CHP'de mutlak butlan kararının ardından mahkeme kararıyla tedbiren Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan olarak görevlendirilmesinin ardından Grup Başkanı Özgür Özel'in koordinasyonunda delegeler tüzüğün ilgili hükümleri çerçevesinde olağanüstü kurultay toplanması talebiyle imza vermeye başlamıştı.

Noter onaylı 833 imza bugün CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, olağanüstü kurultay için imza veren 74 il başkanı ve diğer altı ilden imzacı delegeler ile birlikte CHP Genel Merkezi'ne teslim edildi.

İmzacı delegeleri CHP Genel Başkan Yardımcıları Nevaf Bilek ve Adnan Demirci bina önünde karşıladı.

Öte yandan Mutlak butlan kararı nedeniyle delegelikleri düşürülen 170 İstanbul delegesi de noter onaylı olmayan olağanüstü kurultay taleplerini iletti.

Böylece toplam bin 33 delegenin imzası Genel Merkez'e teslim edilmiş oldu.

CHP Tüzüğü'ne göre delegelerin yarıdan bir fazlasının imzasıyla başvuru yapılması durumunda seçimli Olağanüstü Kurultay yapılması gerekiyor. İmzaların teslim edilmesinin ardından, CHP Genel Merkezi imzaları inceleyecek ve ardından imzacı delegelere bir yanıt verecek.

Ancak Kılıçdaroğlu'na yakın kaynaklar, tedbir kararı bulunduğuna işaret ederek, delegelerin imzalarının teslim edilmesi durumunda dahi olağanüstü kurultay yapamayacakları yönünde görüş bildiriyor.

AÇIKLAMA YAPILDI

İmzaların teslim edilmesinin ardından CHP İl Başkanları adına Genel Merkez binası önünde basın açıklaması yapan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, şunları söyledi:

“21 Mayıs tarihinde siyasi bir talimat sonucunda verilen ‘mutlak butlan’ kararı, ülkemizin siyasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Butlan kararı, partimizin iktidar yürüyüşünü durdurmayı hedefleyen siyasi bir müdahale olduğu gibi aynı zamanda tüm yurttaşların seçme ve seçilme hakkını hedef almış, çok partili demokrasinin ve anayasal düzenin temellerini sarsmıştır. Hedef sandıktır, hedef milli iradedir, hedef demokrasi kazanımlarıdır.

Kaynak olarak ekle

Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi örgütünü ve üyelerini temsil eden İl Başkanları olarak, bu kara lekeyi ortadan kaldırmak için, sarsılmaz bir bütünlük içerisinde, ülkemize ve milletimize karşı olan sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Bizim hikayemiz, saray odalarında ya da kapalı kapılar ardında ya da mahkeme koridorlarında yazılmamıştır. Bu partinin temelinde, ilk kurultayımız kabul ettiğimiz Sivas Kongresi’nin bağımsızlık ateşi, ulusal onuru ve işgale boyun eğmeyen iradesi vardır. Saray tarafından kurgulanmış bu karanlık oyunu bozmanın yegane yolu, zaman kaybetmeksizin Kurultayımızın bir an önce toplanmasıdır. Bu bağlamda 81 ilden gelen 74 il başkanımız ve diğer illerden gelen temsilcilerimizle birlikte 81 il örgütü iradesiyle topladığımız imzaları muhataplarına teslim etmiş bulunuyoruz."

KURULTAY DELEGEMİZİN İMZALARINI TESLİM ETTİK

Talat Yalaz, toplam 833 kurultay delegesinin ıslak imzalı tutanağının yanı sıra 170 İstanbul kurultay delegesinin, kurultay isteyen imzalı irade beyanlarıyla birlikte toplam binin üzerinde kurultay delegesinin imzasını teslim ettiklerini söyledi.

Yalaz, "2023 Kasım Kurultayı'nın ilk turunda Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’e 682 oy verildiğini özellikle vurgulamak isteriz. Bu imzaları yalnızca Kurultay delegelerimiz, örgütlerimiz ve üyelerimiz adına değil, hangi görüşten olursa olsun partimize yönelik bu siyasi müdahalenin karşısında duran on milyonlarca yurttaşımız adına teslim ediyoruz" diye konuştu.

Birileri tarafından, "mahkeme ve tedbir kararının olağanüstü kurultay yapılmasına engel olduğuna" ilişkin iddiaların hukuken gerçeği yansıtmadığını belirten Yalaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye’nin 32 kamu hukuku hocasının imzası ile bu hocalar, profesörler, doçentler, kanunun yapım aşamasında komisyonda yer alan hukukçu hocalarımız, hukuki mülahazalarda görüş ve bilgisine başvurulan kıymetli akademisyenlerimizin içinde bulunduğu 32 kamu hukuku hocasının yayınladıkları mütaalayı da genel merkezde bulunan muhataplarına teslim ettik. Bu hukuki mütalaada, Türkiye’nin bütün hukukçuları, açıkça tedbir kararının olağanüstü kurultay yapılmasına engel teşkil etmediğini, hatta ve hatta tedbirin kurultay yapılmasını ivedi ve zorunlu kıldığını göstermektedir.

"MESELE ERDOĞAN VE MİLLET ARASINDADIR"

Yaşananlar parti içi bir mesele değildir. Mesele, Erdoğan ve millet arasındadır. Saray iktidarı, siyasi yargı yoluyla partimize hukuk dışı bir müdahalede bulunmuştur. Amaç Cumhuriyet Halk Partisi’nin teslim alınmasıdır. Amaç CHP’yi majestelerin muhalefeti yapmaktır. Partimiz, tarihi boyunca askeri ve siyasi darbelerle hedef alınmış, mal varlıklarına el konulmuş ve hatta kapatılmıştır. Cumhuriyet Halk Partimiz, örgütünden ve milletten aldığı güçle, her türlü anti-demokratik müdahaleyi püskürtmeyi dün başarmıştır, bugün de partimiz ve milletimiz darbeye teslim olmayacaktır."

"TÜRKİYE'Yİ KİMİN YÖNETECEĞİNE MİLLET KARAR VERİR"

Yapılması gerekenin, hızlıca Olağanüstü Kurultay sürecinin başlatılması olduğunu belirten Yalaz, şunları kaydetti:

"Kurultayımızın 25 Temmuz 2026 tarihine kadar toplanmaması durumunda, 103 yaşına yaklaşan partimizin tarihinde ilk kez, seçime girme yeterliliğini kaybetme riski söz konusudur. Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten devraldığımız şiar, bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.' Türkiye’yi kimin yöneteceğine millet karar verecektir. Cumhuriyet Halk Partisi’ni kimin yöneteceğine, üyeleri ve örgütü karar verir.

"GENEL BAŞKANIMIZ ÖZGÜR ÖZEL, CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ EKREM İMAMOĞLU'DUR"

Bizler 2 milyon Cumhuriyet Halk Partili'yi ve demokrasiden taraf on milyonlarca yurttaşımızı temsilen irademizi burada bir kez daha ilan ediyoruz, Genel Başkanımız, Kurultayımız tarafından 4 kez seçilen Sayın Özgür Özel’dir, Cumhurbaşkanı adayımız, 15,5 milyon yurttaşımızın imzasıyla aday olan Sayın Ekrem İmamoğlu’dur. Partimiz, baba ocağımız, Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Pusulamız millettir, milletin sözü bellidir, önce Kurultay, sonra iktidar."

Yalaz, açıklamasının ardından bir gazetecinin, "Olağanüstü kurultay toplanmazsa ne yapacaksınız?" sorusuna, "Bu imzalar bizlerin de gözü önünde tek tek incelendi. İlgili noter tutanakları, noter imzaları tek tek kontrol edildi ve teslim edildiğine dair tutanak altına alındı. Makul sürede kurultayın yapılmasını bekliyoruz. Belirlediğimiz makul süre 10 gündür. 10 gün içinde kurultay kararı verilmezse, gereken başvurularda bulunacağız" yanıtını verdi.

Açıklamanın sonunda il başkanları, CHP Genel Merkezi önünde, "Direne direne kazanacağız” ve "Kurultay, kurultay" sloganları attı.

EMİR'DEN MECLİS'TE AÇIKLAMA

Olağanüstü kurultay talebinin arkasındaki delege iradesinin büyüklüğüne dikkati çeken Murat Emir, İstanbul İl Kongresi hakkında verilen tedbir kararının devam etmesi sebebiyle İstanbul delegelerini imza sürecine dahil etmediklerini bildirdi.

Buna karşın İstanbul'dan da 170 delegenin irade beyanında bulunduğunu aktaran Emir, şöyle konuştu:

"Şu anda olağanüstü kurultay talep eden, 37. Kurultay delegelerimizden 1000 delegemiz var. 1000 delegemiz duruma müdahale etmiştir. Partimizin saray eliyle, yargısal operasyonlarla kayyum eline verilerek kurultaysız bırakılmasına, adeta felç edilmesine ve böylesine bir karmaşanın içerisine sürüklenmesine itiraz etmiştir. 'Dur' demiştir, müdahale etmiştir. Herkes bilmelidir ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin sahibi millettir. Kurultay üyelerimizdir, kurultay delegelerimizdir. Herkesin kurultay delegelerimizin bu talebine kulak vermesi gerekir."

"SALT ÇOĞUNLUK TOPLANIRSA KURULTAYI TOPLAMAK ZORUNDA"

Parti tüzüğünün amir hükümlerinin son derece açık olduğunu vurgulayan Emir, tüzüğün 48. maddesini hatırlatarak, "Salt çoğunluktan bir fazla kurultay delegesi eğer 'kurultay yapılsın' diye usulüne uygun olarak başvuruda bulunmuşsa artık genel başkanın elinde bir seçenekli durum söz konusu değildir, 45 gün içerisinde kurultayı toplamak zorundadır" ifadelerini kullandı.

"36. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ KARARI BAHANE EDİLEMEZ"

Yönetimin "tedbir kararı olduğu için olağanüstü kurultay yapamayız" yönündeki gerekçesinin hiçbir hukuki altyapısı bulunmadığını savunan Emir, 36. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararının iyi okunması gerektiğini söyledi. Mahkemenin kararında kurultay yapılamayacağına dair hiçbir cümle olmadığını, aksine mevcut yönetimi sadece kurultay yapmak üzere tedbiren göreve getirdiğini ifade eden Emir, "Kararın hiçbir yerinde, hiçbir cümlesinde 'Tedbirle gelindiği için olağanüstü kurultay yapılamaz.' demediği gibi aslında tedbirle gelindiği için tek yapması gereken olağanüstü kurultaydır. Yine de o mahkeme kararına baktığınızda sonuç olarak 38. Kurultay'ı kabul etmediğini, 37. Kurultay'daki mevcut genel başkan, parti meclisi ve yüksek disiplin kurulunu göreve tedbiren getirdiğini söylemiştir. Ne yapmak üzere getirmiştir? Kurultay yapmak üzere getirmiştir. Bunda hiçbir tereddüt yoktur" dedi.

"KURULTAY YAPMAZSANIZ 20 TEMMUZ'DA SEÇİME GİREMEME TEHLİKESİ VAR"

Türkiye'nin önde gelen 34 kamu hukuku alanındaki akademisyeninin ortaklaşa bir bildiri yayınlayarak tedbir kararının kurultaya engel teşkil etmediğini açıkladıklarını hatırlatan Emir, kurultayın yapılmamasının partiyi büyük bir tehlikeye atacağını söyledi. Siyasi Partiler Yasası gereğince 6 yıllık sürenin dolacağına işaret eden Emir, "6 yıl süresi dolan 20 Temmuz söz konusu olduğunda Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçime girememe tehlikesi doğmaktadır. Dolayısıyla buradaki herhangi bir gerekçenin, mücbir sebep vesaire, bir hukuki tartışma yaratılabilir ama herhangi bir gerekçenin kanunda yazan amir hükmün üstüne çıkamayacağını öngörüyorsa o halde Cumhuriyet Halk Partisi'ne bu kötülüğü yapamayız. Cumhuriyet Halk Partisi'ne umut veren milyonları seçimde partisiz bırakamayız. Yapacağınız ilk ve tek şey derhal kurultaydır" uyarısında bulundu.

"MYK YETKİSİZ BİÇİMDE MİLLETVEKİLLERİNİ DİSİPLİNE SEVK EDEMEZ"

Parti üyesi 9 milletvekilinin üyeliklerinin Yargıtay tarafından düşürülmesini "olağan olmayan bir durum" olarak nitelendiren Emir, Merkez Yönetim Kurulu’nun (MYK) tüzük ve yasadan kaynaklanmayan yetkiler kullandığını ileri sürdü. Tüzüğe göre milletvekillerini disipline sevk etme yetkisinin sadece Parti Meclisi’ne (PM) ait olduğunu belirten Emir, şu ifadeleri kullandı:

"Milletvekillerini disipline sevk edecek organ Parti Meclisidir. Başka hiçbir organ milletvekillerini disipline sevk edemez. 'Yok, biz ederiz MYK marifetiyle', edemezsiniz. Usul şudur: Parti Meclisi'ne gidecek, Parti Meclisi'nde karar verilecek Yüksek Disiplin Kurulu'na gitsin diye. Karar verici Yüksek Disiplin Kurulu'dur. Yüksek Disiplin Kurulu dosyayı açacak, süresi içerisinde çağrıda bulunacak, süresi içerisinde ifadesini alacak kişinin ve buna göre karar verecek. Türkiye'de Yargıtay neyse partide de Yüksek Disiplin Kurulu budur. Şimdi MYK toplanıyor, olmayan bir yetkiyi kullanıyor. 'Tedbirli olarak ben bunu Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk ettim' diyor ve tedbirli olduğu için de Yargıtay'a yazıyorlar güya, Yargıtay da bunu düşürüyor üyelikten. Tedbirle Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına gelip oturuyorsunuz, tedbirle Cumhuriyet Halk Partisi'ni yönetmeye çalışıyorsunuz. 'Tedbirle geliyoruz, yıllarca kalacağız, seçimi de biz yapacağız, herkes hesabını buna göre yapsın' diyorsunuz. Ama iş kurultay yapmaya gelince 'Biz tedbirle geldik, kurultay yapamayız' diyorsunuz. Bu, kaçak dövüşmektir."

"MİLLETVEKİLİNİN SAVUNMA HAKKINDA SAYGI DUYMADAN ÜYELİK DÜŞÜRMEK NEDİR?"

MYK'nın tüzüğü açıkça çiğneyerek, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) kararını ve milletvekillerinin savunma hakkını beklemeden işlem yaptığını söyleyen Emir, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Peki bunlar bir çırpıda olacaksa o yargılanma hakkı, savunma hakkı nerede kaldı? Hani adalet yürüyüşü yapmıştık birlikte? Hani AKP'nin tek adam rejimine karşı mücadele etmiştik hep birlikte? Hani Türkiye'ye demokrasiyi getirecektik, hani güçlendirilmiş parlamenter rejimi getirecektik? Bir milletvekilinin savunma hakkına dahi saygı duymadan, onu Yüksek Disiplin Kurulu'na Parti Meclisi'nin sevk etmesi açık hükmünü dahi görmezden gelerek üyeliğini düşürmek nedir Allah aşkına? Bu kadar kanun bilmezseniz, bu kadar usulden koparsanız, bu kadar partinin evlatlarına kastederseniz bu partiyi nereye götüreceksiniz?

"MECLİS, ORTADA BİR KARAR OLMADIĞI İÇİN ÜYELİKLERİN DEVAM ETTİĞİNİ GÖRÜYOR"

Bu dokuz arkadaşımızın üyeliğinin tedbirli olarak düştüğü aynı zamanda Meclis'e de bildirildi. Meclis her zaman yaptığı gibi baktı, bu kişilerin üyelikleri disiplin süreçlerine söz konusu olduğu için —çünkü MYK kararına bakın, 'Ben Yüksek Disiplin Kuruluna tedbirli olarak gönderdim' diyor, Yüksek Disiplin Kurulu kararı yok ortada— şimdi bunu Meclis'e de yazıyor. Meclis bakıyor, bu milletvekili MYK tarafından Yüksek Disiplin Kurulu'na tedbirli olarak gönderilmiş. Peki hukuki mi? 'Oraya bakmam' diyor bizim Meclis'imiz, 'Çünkü o değerlendirme benim dışımda, ben mahkeme değilim. Ben bana gelen yazıya bakarım'. Bana göre doğru değil, çünkü açıkça çiğnenmiş. Bakıyor, bu kişiler hala üyeler, üyelikleri devam ediyor ama tedbirden dolayı üyeliğe bağlı hakları kullanamıyorlar, yani komisyon üyelikleri bunun bir örneği. Ama bu kişilerin üyelikleri devam ediyor çünkü ortada bir karar yok. Şimdi, karar olmadan Yüksek Disiplin Kurulu daha dosyayı görmemiş, önüne gitmemiş, değerlendirmemiş. Yani MYK kendi başına hem Yüksek Disiplin Kurulu olmuş hem oradaki savunmaları aldım varsaymış hem kararı vermiş hem de kesinleştirmiş hem de Yargıtay'a bildirmiş. Burada bir tane mantık var mı, bir tane doğru var mı arkadaşlar? Olacak iş midir?"

CHP TÜZÜĞÜNDE OLAĞANÜSTÜ KURULTAY SÜRECİ...

CHP tüzüğüne göre olağanüstü kurultayın toplanabilmesi için üç ayrı yöntem bulunuyor. Buna göre genel başkan doğrudan kurultay çağrısı yapabiliyor, Parti Meclisi karar alabiliyor ya da kurultay üyelerinin beşte birinin noter onaylı imzasıyla süreç başlatılabiliyor.

15 GÜN İÇİNDE İMZA, 45 GÜN İÇİNDE KURULTAY

Tüzük gereği delegelerin imzaları 15 gün içinde toplanarak genel başkanlığa sunuluyor. Başvurunun ardından olağanüstü kurultayın en geç 45 gün içinde yapılması gerekiyor.

900 İMZA SALT ÇOĞUNLUĞU AŞTI

Toplanan yaklaşık 900 delegenin imzasının, seçimli olağanüstü kurultay için gerekli olan salt çoğunluğun üzerinde olduğu ifade ediliyor.