Alaska'nın kuzeyinde yer alan Point Lay köyünde, küresel ısınma nedeniyle donmuş toprakların erimesi sonucu evler ve altyapı sistemleri zemine gömülüyor. Yerel halkla birlikte çalışan bilim insanları, bölgede bina temellerinin çöktüğünü, su ve kanalizasyon hatlarının devre dışı kaldığını ve elektrik direklerinin tehlikeli açılarla eğildiğini belgeledi.
Zeminin çökmesiyle birlikte bazı evlerin destek kazıkları tamamen havada kalırken, tek katlı yapılar çevrelerindeki çöküntü sebebiyle aniden iki kat yüksek görünmeye başladı. Yaşanan bu yapısal bozulma, temiz suya ve sanitasyona erişimi engelleyerek Alaska genelinde ciddi bir halk sağlığı krizine yol açtı.
ALASKA'DAKİ POİNT LAY KÖYÜNDE NELER YAŞANIYOR?
Kuzey Yarımküre'nin yaklaşık yüzde 24'ünü kaplayan donmuş topraklar, binlerce yıldır eski bitki ve hayvan kalıntılarını barındıran doğal bir depo işlevi görüyor. Leeds Üniversitesi araştırmacıları, bu toprakların çözülmesinin zemin geçirgenliğini 25 ila 100 kat artırdığını ve hapsolmuş gazların dışarı çıkmasına yol açtığını saptadı.
Toprak sıcaklığının artmasıyla uyanan mikroorganizmalar, eski organik kalıntılarla beslenerek karbondioksit ve yüzyıllık süreçte ısıyı 28 kat daha güçlü hapseden metan gazı salıyor. Küresel atmosferden 2,5 kat daha fazla karbon barındıran bu katman, eridikçe daha fazla ısınmaya ve dolayısıyla daha fazla erimeye yol açan tehlikeli bir döngüyü tetikliyor.
ERİYEN DONMUŞ TOPRAKLAR KÜRESEL İKLİMİ NASIL ETKİLİYOR?
2026 yılında yapılan kapsamlı bir araştırma, Arktik'teki donmuş toprakların çözülmesinin nehir yataklarını değiştirdiğini ve çözülme mevsiminin sonbahara kadar uzadığını ortaya koydu. Bilim insanları, agresif önlemler alınmadığı takdirde bu katmanların 2100 yılına kadar atmosfere 550 gigaton karbondioksit salabileceğini öngörüyor.
Mevcut iklim modellerinin tam olarak hesaba katamadığı bu durumun, Alaska'daki yollara ve binalara yüzyılın ortasına kadar 37 ila 51 milyar dolar arasında zarar vereceği tahmin ediliyor. Öte yandan, Arktik toprak mikropları üzerine yürütülen yeni çalışmalar, sıcaklık artışlarının kontrol altına alınması durumunda metan salınımının yavaşlatılabileceğine dair temkinli bir umut sunuyor.