 94 üye hakkında, yani bu karara çekimser oy vererek bizi desteklememelerine rağmen onlar hakkında soruşturma izni verilmemiştir.
Evet. Bir örnek daha vereceğim. 2022 yılında belediyeler düzenli şekilde denetlenirler. 2022 yılında müfettişler geliyorlar ve geriye yönelik 10 yıllık bir teftiş yapıyorlar. Bu teftişte ön incelemeye alınan imar planı değişikliklerinin dört tanesinin 2017 yılına ait olduğunu tespit ediyor müfettişler. Geri kalanı 2019 sonrası diyorlar. Şimdi 2022 yılında 2017 ve öncesinde madem usulsüzlük yapılmış derhal işlem yapmıyorlar. 2024 yılında rapor hazırlanıyor. Şimdi yeni 2026 yılında da soruşturmaya gelip ve müfettiş merak etmeyin bak eski dönemi de soruşturuyoruz diye bizimle alay ediyor. Neden derseniz 8 yıllık zaman aşımını doldurdu bu arada. Yani eski eski yönetimi sorgulamadan, onun yargılanmasına imkan vermeden idare yoluyla onları zaman aşımıyla kurtardı.
"ÜLKEYİ ZORA SOKACAK İŞLER..."
Zaman zaman İstanbul'daki öğrencilerin olduğu gibi uzun süre tutuklu kaldıktan sonra beraat eden bir sürü insanı görüyoruz. Peki bunların zararını telafi etmek mümkün müdür? Niye acele acele bunları tutukluyoruz? Yargılayalım. Ben de her zaman şunu söylüyorum. Biz yargılanmaktan korkmuyoruz ki. Ama usule uygun, adil bir şekilde herkese uygulanan hukukla yargılanmak istiyoruz, soruşturulmak istiyoruz. İkinci olarak şunları izledik. Adana ya da Bursa Belediye Başkanımız da olduğu gibi, Ankara İl Başkanımız da olduğu gibi 10-15 yıl önceki soruşturmalar yeni gündeme getirilerek seçilmiş belediye başkanlarımızın, seçimle gelen yöneticilerimizin tutuklanması yoluna gidilmekte ve oradaki halkın iradesi boşa gidip bir başka partiye yönetim teslim edilmektedir. Seçimi kazandık...
Oysa bu tahkikat zamanında tamamlansaydı belki bu insanlar aday olmayacaklardı. Bu süre zarfında görevini ihmal eden kim varsa yani soruşturmayı zamanında yapmayan kim varsa onlar hakkında soruşturulması açılması gerekiyor. Bekleyip bekleyip siz seçimi kazandıktan sonra eğer bu belediye başkanlarını tutuklarsanız bunun arkasında aynen şu sonuç çıkar. Seçilmiş iradenin tutuklanması anlamına gelecek uygulamalarla ülkeyi zora sokacak işler yaparsınız.

"SORUŞTURMALAR USULÜNE UYGUN YAPILMALI"
Dolayısıyla bu uygulamalar artık sona ermelidir. Usulüne uygun soruşturmalar yapılmalıdır. Buna hiç kimsenin itirazı yok. Ancak bunu sadece ve sadece Cumhuriyet Halk Partili belediyelere ve yöneticileri yaparsanız burada hukuktan bahsetmek mümkün değildir. Dolayısıyla dünyadaki hukuk ve adalet sıralaması en sonlara düşüyoruz. Bunu yapmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Türkiye'yi bu kadar kadim bir ülkeyi devleti yönetimi tecrübesi olan bir ülkeyi Afrika'daki bazı ülkelerin arka sıralarına gösterecek şekilde uygulamalar yapmak maalesef hiçbir şekilde kabul edilemez. Gelelim bugünkü basın toplantımızın amacına. Ben hem şeffaf bir biçimde hakkımızda ne tür soruşturmalar yapılıyor. Bunu Ankara halkını ve Türk milletini bilgilendirmek, hem de Sayın Bakan yeni atanmış olduğu için kendisine hayırlı olsun diliyorum öncelikle.
"ŞİKAYET EDİLİP İNCELENİYORUZ, SONUÇLAR BİZE GELMİYOR"
Hem de önceki dönem Mülkiye Teftiş Kurulu tarafından yapılan bazı uygulamalardan kendisini haberdar etmek istiyorum. Müfettişler belediyeye geliyor. Yani yakın zamana kadar hiçbir şikayetimiz yoktu. Geliyor, şikayet konusunu bildiriyor ve incelemelerini yapıyor. Şikayet ediliyoruz. Güzelce incelemesini yapıyor. Ancak son zamanlarda bu incelemelerin sonucu bize bildirilmiyor. Bekliyoruz. 45 gün içerisinde soruşturma bittikten sonra bize bir şey gelmiyorsa diyoruz ki herhalde biz temiz çıktık.


Oysa bu raporu elimize alıp belediye meclisine bizi itham edenlere biz bunu göstermek istiyoruz. Ayrıca bizim yaptığımız şikayetler var. Şikayet ettiğimiz konularda da sonucu bilmiyoruz. Şikayet ettiğimiz bir görevli, eski belediye başkanı eğer bunun hakkında gelen Mülkiye Müfettişi soruşturmaya gerek görmediğini gösteriyorsa ne yapmamız lazım? Bizim Danıştay'a itiraz edip onun cezalandırılmasını talep etme hakkımız var. Şimdi bu talep maalesef yapamıyoruz. Ortadan kalkıyor. Biz istiyoruz İçişleri Bakanlığı'ndan bu yaptığımız soruşturmaların sonuçlarını bize bildirin ki Danıştay'a itiraz edelim. Bunlar bize 3-4 defa dilekçe vermemize rağmen sonuçlar bize bildirilmiyor. Biz de itiraz hakkımızı kullanmayınca eski döneme ait bütün suçlar zaman aşımına uğruyor. Dolayısıyla bize bunu vermeyen görevlilerde suç işliyorlar. Bu nedenle itirazı esas olmak üzere hatta en son soruşturmayla ilgili avukatımız gidip soruşturma evraklarını istediği zaman oradaki hukuk müşavirliğindeki arkadaşların bir kısmı vermiyoruz. Git nereden alırsan oradan al diyor. Oysa sonuç bize bildirilse biz ilgili yargı yoluna başvurup Danıştay'dan soruşturma izninin ortadan kaldırılmasını isteyip soruşturulmama emrini ortadan kaldırmasını isteyip cezalandırılmasını isteyeceğiz.
"BİZ HARAM YEMİYORUZ BULAMAZSINIZ"
O da olmuyor. Son zamanlarda gelen müfettişlerin de bazı uygulamalarından da bahsetmek istiyorum. Herhangi bir konuda belediye incelemeye geliyor. Bakıyor hiçbir şey yok. Raporunu tanzim edip süresinde bakanlığa götürüyor. Soruşturma evrakını veriyoruz. Bakıyoruz bu müfettiş tekrar geri gelmiş. Anlıyoruz ki diyorlar ki ya bir şey bulamadın mı? İllaki senin bir şey bulman lazım. Git tekrar iyi bir incele bakalım ne bulabilirsin. Ne bulacaksınız ki? Yok. Biz para yemiyoruz. Haram yemiyoruz. Bulamazsınız.
"MELİH GÖKÇEK TEFTİŞ KURULU İLE GÖRÜŞMEKTEN ÇEKİNMİYOR"
Bir diğer konu da hakkında onlarca şikayetimiz bulunan Melih Gökçek. Kendi hakkında, hem de bizimle ilgili soruşturmalarla alakalı müfettişlerle yan yana gelip teftiş kurulunda görüşmekten çekinmiyor. Ne görüşüyorsunuz yargılayacağınız, soruşturdunuz insanla ve milletvekilimiz bunu ayan beyan Kızılay Meydanı'nda ne görüşüyorsun dediği zaman inkar dahi edilmiyor.
Görüyorsunuz ki bazı soruşturmalarda Gökçek Ailesi gerek adliye gerek teftiş kurulundan çıkmıyor. Şimdi böyle bir durumda bizim yaptığımız şikayetlerden doğru dürüst sonuç almak mümkün müdür? Böyle bunun adı adalet değil.
Herkes kamu yöneticiliği yapıyor. Maaşımızı alıyoruz. Bu halka hizmet etmek için çalışıyoruz. Sonuçta bizi denetleyecek varsa cezamızı verecek. Bu konuda son sözü söyleyecek insan bizim seçmenlerimizdir. Milletin iradesidir. Bu da sandığa mutlaka yansımaktadır. Kalkıp da zorla bir suç ortaya çıkarmak, isnat etmek, bunlar doğru davranışlar değildir."
NE OLMUŞTU?
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında geçen günlerde yeni bir soruşturma başlatılmıştı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 2023 yılında Karabük’te düzenlenen bir seçim mitingi kapsamında Ankara Büyükşehir Belediyesine ait bazı araçların kullanıldığı iddiasıyla soruşturma izni vermişti.