Bir zamanlar taşkınları önlemek ve yeni tarım alanları açmak için nehirlerin yatağı değiştirildi, binlerce kilometrelik kanal sistemi kuruldu ve suyun doğal döngüsü büyük ölçüde kesildi. O dönemde tarımsal üretimi artıran bu uygulamaların, yıllar sonra ülkenin en büyük çevre sorunlarından birine dönüştüğü değerlendiriliyor.
SUYU HIZLA ÜLKEDEN UZAKLAŞTIRDILAR
Macaristan'dan geçen Tuna ve Tisza nehirleri her yıl büyük miktarda su taşımasına rağmen, bu suyun önemli bölümü taşkın kanalları aracılığıyla kısa sürede ülke dışına ulaşıyor. Yağışların da azalmasıyla birlikte toprak yeterince su tutamıyor, yer altı su kaynakları beslenemiyor ve birçok bölgede tarım arazileri kuraklığın etkisini daha ağır hissediyor.
Uzmanlara göre ülkenin temel sorunu suyun tamamen tükenmesi değil, mevcut suyun doğal alanlarda tutulamaması. Bu nedenle geçmişte kurutulan sulak alanların ve eski taşkın ovalarının yeniden suyla buluşturulması, kuraklıkla mücadelede en etkili çözümlerden biri olarak görülüyor.

ESKİ KARARI TERSİNE ÇEVİRMEK İSTİYORLAR
Bilim insanları, yaklaşık 1 milyon hektarlık eski taşkın ovasının kontrollü şekilde yeniden su tutan alanlara dönüştürülmesini öneriyor. Bunun hem yer altı su seviyelerini yükselteceği hem de kuruyan toprakların yeniden nem kazanmasını sağlayacağı belirtiliyor.
Ancak öneri tartışmaları da beraberinde getirdi. Yeniden su altında bırakılması planlanan bölgelerin önemli bir kısmı bugün aktif olarak tarım yapılan arazilerden oluşuyor. Bu nedenle çiftçiler ile çevre uzmanları arasında görüş ayrılıkları yaşanırken, yetkililer hem tarımsal üretimi koruyacak hem de suyu doğada daha uzun süre tutacak yeni bir yönetim modeli üzerinde çalışıyor.