Türkiye merkezli dini yapılardan biri olan Süleymancılar, kendi ifadeleriyle Süleymanlılar olarak da anılıyor. Nakşibendilik geleneğinden etkilenen cemaat, adını kurucusu olarak kabul edilen Süleyman Hilmi Tunahan'dan alıyor.
Cemaatin temelleri, Süleyman Hilmi Tunahan'ın 1920 yılında Darü'l-Hilafeti'l-Aliyye Medresesi'nde Kur'an öğretmenliği yapmasıyla başlayan döneme kadar uzanıyor. 1924 yılında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medrese sisteminin kaldırılmasının ardından Tunahan, dini eğitimi farklı yollarla sürdürmeye devam etti.
İstanbul vaizliği yaptığı dönemde Gedikpaşa ve Lüleburgaz gibi bölgelerde öğrenciler yetiştiren Tunahan, bazı öğrencilerini işçi olarak göstererek onlara dini eğitim verdi. Bu faaliyetleri nedeniyle 1939 ve 1944 yıllarında gözaltına alındı. 1943 yılında ise vaizlik yetkisi elinden alındı.
1949 yılında Kur'an kurslarının yeniden yasal zemine kavuşmasının ardından cemaatin faaliyetleri de daha görünür hale geldi. Süleyman Hilmi Tunahan, 1951 yılında Çamlıca'da cemaatin ilk Kur'an kursunu açtı. 1950'li yıllarda siyasi ve hukuki şartların değişmesiyle birlikte yapı, Türkiye'nin farklı şehirlerine yayıldı.
Tunahan'ın temel amacı, dönemin eğitim sistemine karşı öğrencilerine Kur'an ve dini bilgiler öğretmekti. Bu dönemde özellikle İmam Hatip okullarıyla ilgili yaklaşımı nedeniyle cemaat ile bu okullardan mezun olanlar arasında zaman zaman görüş ayrılıkları yaşandı. "Süleymancı" adı da büyük ölçüde bu dönemden itibaren kullanılmaya başladı.
Süleyman Hilmi Tunahan'ın ardından ne oldu?
Süleyman Hilmi Tunahan'ın ölümünün ardından cemaatin liderliğini damadı Kemal Kacar üstlendi. Kacar döneminde yapı kurumsallaşarak büyümeye devam etti.
1966 yılında Kur'an Kursları Kurma, Koruma ve İdame Ettirme Dernekleri Federasyonu kuruldu. 1971 yılında yayımlanan Kur'an Kursu Yönetmeliği sonrasında kurs binalarının Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredilmesinin gündeme gelmesi cemaat içinde rahatsızlığa neden oldu.
Bunun üzerine derneklerin faaliyet alanı genişletildi ve öğrencilere eğitim hayatları boyunca destek sağlanması amacıyla yapılanma yeniden şekillendirildi. Cemaat, 1971 sonrasında öğrenci yurtları da kurmaya başladı.
Yapının faaliyetleri Türkiye ile sınırlı kalmadı. 1970'li yıllarda Avrupa'daki Türk işçilere yönelik dini eğitim çalışmaları yürütüldü. 1974 yılında Almanya'da Türk işçilere dini eğitim verilmesi konusunda izin alınmasıyla cemaatin Avrupa'daki faaliyetleri de genişledi.
12 Eylül döneminde yargılandılar
12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından cemaatin bazı önde gelen isimleri hakkında dava açıldı. 1983 yılında Antalya Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan soruşturmada bazı isimler, halifelik ve şeriat hükümlerine dayalı bir yönetim kurmak istemek ve yasa dışı Kur'an kursları açmakla suçlandı.
Kemal Kacar ve Ali Ak, bu süreçte ikişer yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cemaatle bağlantılı dernekler kapatılırken bazı mal varlıklarına da el konuldu, ancak verilen karar daha sonra bozuldu.
1986 yılına gelindiğinde cemaatin Türkiye'de Kur'an kursları için kullandığı binanın sayısının 1.000'i, yurt dışındaki İslami kültür merkezi sayısının ise 200'ü aştığı aktarılıyordu.
2016'da cemaati başına Kuris geçti
Kemal Kacar'ın 2000 yılında hayatını kaybetmesinin ardından cemaatin liderliğini Süleyman Hilmi Tunahan'ın torunu Arif Ahmet Denizolgun üstlendi.
Denizolgun'un 2016 yılında hayatını kaybetmesinin ardından cemaatin başına yine Tunahan ailesinden Alihan Kuriş geçti. Böylece cemaatin liderliği, kuruluşundan itibaren Tunahan ailesiyle bağlantılı isimler üzerinden devam etti.
Cemaat zaman içerisinde yalnızca Kur'an kurslarıyla sınırlı olmayan geniş bir yapılanmaya dönüştü. Öğrenci yurtları ve pansiyonlar, vakıflar, dernekler ve çeşitli şirketler üzerinden Türkiye'de ve yurt dışında faaliyetlerini sürdürdü.
2017 yılına ilişkin verilere göre cemaatin Türkiye genelinde yaklaşık 900 derneği, bu dernekler tarafından işletilen yaklaşık 1.300 yurt ve pansiyonu, 20 civarında vakfı ve 30'un üzerinde şirketi bulunuyordu. Aynı dönemde yapı bünyesindeki faaliyetlerden yaklaşık 100 bin öğrencinin yararlandığı öne sürülüyordu.
Süleymancılar, eğitim faaliyetlerinin yanı sıra Türkiye'nin siyasi ve bürokratik hayatında da zaman zaman etkili olan dini yapılardan biri olarak değerlendiriliyor. Cemaatle bağlantılı olduğu belirtilen isimler arasında eski bakan ve milletvekilleri Kemal Kacar, Arif Ahmet Denizolgun, Mehmet Beyazıt Denizolgun ve Fatih Süleyman Denizolgun da bulunuyor.