Küresel piyasalarda "güvenli liman" olarak adlandırılan spot altın, Pazartesi günü ons başına 5.000 dolar barajını aşarak tarihi bir rekora imza attı. Uzmanlar; artan jeopolitik tansiyon, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme stratejileri ve bireysel yatırımcı talebiyle birlikte yükseliş ivmesinin yıl boyunca devam etmesini bekliyor.
2025 yılında yüzde 64 oranında değer kazanan kıymetli metal, 2026 yılına da hızlı bir giriş yaparak yüzde 18,17’lik bir artış kaydetti ve 5.111,52 dolar seviyesiyle zirveyi gördü.
PİYASALARDA ALTIN VE GÜMÜŞ FIRTINASI
Yeni haftaya rekor üstüne rekor kırarak başladı. Saat 13.15 itibarıyla ise 5.088 dolarda hareketleniyor.
Gram altın ise 7.105 lirada bulunurken Kapalıçarşı'da 7.262 liradan işlem görüyor.
Gümüşün onsu ise 108,85 dolarda hareketlenirken psikolojik sınır olan 100 doları geçti. Gümüşün onsu 110 doları görerek rekorunu test etti. Gram gümüş ise 151 lirada hareketleniyor.
ALIŞ-SATIŞ MAKASI AÇILDI
Kapalıçarşı'da ise gram altındaki artış peş peşe rekorlar getirdi. En yükse 7 bin 295 lirayı gören gram altın şu sıralar 7 bin 269 liradan işlem görüyor.
Kapalıçarşı'da alış fiyatı ise 7 bin 129 lira olurken satış fiyatları kuyumcudan kuyumcuya göre değişiyor. Alış-satış makasındaki artış da dikkat çekiyor.
Bazı kuyumcularda satış fiyatı 7 bin 437 liradan satılırken, altının alış fiyatı ise 7 bin 245 lirada bulunuyor. Böylece makas 200 liraya yaklaştı.
DEV BANKALARDAN "YUKARI YÖNLÜ REVİZE"
Londra Külçe Piyasası Birliği (LBMA) tarafından yayınlanan yıllık tahmin anketi, analistlerin 2026 yılı için ortalama 4.742 dolar, tavan fiyat olarak ise 7.150 dolar gibi iddialı rakamlar öngördüğünü ortaya koydu. Goldman Sachs, Aralık 2026 fiyat tahminini 4.900 dolardan 5.400 dolara yükseltirken; bağımsız analist Ross Norman, fiyatların bu yıl içinde 6.400 dolara kadar tırmanabileceğini belirtti. Norman, piyasadaki durumu "Şu anki tek kesinlik belirsizliktir ve bu durum altının ekmeğine yağ sürüyor" sözleriyle özetledi.
ALTIN NEDEN YÜKSELİYOR?
Altındaki son rallinin arkasında yatan temel itici güçlerden biri de küresel siyasi gerilimler. ABD ile NATO arasında Grönland üzerinden yaşanan sürtüşmeler, gümrük tarifelerindeki belirsizlik ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bağımsızlığına dair artan şüpheler yatırımcıyı altına yönlendiriyor.
Metals Focus Direktörü Philip Newman, yaklaşan ABD ara seçimlerinin siyasi belirsizliği daha da artırabileceğine dikkat çekerek, "Hisse senedi piyasalarındaki aşırı değerlenme endişeleri, portföy çeşitlendirmesi amacıyla altına olan nakit akışını güçlendirecektir. 5.000 dolar eşiğinin aşılmasından sonra yükselişin devamını bekliyoruz" dedi.
MERKEZ BANKALARI "DOLARSIZLAŞMA" YOLUNDA
2025 yılındaki fiyat artışının kilit oyuncusu olan merkez bankalarının, bu yıl da güçlü alımlarına devam etmesi bekleniyor. Goldman Sachs, gelişmekte olan ülke merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme çabalarıyla ayda ortalama 60 metrik ton altın alacağını öngörüyor.

Polonya: 2025 sonu itibarıyla 550 ton altına sahip olan Polonya Merkez Bankası, rezervlerini 700 tona çıkarmayı hedefliyor.
Çin: Çin Merkez Bankası, Aralık ayı itibarıyla altın alım serisini üst üste 14. aya taşıdı.
Analist Ross Norman, merkez bankalarının temel motivasyonunun "dolarsızlaşma" olduğunu vurgulayarak, "Dolar dışına çıkmak isteyen bir merkez bankasının gidebileceği tek yer altındır" değerlendirmesinde bulundu.
ETF GİRİŞLERİNDE REKOR SEVİYE
Faiz indirim beklentileriyle birlikte altına dayalı Borsa Yatırım Fonları'na (ETF) olan ilgi de artıyor. 2025 yılında yıllık bazda 89 milyar dolarlık (801 metrik ton) rekor girişin yaşandığı ETF piyasası, 2020’deki zirve döneminden bu yana en yüksek hacmine ulaştı. Gabelli Gold Fund yöneticisi Chris Mancini, faiz oranları düştükçe altın tutmanın "fırsat maliyetinin" azaldığını ve Fed'in 2026 indirimlerine devam etmesi durumunda talebin katlanacağını belirtti.
ALTINI NELER BEKLİYOR?
Analistler, Fed’in faiz indirim beklentilerinden geri adım atması veya hisse senedi piyasalarındaki olası sert düzeltmelerin altın fiyatlarında geçici geri çekilmelere neden olabileceği konusunda uyarıyor. Ancak piyasa genelindeki hakim görüş, her türlü geri çekilmenin kısa soluklu olacağı ve yatırımcılar tarafından "alım fırsatı" olarak değerlendirileceği yönünde.