Ulaşım hatlarının atıl alanlarını birer enerji üretim merkezine dönüştürme vizyonu, İsviçre'de meyvelerini vermeye başladı. Büyük Cenevre-Bern bölgesi (GGBa) yatırım teşvik ajansının raporlarına göre, raylar arasına yerleştirilen sökülebilir güneş panelleri bir yıllık test sürecini kusursuz tamamladı.

Projenin arkasındaki yenilikçi şirket Sun-Ways, panellerin raylar arasındaki traverslere özel bir sistemle monte edildiğini ve hatlarda bakım çalışması gerektiğinde saniyeler içinde sökülüp takılabildiğini belirterek, teknolojinin dünyada bir ilk olduğunu vurguladı.

11 bin tren geçti, sistem sıfır hasarla üretime devam etti

Neuchâtel kantonuna bağlı Buttes bölgesinde kurulan 100 metrelik pilot tesiste bir tam yıl geride kaldı. Devreye alındığı günden bu yana fotovoltaik panellerin üzerinden tam 11.000'den fazla tren geçti.

Başlangıçta mekanik sarsıntı ve yansıma endişeleri olsa da, sistem hiçbir hasar görmeden son derece istikrarlı ve güvenli bir şekilde çalışmaya devam etti. Üstelik makinistlerin gözünü alabileceği yönündeki yansıma iddiaları da asılsız çıktı.

Kaynak olarak ekle

Üretilen elektrik doğrudan yerel şebekeye aktarılıyor. Sadece 100 metrelik bu pilot proje bugüne kadar 16.000 kilovatsaatin (kWh) üzerinde temiz enerji üretti. Bu miktar, İsviçre'deki 3 ila 4 hanenin yıllık elektrik tüketimini tek başına karşılamaya yetiyor.

Türkiye gibi "güneş zengini" ülkeler için muazzam 

Test aşamasındaki bu başarının asıl heyecan verici yanı ise ulusal ve küresel çapta sunduğu devasa potansiyel. Sun-Ways uzmanlarının tahminlerine göre; tüneller ve gölgelik alanlar hariç tutulduğunda, İsviçre'nin 5.320 kilometrelik demiryolu ağı yılda 1 milyar kilovatsaate kadar güneş enerjisi üretebilir (ülkenin toplam elektrik tüketiminin %2'si).

Tam bu noktada gözler, Türkiye gibi yüksek güneşlenme sürelerine sahip ülkelere çevriliyor. Türkiye'nin 13 bin kilometreyi aşan devasa demiryolu ağı ve İsviçre'ye kıyasla katbekat yüksek olan güneş enerjisi potansiyeli göz önüne alındığında, bu teknolojinin Türkiye'ye uyarlanması "çılgın" bir enerji verimliliği anlamına geliyor. Yüksek Hızlı Tren (YHT) hatlarından konvansiyonel hatlara uzanan geniş ağda atıl duran ray aralarının bu şekilde değerlendirilmesi, Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmasında eşsiz bir alternatif güzergah yaratabilir.

Asya ve Avrupa Sıraya girdi

İsviçre İnovasyon Ajansı tarafından fonlanan bu yenilikçi proje, uluslararası arenada şimdiden kapış kapış gidiyor:

Fransa ulusal demiryolu işletmecisi SNCF, Şubat ayında teknoloji için resmi iş birliği anlaşmasını imzaladı.

İtalya demiryolu altyapı yöneticisi RFI ile entegrasyon görüşmeleri tüm hızıyla sürüyor.

Güney Kore ve Endonezya'daki dev altyapı şirketleri, kendi ağlarını güneş panelleriyle donatmak için resmi temaslara başladı.

Küresel yayılım için aşılması gereken teknik engeller

İlk sonuçlar İsviçre için mükemmel olsa da, teknolojinin Türkiye gibi geniş coğrafyalara ve küresel ölçeğe yayılabilmesi için çözülmesi beklenen bazı teknik ve yasal pürüzler bulunuyor:

Mevcut teknoloji şu an için tek seferde 500 metreden daha uzun kesintisiz kurulumlar için henüz yeterince uygun değil, geliştirme çalışmaları sürüyor.

Üretilen yüksek miktardaki elektriğin kayıpsız bir şekilde ulusal ağlara iletilebilmesi için yüksek gerilime dönüştürülmesi gerekiyor. Uzmanların asıl nihai hedefi ise üretilen bu enerjinin şebekeden ziyade, doğrudan o rayları kullanan elektrikli trenler tarafından tüketilmesini sağlamak.

Sistem yenilikçi olduğu için mevcut demiryolu yönetmelikleriyle uyuşmazlıklar yaşanıyor. Şirket kurucusu Joseph Scuderi, onay süreçlerinin 3 yılı bulabildiğinden şikayet ederek, teknolojinin daha hızlı yayılması için ülkelere "düzenleyici deneme alanları" oluşturma çağrısında bulunuyor.