CHP lideri Özgür Özel, Lüleburgaz Kongre Meydanı'nda düzenlenen mitingde konuştu. Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle: 

Biz bugün buraya öyle uzaktan bakmaya değil, bugün buraya göz göze gelmeye, omuz omuza vermeye geldik. Biz bugün buraya yaşadığımız onca sıkıntıya, saldırıya rağmen, oturup beklemek yerine ayağa kalkmaya, yola çıkmaya geldik. 

Ankara'da oturup milletin iradesine saldıranlara söylüyorum. Bu meydana, bu kalabalığa, bu öfkeye bakın. Bu kalabalıkları toplayan ben değil, sizin adaletsizlikleriniz, bu milletin vicdanıdır. 

İktidarın imkanlarından yararlanıp da Türkiye'nin huzurunu kaçıranlar bilsin, milletin belediyelerine, partisine, Cumhuriyet Halk Partisi'ne çökmeye kalkanlar bilsin, diplomalara, mazbatalara çökmeye kalkanlar bilsin, siz bu millete diz çöktüremez, boyun eğdiremezsiniz. 

'BORA BALCIOĞLU DİK DURDUĞU İÇİN GÖZALTINDA'

Emin olun, elinizdeki tüm güçlerle saldırsanız da, ne kadar vicdansız, acımasız olsanız da, sizin gücünüz bize sökmez. Milleti yenemezsiniz. Siz bizi yenemezsiniz.

Lüleburgaz'ı 7 dönemdir, sosyal demokratlar yönetiyor. Bugün de bir evladınız Murat Gelenli, belediyemizi 2 kez üst üste kazandı. Sizlere hizmetler yapıyor. Altyapı, yeşil alan, Sevgi Mutfağı projeleriyle, üniversite öğrencileriyle ilgili yaptıklarıyla bizim ve sizin güveninize layık oluyor. Biz de kendisini emeklerinden dolayı kutluyor, teşekkür ediyoruz. 

Kaynak olarak ekle

Silivri'nin yüzde 54 oyla seçilmiş başkanı Bora Balcıoğlu'nu iftiralarla, haksızca, partisine ve ülkesine sahip çıktığı için, tarihin doğru tarafında durduğu, dik durduğu için kendisini gözaltına aldılar. Şuanda gözaltında Vatan Emniyet'te. Buradan ailesine, Bora Balcıoğlu'na ve Silivri'ye bin selam olsun. 

'263. KEZ MEYDANDAYIZ'

19 Mart darbesinden beri, Tayyip Erdoğan'ın kendisinden sonraki Cumhurbaşkanına, AK Parti'nin kendinden sonraki iktidar partisine yönelik darbe girişiminden beri 117. kez bir otobüsün üstünde, sizlerle birlikteyiz. Genel başkan olduğum günden beri tam 263. kez, bir meydandayız. Göz göze, omuz omuzayız, ayaktayız, mücadeledeyiz. İktidara doğru gidiyoruz.

Maden işçileri, uzun köprüdeki maden işçilerinin temsilcileri sizleri selamlıyor. Bağımsız Maden-İş, Manisa Soma'da haksızlıklara karşı susmayan, mücadele eden madencilerin kurduğu, benim kardeşlerim, evlatlarımız. Geçtiğimiz ay haklarını söke söke alan Bağımsız Maden-İş, bugün de Edirne'de madencilerin hakları için mücadele ediyor. 

Bugün madenciler yer altında açlık grevine başladılar. Vicdansız patron, telefonları kesti, haberleşmeyi kesti, elektriği kesti. Onlarla yukarıdaki arkadaşlarını irtibatsız bırakıyor. Buradan ilgili bakanları uyarıyorum. Maden şirketine derhal müdahale edilmesi, irtibat kesilen madencilerin can güvenliğinin sağlanması lazım. Bir tek madencinin burnu kanarsa bunun hesabını sizden soracağım.

'BAKAN EVLATLARININ DEVRİ BİTECEK'

Ekmek 17 buçuk lira, bir kilo buğday 16 lira. Böyle bir alışverişle bir kilo buğday satılıp 250 gram ekmeğin alınamadığı bu düzenin adı AK Parti'nin kara düzenidir. Bu düzeni yıkacağız. 21 lira maliyeti olan buğdaya 16 lira ödeyen bu kara düzenin karşısında hep birlikte duracağız.

Zenginlere uçuş, geçiş, gelir garantisi verilmesi artık onlar duracak. Çiftçiye geçim garantisi, üretim garantisi, alım garantisi verilecek. Birincisi gibi çiftçiyi milletin efendisi gören bir cumhurbaşkanı gelecek. Bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak.

Topyekun millete saldırıyorlar, milletin değiştirme umuduna, değiştirme ihtimaline saldırıyorlar. Esas saldırdıkları Cumhuriyetin en büyük kazanımı, sandık, seçme ve seçilme hakkı. Ekrem İmamoğlu'na saldırırken seçme hakkınıza, partimize saldırırken demokratik rejime, siyasi partiler sistemine saldırıyorlar. Eğer bizi susturur, sindirirlerse, emeklinin halini biz konuşmazsak kim konuşacak? Bu madencilere kim destek verecek, sömürülen çiftçiyi, arıcıyı, balıkçıyı biz, halkın partisi savunmazsa kim savunacak?

'MESELE ERDOĞAN İLE MİLLET ARASINDADIR'

Bizi adaysız, kurumsuz bırakma, lidersiz bırakma çabalarının hepsi, milleti umutsuz bırakmak ve ezilenlerin ezilmeyi kabul etmesini, sömürülenlerin sömürüye boyun eğmesini, umudu kalmayanların mücadeleyi bırakmasını, geri adım atmasını, sinmesini sağlamak için yapıyorlar. Tarihin kırılma noktasındayız. 

Atatürk'ün partisini, darbecilerin yaptığı gibi seçilmişten alıp atanmışa vermeye kalktılar. Mesele Özgür Özel'in veya CHP'nin iç meselesi değildir. CHP'de kavga var diye haber yapmak isteyenlere sesleniyoruz; mesele Erdoğan ile millet arasındadır. 

Parti oyunu yüzde 25'ten 5 ayda 38'e çıkaranlar bugün saldırı altındadır. Bizim suçumuz seçim kazanmak, kazanacak adaylar bulmak ve bundan sonrası için de bunda kararlı olmaktır. Bizim suçumuz 'zengin daha zengin olacak, fakir yerinde oturacak. Emekçi, orta direk olduğu yerde oturacak' zihniyetine karşı, 'yok öyle yağma. Kısa çöp, uzun çöpten hakkını alacak' dememizdir. 

Bizim suçumuz herkesin toplu iş sözleşmesinin olduğu sendikayı işçi sınıfına vaat etmektir. Şunu bilelim CHP'de kavga yoktur. Bizim meselemiz 'kayyım gidecek, biz geleceğiz' meselesi değildir. Bizim meselemiz, 'Tayyip gidecek, biz geleceğiz' meselesidir. Erdoğan gidecek, bu milletin iktidarı gelecektir. Yoksa partideki bir kapışma değildir. Esas mesele çeyrek yüzyıl süren sömürü düzeninin bitmesi, halkın iktidar olması meselesidir. 

Biz partide yada devlette hakimiyet alanları arayanlar değiliz, biz meydanlardan meşruiyet, güç alanlar, meydanlara umut verenleriz.

'AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİ'

AK Parti'nin kara düzeni, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet düzenini hedef almaktadır. AK Parti'nin kara düzeni, Tom Barrack'ın, Trump'ın hesabıyla vicdanlı monarşiler, tek adam rejimleri deyip Türkiye'ye aynı Orta Doğu'daki gibi ülkenin başında kimin olduğuna Amerika'nın karar verdiği bir düzen dayatmaktadır. İşte biz seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi, emekli öğretmen çocuğu Özgür Özel, Amerikan emperyalizmine itiraz ettiği için hedeftedir. Korkmuyorum, bu meydanı görüyorum ve cesaret alıyorum.

Biz partimize butlan atanıp, polis gelip bizi söke söke o partiden atmaya çalıştığı gün, bir binayı ve eski nesil bir anlayışı geride bırakıp, eskimiş, köhneleşmiş ve yozlaşmış bir kara düzeni arkamızda bırakıp, yağmurun ve dolunun altında çıktığımız yolda, parolamızın yürüyüş, pusulamızın millet, hedefimizin iktidar olduğu bir yürüyüşü başlattık. 

Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz. İnsan dostunu en iyi yolda tanır, yolculukta tanır. Millet de bizi de sizi de çok yakından tanıyacak. Tanış olacağız, dost olacağız, kardeş olacağız. Bu hikaye Özgür Özel'in değil, bu hikaye birbirini çok seven Türkiye Cumhuriyeti'ndeki herkesin hikayesidir. Hiçbir işi yarım bırakmadık, bu yürüyüşü de yarım bırakmayacağız. Bu partiyi eninde sonunda iktidara taşıyacağız. Tüm nefesimi iktidar yürüyüşünde tüketeceğim.