ABD Başkanı Donald Trump’ın radikal bir kararla Uluslararası Kalkınma Ajansı’nı (USAID) işlevsiz hale getirmesi, yönetimin dış politika ve bütçe tercihlerini yeniden tartışmaya açtı. Kurum çalışanlarının büyük bölümü idari izne çıkarılırken, "Amerika Önce Gelir" söyleminin arka planındaki para akışı yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi.
TRUTH SOCIAL PAYLAŞIMIYIRLA GELEN KAPATMA
Süreç, Trump’ın sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı ve kurumda "ender görülen düzeyde yolsuzluk" yaşandığını savunduğu paylaşımıyla başladı. Açıklamadan kısa süre sonra ajans fiilen kapatıldı ve personel belirsiz süreli idari izne çıkartıldı.
USAID, idare kanadı ve sağcı medya organları tarafından Amerikan halkının kaynaklarını yurt dışındaki marjinal projelere aktarmakla itham edildi. Süreç boyunca muhafazakar medyada, ajansın Gazze’de milyonlarca dolarlık prezervatif harcaması yaptığı gibi kanıtlanmamış iddialar öne sürüldü.
AVRUPA'DAKİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARINA MİLYON DOLARLIK BÜTÇE
İnsani yardım projelerinin durdurulmasıyla yoksul bölgelere sağlanan destekler kesintiye uğrarken, bütçe kaynaklarının tamamen sıfırlanmadığı görüldü. Kurumun asli faaliyetleri kısıtlanırken, Amerikan vergi mükelleflerinden toplanan milyonlarca doların Avrupa’da faaliyet gösteren ve iktidarın ideolojik çizgisine yakın duran sağcı düşünce kuruluşlarına aktarıldığı kaydedildi.
"AMERİKA ÖNCE GELİR" VAADİNDEKİ ÇELİŞKİ
ABD’nin kendi iç sorunları ve altyapı ihtiyaçları çözüm beklerken, fonların kıtalararası ideolojik ağlara yönlendirilmesi eleştirilere neden oldu. Sosyal yardım bütçelerinin kısılarak küresel çaptaki siyasi yapılara kanalize edilmesi, Trump yönetiminin "önce kendi ülkemiz" vaadiyle çeliştiği gerekçesiyle kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.