Hindistan-Nepal sınırı yakınlarında yürütülen çalışmalarda yaklaşık 4 santimetre uzunluğunda, renksiz ve gözleri deriyle kaplı balık örneklerine ulaşıldı. Ayrıntılı incelemeler sonucunda canlının yalnızca yeni bir tür değil, aynı zamanda daha önce tanımlanmamış yeni bir cinse ait olduğu belirlendi ve balığa Gangaichthys indonepalicus adı verildi.

BİNLERCE LİTRE SUYU ELLE POMPALADILAR

Araştırmacılar Bihar'da kuyuları ve el pompalarını tek tek araştırdı. Çalışma oldukça zahmetliydi; ekip bir hafta boyunca 15 farklı sondaj kuyusundan elle su pompaladı ve yalnızca üç örnek bulabildi.

İlk balığa ulaşmak için yaklaşık 2 bin litre su pompalanması gerekti. Ancak yüzeye çıkan örnek işlem sırasında zarar gördü ve öldü. Aynı kuyudan 500 litre daha su çıkarıldığında bu kez sağlam bir balığa ulaşıldı. Bu örnek, yeni türün bilimsel olarak tanımlanmasında temel alınan örnek oldu.

Yapılan genetik incelemeler ve mikro-CT taramaları, balığın yalnızca yeni bir tür olmadığını, aynı zamanda bilim dünyasının daha önce tanımlamadığı yeni bir cinse ait olduğunu ortaya koydu. Tür, Ganj Havzası'nda kaydedilen ilk tamamen yeraltı yaşamına uyum sağlamış balık olarak kayıtlara geçti.

GÖZLERİ DERİYLE KAPLI RENGİ YOK

Yaklaşık 4 santimetrelik balığın görünümü, sürekli karanlıkta geçen yaşamının izlerini taşıyor. Vücudunda neredeyse hiç pigment bulunmuyor, gözleri büyük ölçüde küçülmüş ve deriyle kaplanmış durumda. İncelemelerde kaburgalarının da bulunmadığı görüldü. Bu özelliklerin yeraltındaki kaya, kum ve çakıl arasındaki dar boşluklarda hareket etmesine yardımcı olabileceği düşünülüyor.

Kaynak olarak ekle

Canlı, görünüşü nedeniyle 'solucan yılan balıkları' olarak bilinen Chaudhuriidae familyasında yer alıyor. Buna rağmen gerçek bir yılan balığı ya da solucan değil; uzun ve ince vücutlu bir balık.

Yeni cinse verilen Gangaichthys adı 'Ganj'ın balığı' anlamına geliyor. Tür adındaki indonepalicus ise canlının Hindistan ile Nepal sınırı yakınlarında bulunmasına gönderme yapıyor. Bilim insanları, ulaşılması son derece güç olan yeraltı su sistemlerinde henüz keşfedilmemiş başka canlıların da bulunabileceğini düşünüyor.