Bilimsel adı Cenchrus setaceus olan ve Türkçede kabaca "fıskiye otu" olarak adlandırılabilecek bitki, hızlı çoğalması nedeniyle Kanarya Adaları'nın yerli bitki örtüsü için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Üstelik adayı istila eden bitki buraya doğal yollarla ulaşmadı. Başlangıçta süs bitkisi olarak insanlar tarafından getirilen rabo de gato, zamanla bahçelerden çıkarak doğal alanlara yayıldı. Binlerce tohum üretebilmesi ve bu tohumların rüzgarla uzak noktalara taşınması, türün kontrolünü giderek zorlaştırdı.
TOHUMLARI RÜZGARLA UZAKLARA TAŞINIYOR
Bitkiyle mücadeleyi zorlaştıran en önemli özelliklerden biri üreme hızı. Tek bir bitki binlerce tohum üretebiliyor ve hafif yapıdaki bu tohumlar rüzgarla çevreye taşınabiliyor. Araçlar, hayvanlar ve insanların kıyafetleri de tohumların başka noktalara ulaşmasına yardımcı olabiliyor.
Bitkinin yalnızca görünen kısmını kesmek de sorunu çözmüyor. Kökleri toprakta kaldığında yeniden büyüyebildiği için mücadele sırasında bitkinin köküyle birlikte çıkarılması gerekiyor. Üzerinde tohum bulunan örneklerin ise çevreye yeniden yayılmaması için dikkatli şekilde toplanıp uygun biçimde imha edilmesi gerekiyor.
La Gomera'da ekipler ve gönüllüler yıllardır farklı bölgelerde bitkileri tek tek söküyor. Ancak temizlenen alanların düzenli olarak yeniden kontrol edilmesi gerekiyor. Toprakta kalan veya çevreden yeniden gelen tohumlar nedeniyle aynı bölgede yeni bitkiler ortaya çıkabiliyor.

MÜCADELEYE MİLYONLARCA EURO HARCANDI
La Gomera'da istilacı türlerin kontrolü için yürütülen çalışmaların maliyeti de dikkat çekici boyutlara ulaştı. Son yıllarda farklı programlar ve müdahaleler için milyonlarca euroluk kaynak ayrılırken, rabo de gato ile mücadele adadaki en zorlu çevre çalışmalarından biri haline geldi.
Asıl endişe ise bitkinin yerli türlerin bulunduğu doğal alanlara girmesi. Hızla büyüyen rabo de gato, bulunduğu bölgede alan ve kaynaklar için diğer bitkilerle rekabet ediyor. Yoğunlaştığı noktalarda yerli bitkilerin gelişebileceği alanı daraltabiliyor ve adanın kendine özgü bitki örtüsünü değiştirebiliyor.
Bitkinin kuruyan yaprak ve gövdeleri aynı zamanda kolay tutuşabilen bir örtü oluşturabiliyor. Bu nedenle yoğun şekilde yayıldığı bölgelerde yangın riskini ve yangının ilerlemesini etkileyebileceği konusunda da endişeler bulunuyor.
La Gomera'daki mücadelede amaç artık yalnızca bitkiyi sökmek değil, temizlenen alanlara yeniden dönmesini engellemek. Bunun için ekiplerin aynı bölgeleri yıllarca takip etmesi gerekiyor. 15 yılı aşkın süredir devam eden mücadeleye rağmen tamamen ortadan kaldırılamaması, istilacı bir türün yeni bir ekosisteme yerleştikten sonra kontrolünün ne kadar zorlaşabileceğini gösteriyor.