Suriye'de yaşanan gelişmeler sonrası gözler Terörsüz Türkiye sürecine çevrildi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Halep’teki katliam girişimi ve Rojava’ya dönük saldırıların olduğu bu dönemde tutanakların komisyon üyelerine sorulmadan ve bilgi verilmeden kamuoyuyla paylaşılması elbette bir siyasi hesabın sonucudur. Ama baştan söyleyelim, bu ucuz bir siyasi hesaptır." dedi.

Bakırhan, Yeni Yaşam gazetesinin sorularını yanıtladı. Bakırhan, "Bu tutanaklar, çözüm zemininin bugüne kıyasla daha olumlu olduğu, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyonların henüz gündeme gelmediği bir döneme aittir. Meclis Komisyonunun Sayın Öcalan’la yaptığı tarihi görüşmenin tutanaklarının komisyon üyeleri ve Türkiye halklarına sunulmasını talep etmiştik. Komisyonda AKP dışındaki partiler de bu yönlü talepte bulunmuştular. O dönem görüşme tutanakları yayınlanmadı. Çok kısa ve manipüle edilmiş bir özet komisyonda okundu." diye konuştu. 

"UCUZ SİYASİ HESAP"

Bakırhan şu ifadeleri kullandı: 

Halep’teki katliam girişimi ve Rojava’ya dönük saldırıların olduğu bu dönemde tutanakların komisyon üyelerine sorulmadan ve bilgi verilmeden kamuoyuyla paylaşılması elbette bir siyasi hesabın sonucudur. Ama baştan söyleyelim, bu ucuz bir siyasi hesaptır.

"TUTANAK YORUMLA, SEÇMEYLE, MONTAJLA PAYLAŞILMAZ"

Sayın Öcalan yalnızca bir 'muhatap' değil; bu meselenin tarihsel ağırlığını taşıyan, barışın ve demokratik çözümün baş müzakereci adresidir. Barış ve demokrasi çizgisi konjonktürel değil; ilkesel, tarihsel ve siyasidir. Tam da bu yüzden, bugün yaratılan negatif zeminde bu tutanakları araçsallaştırmak, çarpıtmak, bağlamından koparmak; iyi niyet değil, art niyet göstergesidir. Üstelik kullanılan yöntem de başlı başına sorunludur: Tutanak dediğiniz şey yorumla, seçmeyle, montajla paylaşılmaz. Tutanak olduğu gibi aktarılır. Aksi, hakikati boğmaktır.

Tutanakların yayınlanması insanların Öcalan’a dair negatif kanaat oluşturmasını sağlamak için yayınlandığını ama bunun nafile bir çaba olduğunu düşünüyoruz. Elli yıl ısrarla sürdürülen ama tek bir sonuç üretmeyen “Anadolu’dan Görünüm ve Tek Türkiye” senaryosunun farklı araçlarla sürdürülmesidir.

Hakikati parçalayıp servis etmek yerine, barışın hakkını verin. Toplumun duygusuyla oynamayın; toplumun acısını büyütmeyin. Bu ülkenin kaybedecek bir günü, halkların kaybedecek bir canı daha yok. Barışın dili kurulacaksa, bu dil manipülasyonla değil; açıklıkla ve siyasi cesaretle kurulur.

Barış ve Demokratik Toplum Sürecini hızlandırmamız gereken bir dönemdeyiz. Sürecin önüne yeni stres testleri koymak kimseye kazandırmaz. Bu kapsamda bu süreçleri yönetenleri ucuz siyasi hesaplara tevessül etmemeye çağırıyoruz.