Günün yorgunluğuyla yatağa geçtiğimizde çoğumuzun son yaptığı şey telefona bakmak oluyor. Ancak telefonla vedalaştıktan sonra onu yastığın altına veya başucuna çok yakın bir noktaya bırakmak, gece boyunca vücudunuzda sinsi değişimlere yol açıyor. İşte uzmanların uyardığı o tehlikeler:
BEYNİNİZİ GÜNDÜZ OLDUĞUNA İKNA EDİYORSUNUZ
Telefon ekranlarından yayan mavi ışık, uyku hormonu olarak bilinen melatonin salgılanmasını durdurur. Telefon yastığınızın altındayken, gece gelen en ufak bir bildirim ışığı bile beyninize "Hala gündüz, uyanık kal" sinyali gönderir.
HEM YASTIK ALTINDA HEM DE ŞARJDA BIRAKMAYIN
Telefonlar çalışırken ve özellikle şarjdayken ısı üretir. Yastık altı gibi hava akışının sıfır olduğu bir ortamda, cihazın ısısı dışarı çıkamaz. Bu durum bataryanın aşırı ısınmasına, şişmesine ve en kötüsü yastığın tutuşmasına neden olabilir. Dünya genelinde yastık altındaki telefonlardan kaynaklanan yangın vakaları her geçen gün artıyor.
MAVİ IŞIK CİLDİNİZİ YAŞLANDIRIYOR
Sadece gözleriniz değil, cildiniz de telefondan gelen ışıktan etkileniyor. Uzmanlar, gece boyunca yüze çok yakın duran telefon ekranlarının ciltte erken yaşlanmaya ve dijital yaşlanmaya neden olabileceğini belirtti. Ayrıca ekran üzerindeki bakterilerin yastık kılıfına geçmesi, sivilce oluşumunu tetikliyor.
BEYİN DALGALARI TETİKTE BEKLİYOR
Telefonun yaydığı düşük seviyeli radyasyon tartışılmaya devam etse de, asıl tehlike psikolojik. Telefonun çok yakın olması, beynin "her an bir şey olabilir" modunda kalmasına neden olur. Bu da derin uykunun kalitesini bozarak dikkat dağınıklığı ve stres seviyesini artırır.
Uzmanlar, kaliteli bir uyku ve güvenlik için telefonun yataktan en az 1 metre uzağa konulması gerektiğini vurguladı.